Anasayfa Film Eleştirisi ve Yorumlar ANNEMİN YARASI

ANNEMİN YARASI

2944
0

Annemin Yarası filminin yönetmen koltuğuna, 1978 Eskişehir doğumlu ”Çok Film Hareketler Bunlar (2010), Sen Kimsin? (2012) ve Silsile (2014)” filmlerinden tanıdığımız Ozan Açıktan oturmuş. Filmin senaryosunu yönetmen dahil 6 kişi ortak yazmış. Öyküsünü ise, 2009 yılında Funda Çetin ”Bekle Beni” ismi ile yazmış. Daha sonra beyaz perdeye aktarılmasına karar verilince ismi ”Annemin Yarası” olarak değiştirilmiş. Filmde, 1980 yılında başlayan Yugoslavya iç savaşı sırasında Bosna yetimhanesine verilen Salih (Bora Akkaş), 1995 yılında 18 yaşını doldurmuş bir genç olarak, yaşadığını umduğu anne-babasını aramak için yurttan ayrılır. Elinde sadece, okul müdürünün verdiği bir adres vardır. Adresi bulan Salih, oradaki yaşlı kadından, savaş sırasında yaşadığı tecavüz olayı sonucunda hafızasını kaybeden annesinin kim olduğunu öğrenir. Salih, annesine tecavüz etmesi nedeniyle dünyaya gelmesine neden olan eski Sırp askeri babasını bulup öldürmek için yola çıkar..

ANNEMİN YARASI

Filmde, yukarıdaki kısa özetten de anlaşılacağı üzere sadece savaş sonrası yaşanan hayatların dramı ele alınırken derine girilmemiş, yüzeyde bırakılmış. Yönetmen, geçmişte yaşanmış acıyı görsellerle, canlandırmalarla biraz daha besleyebilseydi daha mı iyi olurdu diyeceğim ama ”-zaten herkes savaş sırasında olanları biliyor, bir daha ne gerek var ortaya saçıp dökmeye” demiş de olabilir. Filmin hikayesindeki benzeri dramları, din-dil-ırk ayırt etmeden dünyada yaşanan savaşlarda ve savaş sonrasında rahatlıkla görebilirsiniz. Önemli olan iyi kalpliliğimizi, insaniyetimizi, merhametimizi savaşta kadın ve çocuklara gösterebilmek. İnsanoğlu bunu başarabilirse, filmde gözler önüne serilen yaşanmış gerçek dramlar yaşanmaz diye düşünüyorum. Film akmaya başladıkça olabilecekleri az çok tahmin edebiliyor ve ben de yazsam böyle yazardım diyorsunuz ama final size ters köşe yaptırıyor. Yönetmen filminde Sırpları, savaşta yaptıkları ile değil, savaş sonrası yaşadıkları aile yapıları ve yaşam alanları ile sorgulamış bence. Sırp ailenin, yaşadığı pislik içindeki çiftlik ve domuz besledikleri alanı, içkiye müptelalıklarını ve diğer Sırpların yaşam alanlarını gözler önüne sererken Türk seyircisine biz çok temiz bir milletiz dedirtiyor. Bence, çoğunun gözünden kaçsa da bu bile önemli bir vurgu. Zaten Marija (Meryem Uzerli) karakterinin çiftlikte sürekli çiçek yetiştirmesi ve çiçekle uğraşması belki de bu yüzden. Ne dersiniz?

ANNEMİN YARASI

Muhteşem Yüzyıl’ın Hürrem’i, Pargalı’sı ve Rüstem Paşa’sı Annemin Yarası’nda arz-ı endam ediyor ve muhteşem bir oyunculuk sergiliyorlar. Ozan Güven muzip Sırp Borislav rolünde çok inandırıcı. Belçim Bilgin, gittikçe pişen ve oyunculuğunun üzerine sürekli bir şeyler koyan bir isim. Geçmişi acılarla dolu Nerma rolünde küçük eksiklerine rağmen gayet iyi. Okan Yalabık, Mirsad rolünde ağzınızı açık bırakacak, çok yalın ve tertemiz bir performans sergilemiş. Bora Akkaş, Salih rolünde genç yaşına rağmen ustalarının yanında hiç ezilmemiş. Buraya Meryem Uzerli için küçük bir not düşmek istiyorum. Ben olsam, Meryem Uzerli’yi sesi ile oynatmaz seslendirirdim. Meryem’in Türkçeyi hala iyi konuşamaması, noktalama işaretleri, tonlama ve vurgulamadaki eksikleri maalesef iyi oyunculuğuna gölge düşürüyor. Bence Meryem, saydığım 5 oyuncunun en zayıf halkası. Filmin kamerasını, müziklerini ve kurgusunu da  çok beğendim.

ANNEMİN YARASI

Sözün özü: 1980 yılında Tito’nun ölümü ile başlayıp 2000 yılına kadar 20 yıl süren Yugoslavya iç savaşı sonrası zulüm görmüş bir Boşnak ailenin dramını anlatan etkileyici, çarpıcı, dokunaklı bir sinema diline sahip Annemin Yarası, Türk sineması adına bir kazanç ve şüphesiz haftanın en iyi yapımı. Üst düzey oyunculuklarla taçlandırılan filmi kaçırmamanızı tavsiye ediyorum. İyi seyirler.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here