Kefaret / Atonement

Yönetmen, siyaset yapmadan, sadece bir insan hikayesi ve dramı anlatarak ABD’nin bir yalanı diline dolayarak dünya jandarmalığına soyunması ve Bağdat’tan başlayarak önce Irak’ı, sonra Suriye’yi, şimdi İran’ı işgal edip yeni bir dünya düzeni kurmaya çalışmasının sonuçlarını gösteriyor.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Amerikalı senarist yönetmen Reed Van Dyk, daha önce de ödüller almış Los Angeles’de yaşayan, iyi eğitimli bir sinemacı. 2026’da gösterime çıkan son filmi Kefaret, ABD yapımı. Başka Sinema tarafından önümüzdeki hafta vizyona sokuluyor. Irak savaşında yaşanan binlerce dramdan bir tanesini ele alarak işgalci asker ve işgal edilen ülke halkının üzerinde savaşın sonuçlarını tartışıyor ve bu açıdan önem taşıyor.

Film, ABD’nin malum savaş gerekçesi, nükleer silah sakladıkları iddiasıyla Irak’ı işgal eden Deniz Piyadelerinin Bağdat’ta yaptıkları bir sivil katliamı ile başlıyor. Oturdukları mahalledeki yoğun bombalamadan kaçmak için iki otomobile doluşan silahsız çoluk çocuk aile bireyleri, kentin daha güvenli olduğunu düşündükleri başka bir bölgesine doğru yola çıkar.

O sırada bölgede devriye gezen deniz piyadeleri ise kendilerine ateş açıldığı iddiasıyla kavşakları ve yolu iyi gördükleri binaların teraslarına yerleşir ve kıpırdayan her hedefi tarar. Bundan haberi olmayan ailenin araçları o sırada kavşağa girer. Ateş seslerini duyunca araçtan elleri havada inen sürücüleri askerler tarayarak öldürür. Ailenin tüm erkeklerini… İki delikanlı ve babalarını…

Vurulanların silahsız, arabadan inenlerin kadın ve çocuklar olduğunu gören askerler ise şaşkındır ve sivillerin o ateşin ortasında ne aradıklarını anlamaya çalışırlar. Bütün bu olaya tanık olan ABD’li savaş muhabiri bir gazeteci ise taraflarla konuşur: askerlerle, çocukları ve kocası öldürülen kadınla ve yazısını yayınlayacak bir yer de bulur!

Yıllar sonra

Aradan uzun bir zaman geçer. ABD’de yaşamını sürdürmekte olan o askerlerden biri olan Lou, yaşadığı olayın psikolojisinde yarattığı tahribatın rahatsızlığı içindedir. Uyku uyuyamamakta, elleri titremekte ve bunalımdadır.  Olayın tanığı olup yazan gazeteciyi bularak aileyi bulması konusunda yardım ister.

İlginç olan, ailenin kadınlarının ABD’de yaşayan bir erkekle evlenen kızları sayesinde Amerika’ya yerleşmiş olmasıdır. Ve bu dramın tarafları, uzun zaman sonra tekrar karşılaşırlar, bu kez acılar tazelenir ama affedilmek için…

Affetmek, kimi?

Yönetmen, siyaset yapmadan, sadece bir insan hikayesi ve dramı anlatarak ABD’nin bir yalanı diline dolayarak dünya jandarmalığına soyunması ve Bağdat’tan başlayarak önce Irak’ı, sonra Suriye’yi, şimdi İran’ı işgal edip yeni bir dünya düzeni kurmaya çalışmasının sonuçlarını gösteriyor. Yalanlar ve dramlar üzerine dünya barışı ve mutluluğu sağlanabilir mi? Deniz piyadeleri ve ABD askerleri bundan önce de Vietnam’dan canlı ama sayısız fiziki ve psikolojik sorunla döndü. Uzuv kayıpları sonrası ABD, engelli yurttaşlarına yaşamı kolaylaştırmak için birçok sorunla karşı karşıya kaldı. Ölenlerin ailelerinin yaşadığı drama ise hiç değinmiyorum.

Bağdat’taki işgalden ruhsal bunalım ve vücudunda titreme ile dönen Lou’nun bireysel sorunu değil burada işlenen. Ve yine başarılı olan, seyirciye sunulan karakterler birebir damgalanmaz, yaşadıklarını suçlu, mağdur ve tanık olarak dile getirirken aslında hepsinin sistemin içinde kullanılan insan olduğu gerçeğine dikkat çekilir. Örneğin, ABD askerleri tarafından taranarak öldürülen ailenin geri kalanının yaşamak için sığındıkları ülkenin ABD olması, yaşamın zorluklarının getirdiği çelişkilerden de biri. Ailenin Ermeni kökenli olarak seçilmesi de rastlantı değil elbet! Koyu muhafazakar bir müslüman aile ABD’de barınırken onların yaşadığından fazla sıkıntı yaşamaz mıydı? Yine de imkan bulsa giderdi!

Yönetmen / Senaryo : Reed Van Dyk

Görüntü Yönetmeni : Jon Peter

Kurhu : Chelsi Johnston

Müzik : Zak Engel

Oyuncular : Boyd Holbrook, Kenneth Branagh, Hiam Abbass, Gheed, Majd Eit, Tahseen Dahis, Gratiela Brancusi, Khris Davis

ABD / Dram-Savaş / 118 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz