Vahşinin Kalbi / Heart Of The
DOĞANIN KALBİ!
Türünde bir devrim yaratmasa da bu ‘hayatta kalma’ hikayesi rahatça izlenebilir. Ancak keşke senaryo virajları daha keskin ve büyüleyici olduğu kadar tehlikeli olan doğa tasviri daha çok boyutlu olsaydı.
Son zamanlarda kariyeri oldukça istikrarsız, amiyane tabirle ‘zikzaklı’ yönetmenleri sayacak olsak listede kuşkusuz David Ayer’in ismi de olur : Ayer, kariyerini başında, kişisel olarak tanık olduğu ortamı çok başarılı bir şekilde tanımlayan ‘Training Day’ filmini senaryosuna imza attı. Sonrasında kendisinden yönetmen ve senarist olarak iz bırakacak yapımlar bekliyorduk ama ‘Fury’ (2014) dışında pek parlak filmler görmedik!
‘Fury’den tam 12 sene tekrar Brad Pitt’le buluşan yönetmen bu kez bir ‘hayatta kalma’ hikayesi sunuyor. Aslında bir kez daha çok zor doğa koşullarıyla baş başa kalan yalnız bir adamın hayatta kalma mücadelesine izliyoruz. Ancak asıl farlılık belki de burada göze çarpıyor : başkarakter tamamen yalnız değil! Yanında ona askerlik döneminden beri eşlik eden, hem yoldaşı hem de dostu olmuş, özel eğitimli bir köpek var.
BİRAZ USLU BİR FİLM…
Sinemanın arada örneklerini sunduğu ‘survival’ filmleri kuşkusuz belli bir gerilim yaratırlar ve seyirciyi ‘yakalayan’ hikayeler sunabilirler ama bizce burada kilit noktalardan biri de kahramanın buna ne kadar ‘hazırlıklı’ olduğudur. Eğer söz konusu kişi(ler) asla böyle koşullarla karşılaşmamış, kendini tamamen modern hayatın konforuna teslim etmişlerse durum çok daha aciz ve savunmasız bir hale bürünür. Bu filmde ise James (Brad Pitt) karakteri çok daha dayanıklı ve ‘hazırlıklı’… Kendisi zaten çok uzun süre bir askeri geçmişe (Delta Force) sahip, bütün zorlu koşullara dayanıklı ve tek başına hayatta kalmak için zorunlu olan ekipmanı yanında taşıyor.
Üstelik her ne kadar kendisi de diğer filmlerde olduğu gibi bir kazadan sonra bu duruma düşmüş olsa da gitmiş olduğu yer ara sıra kafa dinlemek için gittiği, tanıdığı Alaska’nın bir bölgesi…Bir de bütün bunların yanına eğitimli köpeğinin de yardımını katınca aklımızda beliren şüphe ‘acaba hayatta kalacak mı?’dan ziyade ‘Nasıl hayatta kalacak?’ oluyor.
BEKLENDİK GELİŞMELER, GÜZEL KADRAJLAR…
Yönetmen hikayesinde biraz bilindik ama yine de ilgiyi ayakta tutan bir yol izliyor. Örneğin başkarakter James’ın savaş sırasında yaşadığı travmalar ve bunlardan kurtulmak için doğanın ortasına geliyor olması bilindik bir tema ama bu travmaları köpeğinin de paylaşması ilginç! Aynı şekilde James’ın beceri ve dayanıklık açısından üst düzey olması şaşırtıcı değil ama duygusal açıdan kırılgan olması köpeği Odin ile güzel bir bağ oluşturuyor.
Bütün bu değerlendirtmeler ışığında filmi bir diğer yıldızının köpek Oddie olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Birçok filmde köpekler nerdeyse aksesuar gibi kullanılırken burada köpek nerdeyse en etkin karakter oluyor. Bu arada Odin’nin dört farklı köpek tarafından oynandığını da ekleyelim.
Bir de filmde tabii çok güzel doğa manzaraları var. Görüntü yönetmeni Mauro Fiore’nin sunduğu kadrajlar asla bir turistik gezi havası yaratmadan hikayeni içine işliyor seyir keyfini yüksek bir seviyeye taşıyor.
Sonuç olarak türünde bir devrim yaratmasa da bu ‘hayatta kalma’ hikayesi rahatça izlenebilir. Ancak keşke senaryo virajları daha keskin ve büyüleyici olduğu kadar tehlikeli olan doğa tasviri daha çok boyutlu olsaydı. Örneğin… ‘Beyaz Diş’ filminde olduğu gibi!
Yönetmen : David Ayer
Senaryo : Cameron Alexander
Görüntü Yönetmeni : Mauro Fiore
Kurgu : Dody Dorn
Müzik : Jared Michael Fry
Oyuncular : Brad Pitt, J. K. Simmons, Anna Lambe, David Ayer, Justin Melnick, Shaun DeZern
ABD / Aksiyon-Macera-Dram / 100 Dk.











