Unabomber

Sanayi Toplumuna Ateş Püskürten Bir Adam!

Biyografi filmi olan “Unabomber Amerikalı matematikçi ”Theodore John Kaczynski’yi anlatıyor. Felsefeye olan merakıyla dünyayı anlamaya çalışan Theodore matematiği bırakıp Harvard profesörü Henry Murray ile çalışmaya başlar. Giderek parçalanan benliğinin uçurumuna doğru sürüklenirken canavarlaşır, Unabomber adını da öyle alır. “Üniversite ve Havayolu Bombacısı” lakabıyla terör estirir. Sanayi Toplumu ve Geleceği manifestosunda “Modern teknolojik toplum, insanın özgürlüğünü ve kendi yaşamı üzerindeki kontrolünü giderek azaltmaktadır.” derken kendi kontrolünü de yitirir…

OrtaKoltuk Puanı:

 

“Unabomber” filmiyle Ted Kaczynski (Jacob Tremblay)’ı tanımış olduk. Eminim filmi seyredenlerin büyük bir bölümü benim gibi Ted’i yeni tanıyacaklar. Filmden bağımsız hemen hakkında  kısa bilgi vereyim. 1942’de Chicago’da doğdu, üç sene önce de 2023’te hayatını kaybetti. Çocukluğunda IQ puanı 167 olduğu için sınıf atlamıştır. yetişkinlik döneminde mahkeme kayıtlarına geçen resmi ve belgelenmiş IQ puanı ise 136. Düşmüş puanı bile ortalamanın bir hayli üzerinde. Matematik  dehası kabul edilen Kaczynski ilkel bir yaşam tarzı sürdürebilmek amacıyla 1969 yılında akademik kariyerini ve toplumsal hayatı terk etmiştir.

1978 ile 1995 yılları arasında, ABD çapında, modern teknolojiyi geliştirdiği, doğal çevreyi tahrip ettiğini iddia ettiği kişi ve kuruluşlara posta yoluyla gönderdiği bombalı paketlerle üç kişinin ölümüne, 23 kişinin de yaralanmasına neden oldu. Sanayileşmeye ve endüstri toplumuna karşı çıkan, doğayı hayatın odak noktasına yerleştiren anarşizm anlayışını savunan bir manifesto yayımladı. Manifestonun temelinde şu düşünce var :”İnsanlar eskiden yaşamlarını doğrudan etkileyen sorunlarla uğraşırken modern insan çoğu zaman kendisi tarafından kontrol edilmeyen büyük sistemlere bağımlıdır. Elektrik, ulaşım, bürokrasi, sağlık sistemi, eğitim sistemi, iş piyasası, teknoloji, devlet kurumları… Birey bütün bunların içinde yaşamını sürdürmek zorundadır. Bu nedenle Kaczynski, modern insanın görünürde çok daha konforlu olmasına rağmen gerçek anlamda daha özgür olmayabileceğini ileri sürer”  Düşünceleri elbette doğru ancak “Bu sorunun çözümü için insanlara yönelik şiddet meşrudur.”  diyerek bilim adamlarına  paketle bomba göndermesi şirazesinin tamamen şizoide kaydığını gösterir…

 

Filmdeki sahneler bize doğrudan Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve bu şekilde ölen diğer saygın insanları çağrıştırdı. Düşünün ki posta kutusuna hediye paketi geliyor, reklam müdürü olan Tom Moser” Ben bakarım” diyerek paketi karısının  elinden alıyor. Karısı ve kızını salonda bırakarak odaya geçip paketi açıyor ve bomba patlıyor. Evet film bu sahneyle açılıyor 1994 yılında New Jersey’de gelen bomba  müdürü paramparça ediyor,  neyse ki anne ile kızı tesadüfen bu patlamadan sağ kurtuluyorlar…

Hikaye bomba patlamasıyla başlıyor ama sonra Ted’in öğrencilik yıllarına geri gidiyoruz. Zikzak zaman çizelgesiyle bugün bomba patlatan zihnin geldiği aşamayı gözlemliyoruz. Henüz 16 yaşında Harvard üniversitesine başlayan Ted üniversitede ders veren  Henry Murray’ dan  (Russell Crowe)  çok etkilenir, onun “Explorations in Personality” adlı eserini okur, ve üniversitede hocanın gözetiminde   bir münazara programına katılmak üzere harekete geçer….

Henry Murray’a hayat veren Russell Crowe “Akıl Oyunları” filminin tersine  babacan bir hoca olarak karşımıza çıkıyor. Bu kez karşısındaki kişi Teddy’e aklı oyun oynamaktadır. Çok düzgün efendi olarak başladığı okul hayatına münazaraların da etkisiyle hırçınlaşarak devam eder. Aslında münazara değil deney çalışmasıdır ve Ted de bir denektir.  Deneyin amacı her insanın bir gün çözülebileceğini kanıtlamak, onlara boyun eğdirmeyi  başarmak. Tabi burada babacan profesör Henry Murray’ın o kadar da masum olmadığını ön görebiliriz. Zira bu boyun eğdirme, tematik algı Amerika’nın genel politikası  olduğunu unutmayalım. Bırak kişileri ülkelere boyun eğdirdiğini düşünecek olursak Amerikada bunun alt yapı çalışmaları akademik seviyede yapılmış anlaşılan…Henrry ile birlikte çalışan akademik arkadaşı Christiana Morgan (Annabelle Wallis) ilerleyen çalışmalarda kadınsı içgüdüleriyle merhamet duyguları kabarır ve Teddy’i denek olarak kullanmak istemez ama ok yaydan çıkmıştır artık…

Film Ted’in canavarlığını çok öne çıkarmıyor. “Ted Kaczynski nasıl Unabomber’a dönüştü?” sorusuna cevap arıyor. İki farklı zaman diliminin birbirine paralel ilerlemesi, genç Ted ile yıllar sonra aranan bombacı arasındaki mesafeyi görünür kılıyor. Bu yapı aynı zamanda teknoloji, modern toplum, doğanın tahribi ve bireyin sistem karşısındaki yalnızlığı gibi Kaczynski’nin düşüncelerinin dayandığı meseleleri de gündeme getiriyor. Ne var ki filmin bu düşünsel zemini zaman zaman karakterin ideolojisini gereğinden fazla merkezileştirme riski taşıyor. Kaczynski’nin teknoloji ve modern toplum hakkındaki eleştirileri tarihsel olarak ilgi çekici olsa da, bunların şiddet eylemlerini haklı çıkaramayacağı film açısından özellikle önemli bir ayrım… 

Film, seyirciden Ted Kaczynski’yi sevmesini ya da savunmasını istemeyen; fakat onu yalnızca “kötü adam” olarak bırakmak yerine, bir insanın nasıl radikalleşebildiği sorusunu ortaya atan bir film. En tartışmalı tarafı da burada : Kaczynski’nin düşüncelerinin oluşumunu anlatırken, bu düşüncelerin ardındaki toplumsal eleştiriler ile onları takip eden vahşi şiddet arasındaki sınırı sürekli korumak zorunda. Film bu sınırın üzerinde ilerliyor. Bu nedenle UNABOMBER, bir seri katilin  biyografisinden çok, yalnızlık, yabancılaşma, entelektüel kibir, modernleşme ve şiddet arasındaki tehlikeli ilişkinin portresi olarak değerlendirilebilir… Fakat ben Uğur Mumcuları düşününce filme bu kadar naif ve  masum gözlerle bakamıyorum, en fazla böylesine zeki bir zihnin bu şekilde harap olmasını içime sindiremiyorum…                                                           

İyi seyirler…

Yönetmen : Janus Metz

Senaryo : Sam Chalsen, Nelson Greaves

Görüntü Yönetmeni : Yves Bélanger

Kurgu : Zach Staenberg

Müzik : Marco Beltrami

Oyuncular : Shailene Woodley, Russell Crowe, Jacob Tremblay, Annabelle Wallis, Alexander Ludwig, Steven Ogg, Marc Menchaca

ABD / Biyografi-Suç-Gerilim-Dram / 97 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz