Balina Düşüşü /  Whalefall

HOLLYWOOD BALİNANIN MİDESİNDE!

‘Balinanın düşüşü’, değişik bir ‘hayvan saldırılı’ gerilim filmi izlemek ve bir buçuk saat boyunca sağlam bir heyecan yaşamak isteyen sinemaseverler için iyi bir tercih!

OrtaKoltuk Puanı:

 

Eğer sinemada ‘Hayvan saldırısı veya tehdidi’ gibi bir tür olduğunu kabul edersek kuşkusuz aklımıza ilk çırpıda birçok örnek gelir : bu alanın ilk ve en parlak örneklerinden birini üstat Alfred Hitchcock ‘The Birds’ filmiyle vermiş, sonrasında ise yetmişli yıllarda o zamanlar kariyerinin başında olan Spielberg ‘Jaws’ filminin başarısıyla türe yeni bir soluk getirmişti.

Mutasyon yaşamış mahlukatı bir kenara koyarsak, genelde bu filmlerde hepimizin günlük hayatında bulunan ve zararsız görülen hayvanlar bir ‘kriz’ geçiriyor ve son derece tehlikeli ve ölümcül canlılara dönüşüp insanlara saldırıyorlardı. Kuşlarla başlayan bu ‘çıldıran’ hayvan listesi yıllar içerisinde arıları, karıncaları, yarasaları hatta koyunları bile kapsayan kabarık bir dosya haline geldi.

Bu hafta sinema salonlarımıza uğrayan ‘Balinanın Düşüşü’ filmini de bu türe katabilir miyiz? Bizce hem evet hem de hayır! Evet, çünkü hikaye sonuçta bir hayvan saldırısı sonucunda yara almış ve hayatta kalmaya çalışan bir karakteri anlatıyor ve olay örgüsü bu doğrultuda şekilleniyor… Hayır, çünkü filmdeki hayvan saldırısı başkaraktere karşı yapılmış bilinçli bir eylem değil, kazara oluşmuş bir durum. Üstelik filmin büyük kısmı ormanın veya denizin ortasında değil bir balinanın midesinde (!) geçiyor…

Konuya kısaca bakacak olursak : Jay, babası gibi bir profesyonel dalgıç olmak yerine başka bir şehre taşınmış, yüksek eğitim almak amacında olan bir gençtir. Babasının ani ölümü üzerine cenaze için ailesinin yanına döner ve ertesi gün bir bakıma ‘eski günleri yad etmek’ için tek başına dalış yapar. Ancak kısa bir süre sonra dev bir balina başka bir ‘avın’ peşindeyken Jay’i de yutar ve Jay bir anda kendini balinan midesinde bulur. Kendisinin kısıtlı sürece yetecek oksijeni vardır ve (midede bulunan) etraftaki çeşitli mahlukatla mücadele etmek zorundadır.

MEKANLAR DEĞİL ORGANLAR!

Öncelikle filmin ana hikayesini konumlandırdığı mekan benzerlerinden açık şekilde ayrışıyor : sinema tarihinde belki tek tük örnekleri vardır ama ben kendi adıma yakın zamanda bir hayvanın ‘içinde geçen’ bir gerilim filmi görmedim. Balinanın hareketleriyle ve nefes almasıyla bile sürekli değişim geçiren bu ‘iç mekan’ klostrofobik’ olduğu kadar belli ölçülerde de eğlenceli bir ortam sunuyor.

Ancak yanlış anlamlara mahal vermemek adına açıklayalım : ‘Eğlenceli’ derken başkarakterin içinde bulunduğu çaresiz durumu ve aşmak zorunda kaldığı engelleri tiye almak için kastetmiyoruz. Ancak bir hayvanın midesinde olmak normalde bir ‘kapalı alan’ gerilim filmi mekanından çok daha hareketli ve renkli ve sonuçta kazara da olsa bir balina tarafından yutulmak başlı başına nerdeyse absürt bir durum! (Bu arada bu olayın gerçek hayatta birkaç örneği olduğuna ama o durumlarda dalgıçların balinanın midesinden değil ağzından kaçtığını de belirtelim!) Örneğin Jay’in balinanın midesinde sadece yutulan canlı hayvanlarla değil aynı zamanda da midenin salgıladığı asitlerle veya içerdeki toksik havayla baş etmeyi çalışması hikayeye ciddi bir tempo katıyor ve olay örgüsünü sıklaştırıyor.

BALİNA DEYİP GEÇMEYELİM!

Filmdeki hikayenin ana karakter olarak bir balinayı seçmesi de bir tesadüf değil! Bunu sadece senaryonun Kraus’un kitabına dayanması açısından söylemiyoruz. Bir balina ve içinde olmak ‘Pinokyo’ hikayesinden Yunus Peygamber’in efsanesine kadar birçok yerde karşımıza çıkan bir canlı ve durum! Film genelde gerçekçi bir tavırda aksa da özellikle balinanın bir başka hayvanın saldırısı sonrasında ‘arkadaşlarını’ çağırdığı sekansta sanki dünyadan ayrılıp başka evrene kayıyoruz ve ‘gerçek üstü’ bir masala dalıyoruz.

Değindiğimiz bu kadar pozitif nokta yanında filmin eksikleri yok mu? Bizce genel başarıyı tamamen gölgelemese de tabii ki var : öncelikle senaristlerin başkaraktere daha fazla bir derinlik katmak için ara sıra Jay’in babasıyla olan ‘flash back’ sekanslarına yer vermişler. Bu sekansların daha ilkinde Jay’in babasıyla ayrı bir yolda ilerlemek istediğini ve bundan dolayı aralarının biraz açık olduğunu anlıyoruz. Ama bu sekanslar arttıkça hem hikaye biraz tempo kaybediyor hem de bu konuşmalar ana olaya ciddi bir katkı vermiyor gibi duruyor. Jay’in babasını oynayan Josh Brolin tabii ki oyunculuk yeteneği tartışmaya açık bir isim değil ve sergilediği performans bir kez daha başarılı ama aralarında geçen deniz ve balina tutkusu hakkındaki diyaloglar filmin biraz Hollywood kurallarına uyma gayretini hissettiriyor. Anne rolündeki Elisabeth Shue ise bizce büyük bir oyuncu olduğu halde biraz konuk oyuncu gibi şöyle bir görünüyor.

Sonuç olarak ‘Balinanın düşüşü’, değişik bir ‘hayvan saldırılı’ gerilim filmi izlemek ve (bahsettiğimiz sekansları atarsak nerdeyse) bir buçuk saat boyunca sağlam bir heyecan yaşamak isteyen sinemaseverler için iyi bir tercih!

Yönetmen : Brian Duffield

Senaryo : Brian Duffield, Daniel Kraus

Görüntü Yönetmeni : Aaron Morton

Kurgu : Pietro Scalia

Müzik : Joseph Trapanese

Oyuncular : Austin Abrams, Josh Brolin, Elisabeth Shue, John Ortiz, Jane Levy, Emily Rudd

ABD / Gerilim / 105 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz