Ben, Daniel Blake filminin yönetmen koltuğuna 1936 İngiltere doğumlu ” Cathy Come Home (1966), Düşen Kadın (1967), Kerkenez (1969), Aile Hayatı (1971), Bilack Jack (1979), Looks And Smiles (1981), Gizli Ajanda (1990), Ayaktakımı (1991), Minik Kuş, Minik Kuş (1994), Ülke ve Özgürlük (1995), Benim Adım Joe (1998), Ekmek ve Güller (2000), Demir Yolcuları (2001), Afili Delikanlı (2002), Mc Libel (2005), Özgürlük Rüzgarı (2006), Duygudan da Öte (2006), Hayata Çalım At (2009) ve Özgürlük Dansı (2014)” filmlerinden tanıdığımız Ken Loach oturmuş.

I,DANİEL BLAKE

Yukarıda sıralamış olduğum filmlerinden de anlaşılacağı üzere yönetmenimiz, sosyal içerikli mesajlar veren filmleri yönetmeyi seviyor ve genellikle senarist Paul Laverty ile çalışmayı tercih ediyor. Ken Loach, ”Özgürlük Rüzgarı(2006)” filminden sonra yine Paul Laverty imzalı ”Ben, Daniel Blake” ile 2016 Cannes Film Festivalinde büyük ödül ”Altın Palmiye” yi kazanmayı başardı. Düzenin çarpıklığı, işlemeyen çarklar, insanoğlunun çaresizliği, İşçi kesiminin özgürlüğü ve sorunları üzerine bir çok yapıma imza atan Loach, ”Ben, Daniel Blake” ile bir kez daha İngiltere Devletininin işlemeyen bozuk sistemine eleştiri getirirken, Hükümetin bürokrasi ayağını ve çalışanlarını yerden yere vuruyor.

I,DANİEL BLAKE

Daniel Blake, New Castle’da  yaşayan, eşini kaybetmiş, çocukları olmayan 60 yaşında bir marangozdur. Kalp krizi geçirir ve doktoru uzun bir süre çalışamaz raporu verir. Çalışmak ister ama çalıştırmazlar. Bunun üzerine, sigortası ve başka geliri olmayan Blake, devletten işsizlik maaşı almak için işsizlik fonuna başvurur. Ancak, gerçekten hasta olduğunu kanıtlamasını istediği bürokrasi çarkı onu canından bezdirir. Bu arada, iki çocuğu ile yaşam mücadelesi veren Katie isminde kimsesiz genç bir anne ile tanışır. Yaşlı adam, genç anne ve iki çocuk, çaresizce devlete karşı el ele mücadele etmeye başlar…..

I,DANİEL BLAKE

Bazılarımız sıkça, bazılarımız arada sırada da olsa bürokrasi denilen illetle karşılaşmış ve mücadele etmiştir. Birçok insan, bu tür zorlukların sadece ülkesinde yaşandığını düşünebilir. İşin aslı şu: fakirsen, paran ve devlet kapısında tanıdığın biri yoksa hangi ülke olursan ol işin zor! Filmi izlerken, bir yandan da ülkemin devlet kurumlarını ve insanlarını düşündüm. Diğer ülkelerle kıyas yaparken Türk Devletinin ve çalışanlarının bu tür konularda daha duyarlı olduğu fikri ağır bastı bende. Bizde, kim olursa olsun yaşlıya, düşkünlere, kadına ve çocuğa merhamet duygusu vardır. Türk Milletinin en zayıf, bir o kadar da en güçlü yanı budur zaten! Ancak, Avrupalı öyle değil. Onlarda sistem önemlidir. Yönetmen filminde, kendi ülkesinin sistemini ve insanlarını sorgulayarak ”-Biz niye böyleyiz?” demeye getirmiş zaten..

I,DANİEL BLAKE

Bir devlet kurumunu yada özel sektörün telefonunu aradığınızda, istediğiniz kişiye bağlanamamak, dakikalarca telefon kulağınızda beklemek, oradan oraya aktarılmak ve bu eziyete rağmen sorununuzun çözülmemesi durumunu hemen hemen hepimiz yaşamışızdır. Tecrübeli sosyalist yönetmen, bu konuya da parmak basmış ve bu tür olayları yaşayanların hislerine tercüman olmuş. Oyunculuklara gelirsek; çok sade,samimi ve gerçekçi performans sergileyerek, filmde yaşanan olayların seyirciye geçmesine katkı sağlayan Dave Johns’a ayrı bir alkış göndermemiz gerekiyor. Bu muhteşem oyunculuğa ayak uydurmaya çalışan Hayley Squires’de fena değildi. Daha iyi olacağına inancım tam.

Sözün özü: Konu güzel, anlatım güzel, kurgu güzel ve oyunculuklar güzel. Sosyal mesajlar veren filmlerden zevk alıyorsanız ve birde film beni sıkmasın su gibi akıp gitsin diyorsanız bu film tam size göre kaçırmayın! İyi seyirler.BEN,DANİEL BLAKE

Film notum:

 

 

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here