Anasayfa Film Eleştirisi ve Yorumlar RÜZGARIN OĞLU (RACE)

RÜZGARIN OĞLU (RACE)

1266
0

NE KADAR HIZLI KOŞABİLİRSİN?

Rüzgarın Oğlu filminin yönetmen koltuğuna, 1958 Jamaika doğumlu ”Elm Sokağında Kabus 5 (1989), Av 2 (1990), Hayalet ve Karanlık (1996), Uzayın Derinliklerinde (1998), Şüphe Altında (2000), Karşınızda Peter Sellers (2004) ve Hasat Zamanı (2007)” filmlerinden tanıdığımız Stephen Hopkins oturmuş. Yönetmen, ünlü olimpiyat şampiyonunun hikayesini anlatılırken genel olarak ırkçılık üzerinde durmuş. Amerikalılar, 1930’lu yıllarda zencileri üçüncü sınıf vatandaş olarak bile görmeyip her konuda onları dışlarken diğer tarafta Almanlar, buldukları yahudileri acımasızca öldürüyorlardı. Tam bu karmaşanın içerisinde Afrika asıllı Amerikalı siyah derili yoksul bir çocuk, atletik diploma sayesinde devlet üniversitesi Ohio State’yi kazanıp hızlı bir koşucu olarak okulun koçunun ilgisini çekiyor. Gençken başarılı bir atlet olan koç Larry Snyder, okulun öğrencilerinden verim alamayınca herkesin alay konusu olur. Tam bu sırada okula yeni giren Jesse Owens, bütün koşu rekorlarını yerle bir edince koç Snyder, Owens’ı 1936 Berlin olimpiyatlara götürmeye karar verir. Ancak, bu o kadar kolay olmayacak, ”Snyder ve Owens” bürokrasi engelini geçmek zorunda kalacaktır. RÜZGARIN OĞLU

ZENCİLER Mİ YAHUDİLER Mİ?

Bugüne kadar ırkçılık konusunu işleyen birçok film izledik beyaz perdede. Rüzgarın Oğlu, seyirci için yenilik değil tabi ki ama o dönemde pistlerde fırtına gibi esen efsanevi genç siyahi bir atletin hikayesi de göz ardı edilemezdi doğal olarak. Filmde, Amerikalı ve Alman bürokratların söz düelloları da kayda değer cinsten. Sanırsınız ki, iki devlette sütten çıkma ak kaşık! Amerika, Almanların Yahudilere yaptıklarını eleştirip, Almanlara olimpiyatları boykot etme tehdidi savururken kendi ülkelerinde ki siyahilerin dışlanmasını, ırkçılığı gözardı ediyor. Almanlarda tam tersi tezle Yahudilerin dünyaya zarar verdiğini ve bu nedenle yok edilmeleri gerektiğini savunuyor.RÜZGARIN OĞLUFilm, bu tezatlıklar içerisinde ilerleyip daldan dala konarken işin özüne dönmekte zorluk çekiyor. Filmin geneline baktığımızda, ”Owens” hikayenin merkezini oluştururken o döneme damga vurmuş birçok karakter de öne çıkarmayı başarıyor. Koç Snyder, asıl mesleği müteahhit olan Amerikalı diplomat Avery Brundage, Almanya dış işleri bakanı Joseph Goobbels ve  Berlin olimpiyatlarını 7 kamerasıyla kaydeden yönetmen Peggy bu karakterlerden öne çıkanlar. RÜZGARIN OĞLU

IRKÇILIK MI, AYRIMCILIK MI?

Filmde, içimi acıtan sahne ise sonlarda yaşanıyor. Owens, 4 Olimpiyat madalyası ile ülkesine dönüyor ve onuruna resepsiyon veriliyor. O’da ne? Adına düzenlenen resepsiyona karısı ile gelen Owens, bu kapıdan sadece beyazlar girebilir denilerek ön kapıdan içeri alınmıyor ve hizmetçilerin giriş yaptığı kapı gösteriliyor. Her konuda haklı olduğunu öne süren ve kendisini Dünyanın polisi ilan eden Amerika’nın adaleti o yıllarda böyleydi işte. Yönetmen, geçmiş yıllarda ki ABD ve Almanya’nın ırkçılık konusunda ki tutumunu cesur bir söylemle gözler önüne sererek iyi iş başarmış. Peki! Ben size sormak istiyorum. Bu iki ülke ve diğer Avrupa ülkeleri, günümüzde hala ırkçılık ve ayırımcılık yapıyorlar mı?RÜZGARIN OĞLU

Sözün özü: Yönetmen, filminin merkezine ırkçılığı ve ayrımcılığı koyarken, Allah vergisi yeteneğin heba edilmemesi için verilen emeği,mücadeleyi ve efsanenin doğuşunu gözler önüne seriyor. Rüzgarın Oğlu, iyi kurgusu ve oyunculukları sayesinde uzun süresine rağmen sıkılmadan izlenebilen bir yapım. Yaşanmış gerçek bir başarı ve yaşam hikayesinin anlatıldığı haftanın en iyi filmini kaçırmamanızı tavsiye ediyorum. İyi seyirler.RÜZGARIN OĞLURÜZGARIN OĞLU

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here