Minotaur
RUSYA’YI ELEŞTİREN CESUR FİLM
Zvyagnitsev’in Cannes Büyük Ödüllü filmi “MİNOTAUR”
Konusu 2022’de Rusya’da geçen film, Putin’in Ukrayna cephesine sürülmek üzere iş yerlerinde yaptığı bir operasyon ile başarılı bir girişimcinin karısı tarafından aldatıldığını öğrenmesini paralel bir kurguyla anlatıyor. Totaliter sistemdeki yolsuzluğu, çürümeyi, adaletsizliği gösteren film, günümüz Rusya’sının ahlaki çöküşünü amansız ve büyüleyici bir tasvirini sunuyor.
79. Cannes Film Festivali’nde ikincilik ödülü sayılan Büyük Ödülü, sinemadan 9 yıl uzuk kalan Andrey Zvyagnitsev’in “Minotaur”u kazandı. Covid döneminde geçirdiği uzun ve zorlu tedavi sürecinden sonra 62 yaşındaki Zvyagnitsev, Rusya’nın Ukrayna‘ya savaş açmasıyla ülkesini terketmişti. Günümüzde Fransa’da yaşayan, modern Rus sinemasının bu önemli ismi, Cannes’dan Jüri Ödüllü “Sevgisiz / Nelyubov”dan 9 yıl sonra “Minotaur” ile nihayet setlere döndü. Altın Palmiye’nin 3 favorisinden biri olarak Cannes’dan yine eli boş dönmedi. Konusu 2022 yılında Rusya’da geçen film, Vladimir Putin’in emriyle özel bir askeri operasyon kapsamında, 14 çalışanının cepheye sevkedilmesiyle karşı karşıya kalan bir girişimci olan Gleb’in şirketini konu alıyor. Bu sırada bu prestijli girişimci karısının sadakatsizliğini de keşfediyor. Zvyagnitsev, bu güncel konudan yola çıkarak, senaryosunun Smon Liachenko ile birlikte yazdığı başarılı bir gerilim draması yaratıyor.
SAMİMİ, SÜRÜKLEYİCİ SİSTEM ELEŞTİRİSİ
Şirket yöneticisi Gleb’in özenle inşa edilmiş hayatının çöküşünü izlediğimiz filmde, olayların hızla şiddete doğru sürüklenmesine tanıklık ediyoruz. Zvyagintsev’in bilinen soğuk sinema diliyle, bürokratik ve toplumsal çürümeyi bireysel krizler üzerinden okuyan tarzını yine sonuna kadar hissettiren “Minotaur”, 135 dakikalık süresinde ağır tempoda ilerleyen sert bir auteur filmi. Günümüzde Rus toplumunun burjuvazisi hakkındaki bu film, Claude Chabrol’un “Vefasız Kadın / La Femme İnfidele”inin remake’i. 60 yıl önceki Chabrol filminde Michel Bouquet, karısı Stéphane Audran’ın sevgilisi Maurice Ronet’yi öldürmüştü. Zvyagintsev bu dramla yetinmiyor; senaryosunu Putin’in Ukrayna’yı askeri olarak işgal etmeye karar verdiği anda kurgulamayı tercih ediyor. O zaman öyküyü paralel anlatılan, biri bireysel, diğeri kollektif 2 koldan, resmi propagandanın ve sevkedilen askeri konvoyların iç içe geçtiği bir ortamda ilerletiyor. Böylece Zvyagintsev kişisel radikal bir karardan, silahlanmış bir ulusun tüyler ürpertici portresine ustalıkla geçebileceğini gösteriyor.
Üst düzey bir yöneticinin titizlikle kontrol ettiği hayatı, mesleki krizler, küresel kaos ve evlilik ihanetinin bir araya gelmesiyle altüst olur ve onu tehlikeli bir kırılma noktasına doğru iter. Gleb (Anatoliy Beliy) artan kurumsal baskılar, giderek istikrarsızlaşan bir dünya ve karısı Galina’nın (İris Lebedeva) ilişkisinin ortaya çıkmasıyla karşı karşıya kaldığında, özenle düzenlediği hayatının çöküşü hızlanır. Suç ve gerilim unsurlarını harmanlayarak aktaran filmde, güçlü ve nüfuz sahibi Gleb’in kontrol altındaki düzeni, kişisel, politik ve ahlaki açıdan çöküşe uğrar. Aldatmayla ilgili basit bir hikayeyi, Rusya’nın Ukranya’yı işgali gibi daha büyük bir hikayeyle başarılı bir şekilde harmanlayıp, her iki cephede de inceliği korumak, usta bir yönetmenin hasletleriyle mümkün olabilir. Rus kültürüne yönelik boykotu kınarken, Ukrayna’daki savaşa karşı çıkan siyasi görüşüyle Zvyagintsev, filminde bu zorluğun üstesinden gelebiliyor. Filme, evliliği pamuk ipliğine bağlı Gleb’in gözünden, “Vladimir Putin tarafından dikte edilen özel operasyon”a farklı bir bakış açısı keşfediyoruz.
Putin taraftarlarının, elitlerinin ve savaş zengin ettiği, güç sarhoşluğu yaşayan azınlığa dahil olan Gleb’i mekezine alan film, günümüz Rusya’sının ahlaki çöküşünün amansız ve büyüleyici bir tasvirini sunuyor. Savaşın iş dünyasına etkisini, cepheye sürülecek yeni birliklere tyakviye için şirketlerden, cirolarıyla orantılı sayıda personeli işten çıkarılmaları istenir. Belediye Başkanı Gleb’in şirketinden, yerini kolaylıkla doldurabilecekleri elemanların adını vermesini talep eder. Bir patron karısının aşığını ortaya çıkaran güvenlik şirketinin görevlisini listeye koyunca, potansiyel bir şantajcı elimine edilmiş olur. Filmde totaliter sistemdeki yolsuzluğu, çürümeyi, sömürüyü, adaletsizliği göze seren bir sekans var. Bir Belediye Başkanının devreye sokulmasıyla güç dengelerinin nasıl değişebileceğini yaşayan bir sistemle karşılaşıyoruz. Zvyagintsev ironi ile, bir Belediye Başkanına verilebilecek bir rüşvetin her kapıyı açabileceğini, adaletin yanıltılabileceğini açık açık söylüyor. Gleb vatansever birlikleri güçlendirmek için önemsiz işçilerin listelerini derlemek zorunda kalır. Bu liste, işini, özgürlüğünü, yaşam biçimini tehdit eder ve Rus burjuvazisinin kurallarını hiçe sayabileceğini gösterir.
Samimi, sürükleyici ve ustaca kurgulanmış bu gerilim filminde, iki kaderin çarpışmasında Gleb’in kişisel hayatının paramparça olduğunu görüyoruz. 2022’de Rusya kasabalarının birinde geçen film, Gleb’in girdiği psikolojik ve ahlaki çıkmazı anlatıyor. Film, göl kenarında muhteşem bir villada oturan Gleb’in karısı, oğlu ve annesiyle yemek masası etrafında gösteren bir sahneyle açılıyor. Galina’nın evde yalnız kaldığında telefonda birisiyle mutlu bir şekilde konuştuğunu görürüz. Gleb karısının günlük hayatında yaptıkları hakkında bir yalanını yakalar, kendisini aldattığından şüphelenir. Galina evde kocasına soğuk bir şekilde davranır, artık aralarında hiçbir şey eskisi gibi değildir. Gleb’in yakınlaşma çabaları yetersiz kalmaktadır. Bir dedektife açılıp karısını takip etmesini ister. Adam yaptığı ankette karısının kendisini genç bir fotografçıyla aldattığını ortaya çıkarır. Galina sevgilisinin evinde pek mutludur, onunla çılgınca sevişir.
SERT BİR AUTEUR FİLMİ
Gleb karısına hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranmayı sürdürür; ancak evliliğini kurtarmak için tek bir yol kalmıştır. Spoiler vermeden “Minotaur”un ikinci yarısını anlatmak imkansız olduğu için, konuyla ilgili bilgileri burada kesiyoruz. Hikaye anlatmadaki becerisi bilinen Andrey Zvyagintsev’in gerilim dozu yüksek mizanseni eşliğinde, sert ve cesur bir sistem eleştirisi, çok etkileyici bir politik film izliyoruz. Gleb’in yaşadığı ikilem kendisini bir felaketin eşiğine, telafisi mümkün olmayan bir hataya sürükleyecektir. Ancak Andrey Zvyagintsev- Simon Liachenko senarist ikilisi, kahramanına mutlu ve onurlu bir çıkış yolu sunarak, kasvetli olmaktan uzak bir sona layık görüyor. Bu konuda yönetmen : “Başka bir final düşünmedik, Claude Chabrol’ün “Vefasız Kadın”ından esinlendik. Filmi Letonya’nın başkenti Riga’da çektik. Rusya’da sansür böyle bir konuya onay vermez, bu filmi Rusya’da çekmek imkansız. Filmimle güncel yaşananları, mevcut çatışmayı anlatan bir Rus yönetmenin sesini ilk kez duyuyoruz” dedi.
Dağılmakta olan bir yuva hakkında mükemmel bir şekilde kurgulanan bu samimi gerilim filmi, öncelikle etik soruları gündeme taşıyor. Rus yönetmen bu konuda : “iki kahramanımız normal insanlar, Gleb bir girişimci, karısı bir ev kadını. Normal bir hayat akışının aniden ne kadar bozulabileceğini göstermek beni motive eden şeydi. Gleb duygusal tepkiler veriyor; biz kendimizi tanımıyoruz ve bazen endimizi olduğumuzdan daha kötü gösterebiliyoruz. Beni en çok ilgilendiren şey, karşı karşıya kaldığı etik seçim” dedi.
Jürinin filmine oldukça politik bir ödül verdiği Andrey Zvagintsev fırsatı kaçırmıyor, teşekkür konuşmasın ı: “Bu katliamı durdurun, bütün dünya bunu bakliyor” diye bitirerek alkışlanıyor. Filmin oyuncu kadrosunda, müthiş fiziği ve oyun gücüyle Galina rolünde izlediğimiz İris Lebedeva öne çıkıyor. Tiyatro, sinema ve TV aktrisi, 10 uzun metrajlı filmiyle Rusya’da tanınan 31 yaşındaki İris Lebedeva “Minotaur” ile uluslararsı bir star olma şansını yakalıyor. Zvyagnitsev Rus sanatçılardan oluşan teknik kadrosunu “Minotaur”da koruyor. Hemen tüm filmlerinde birlikte çalıştığ fetiş görüntü yönetmeni Mihail Krishman bilinen ustalığını bu filmde sürdürüyor. “Sevgisiz”de Zvyagnitsev ile işbirliği yapan, uluslararası şöhretli bestekar kardeşler Evgueni- Sacha Galperine filmin müzik partisyonuna imza atıyorlar.
Yazımı, Rus sinemasının önde gelen yaratıcılarından, yönetmen, senaryo yazarı, yapımcı Andrey Zvyagintsev’in kariyerini hatırlatarak bitirmek İstiyorum. 1964’te Novassibisk’te (Sibirya) doğan Rus yönetmen hemen ilk filmiyle uluslararsı şöhrete kavuştu. “Dönüş / Vozvrashenie” (2003) Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan Ödülü kazandı. Film Rusya’nın ıssız bir bölgesinde iki kardeşin yalnızca fotograftan tanıdıkları babalarının ortaya çıkmasıyla yaşadıklarını anlatır. İkinci film “Sürgün / The Banishment” (2007) Cannes Film Festivali’nde oyuncusu Oleg Negin’e En İyi Erkek Oyuncu Ödülünü getirmesine rağmen hayal kırıklığı yaratan bir film oldu. Duygu yüklü bir film olan “Elena” (2011) Belirli Bir Bakış Bölümünde çok beğenildi ve Jüri Özel Ödülü’nü kazandı. “Minotaur”a kadar Zvyagitsev’in en başarılı filmi olarak kabul edilen “Leviathan” (2014) başyapıtı Cannes Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülü’nü kazandı. Çok kişilikli bir sosyal drama olan “Leviatan”da, insanların kendini güvende hissetmedikleri bir ülkedeki hayatları, insanlık halleri üzerinden anlatılıyor. Ülkesinin Ukranya’ya savaş açmasına tepki koyan Zvyagintsev, Rus kültürüne boykot uygulamayı ise reddediyor. Son filmi “Minotaur”un yapımcıları arasında TRT de var.
Yönetmen : Andrey Zvyagnitsev
Senaryo : A. Zvyagnitsev, Simon Lyashenko
Görüntü Yönetmeni : Mihail Krishman
Müzik : Evgueni Galparine, Sacha Galparine
Oynayanlar : Dmitriy Mazurov, İris Lebedeva, Boris Kudrin, Yuriy Zavalnyouk
Rusya / Suç-Gerilim-Dram / 135 Dk.








