Bölük

Bölük

1185
1

Bölük filminin yönetmen koltuğuna, senaryosuna da imza atan 1976 doğumlu ”İncir Reçeli 1 ve İncir Reçeli 2(1911-1914)” filmleri ile adından söz ettiren Aytaç Ağırlar oturmuş. Bölük, son 1 senedir izlediğim en iyi Türk filmlerinden birisi. Askerlik yapmış her erkek, bu filmde askerlik anılarını hatırlayıp mutlaka kendine bir pay çıkarıp o günleri yeniden yaşayacaktır. 1996 Yılında yaşanan gerçek bir hikayeden senaryolaştırılan filmi, önce kısaca özetleyelim izninizle.

Doğuda bir kışlaya Askerliğini yapmak için yurdun her köşesinden genç delikanlılar gelir. Hepsi ayrı ayrı karakterlerde bir avuç ana baba kuzusu. Hepsinin değişik hayalleri ve geride bıraktıkları sevenleri var. Zaman ilerledikçe hepsi annenin, babanın, sevgilinin ve en önemlisi Vatanın, bayrağın kıymetini anlıyorlar Peygamber ocağında. Arkadaşlık, dostluk ne demek kazırken beyinlerine, birlikte gülüp birlikte ağlamayı öğreniyorlar hüzünlerine ve neşelerine.  Tam bir erkek olarak teskere almaya hak kazandıklarında bazıları o teskere gününü göremiyor ne yazık ki…

AYAKKABI FİYAKALI AMA ÇORAP DELİK!

Yönetmen, 1996-1997 yılında ülkemizde yaşananları beyaz perdeye akıcı bir dille yansıtırken, satır aralarında anlayanlara güzel mesajlar vermeyi de ihmal etmemiş. O yıllarda yaşanan tüm olayları, ölenleri kalanları er gazinosundaki televizyonun sürekli açık olan haber kanalı star tv’den izliyoruz. Neden star tv? Cevabı filmin sonunda saklı. Kışlanın Tuğ Generali, cennet vatanımızın güzelliklerini saydıktan sonra  içimizdeki hainleri ve cahilleri kastederek şu cümle dökülüyor dudaklarından ”-Ayakkabı fiyakalı ama çorap delik!”. Maalesef Türkiye’miz de 1996’dan beri değişen fazla birşey yok, hala aynı. İç düşmanlar, kan davaları, töre cinayetleri, çocuk tecavüzleri, kızlarımızın çocuk yaşta evlendirilmeleri, kula kulluk ve daha bir sürü cahillik ürünleri. Yaz yaz bitmez.

Peki, çocukların günahı ne? Neden sevgisiz büyümesine yol açıyorsunuz bu çocukların? Neden, onları bu dünyada kimsesiz, öksüz bırakıp kalpleri yaralı büyümesine izin veriyorsunuz? Sevgi, her türlü umutsuzluğun ilacıdır. Sevgisiz dünya yok olmaya mahkumdur. İşte, yönetmen Ağırlar’da filminde sevgiyi, dili döndüğünce anlatmaya çalışmış. Çokta güzel yapmış. Kalemine, kamerasına, yüreğine sağlık.

Film için inşa edilen kışla ortamını ve filmin oyunculuklarını çok beğendim. Herkes rolünü severek ve isteyerek oynamış. Bunda yönetmenin katkısının da büyük olduğunu düşünüyorum. Yönetmen 1-2 sahnede mekan, materyal ve obje kullanımında hata yapmış ama ben çok  önemsemedim doğrusu. O’da nazar boncuğu olsun:) Filmin kurgusu şahane. Müzikler enfes. Hele o filmin olay örgüsüne uygun düşen Cem Karaca’nın ”Deniz Üstü Köpürür” şarkısı yok mu? Bitirdi beni.

Sözün özü : Komediyse komedinin kralı, dramsa dram, oyunculuksa oyunculuk. Bir filmden daha ne istenir ki? Bu filme gidin ve doya doya gülün ama mendillerinizi de göz yaşlarınızı silmek için yanınızda hazır bulundurun. Hadi beyler, askerlik anılarınızı yeniden hatırlamak için sinemaya koşun. Hadi hanımlar, eşlerinizin ve kınalı kuzularınız anılarını tazelerken yanlarında olun. Bu hafta sonu önemli bir planınız yoksa ”BÖLÜK” filmini sakın kaçırmayınız, iyi seyirler.

Film notum:

1 YORUM