Sarı ormanın içinde yol ayrımına geldim.

Ne yazık ki her iki yoldan da gidemezdim.

Sadece bir yolcuydum, öylece durdum.

Bir yolun ötelerine doğru bakındım kaldım.

Ta uzaklarda yitip gittiği yere kadar.

(Robert Frost)

Bir Tutunamama Öyküsü..

İsmini Robert Frost’ın ünlü ”The Road Not Taken” şiirinden alan ”Gidilmeyen Yol” filminin yönetmen koltuğuna ”Erkeğin Gözyaşları ve Tango Dersi” filmlerinden tanıdığımız Sally Potter oturuyor. Film konusu itibariyle bunamaya başlayan bir adamın yavaş yavaş insanlardan kopuşunu ve kendi başına artık hayatını idame ettiremeyecek düzeye ulaştıktan sonra yaşadığı fiziksel ve ruhsal değişimleri ele alıyor. Bu filmin Potter için özel bir yeri olduğunu belirtmek isterim çünkü Potter da müzisyen ve ressam olan kardeşi Nick Potter’ı 2013’te demans (bunama) hastalığı yüzünden kaybetmiş. Sally’in kardeşiyle ilgili yaşadığı hüznün filme de çokça yansıdığını görebiliyoruz.

Film Leo (Javier Bardem) ve kızı Molly’nin (Elle Fanning) bir gün içinde yaşadıklarını muhteşem müziklerle ve etkileyici bir sinematografi ile özellikle de Leo’nun yüzüne odaklanan yakım çekimlerle sunarak bunamanın fiziksel ve ruhsal anlamda nasıl bir yıkım getirdiğini beyaz perdeye aktarıyor. Bizim de çoğu kez Leo’nun aynı anda yaşadığı, gidip geldiği paralel hayatlara hüzünle tanıklık etmemizi sağlıyor. Meksika’da doğup büyüyen yazar Leo sonrasında New York’a taşınır fakat Leo’nun geçmişine dair bilinçaltında kalanlar acı verici bir şekilde gün yüzüne çıkmaya başlar ve Leo’yu adeta esir alır. Meksika’da büyük bir aşk yaşadığı Dolores’le (Salma Hayek) yaşadıkları sürekli zihnini işgal eder. Bunamış olmasına, çoğu şeyi unutmuş olmasına ve New York’a taşınmasına rağmen kendini sürekli oradaymış gibi hisseder ve bu onun zamanla gerçek hayattan kopmasına neden olur. Leo sürekli olarak zihninde uzun yolculuklara çıkar bu yolculuklara da geriye dönüşlerle şahit oluruz. Filmin en dokunaklı yerleri de geçmişin dramatik izlerini yoğun bir şekilde hissettiği anlardır. Leo, New York’un eski bir dairesinin küçük ve ıssız bir odasında kendini insanlardan soyutlamışken kendini kimi zaman Meksika’da kimi zaman da Yunanistan’da bulur.

Yıllar önce kaybettiği köpeğiyle ilgili anıları da içinde büyük bir hüznü taşıyacak şekilde beyaz perdeye yansıtılır. Leo’nun peşini bırakmayan bu anılar zamanla zihnini parçalanmış bir aynaya çevirir ve tüm bunlar kendisini artık hiçbir yere ait hissetmemesine sebep olur. Leo her yerdedir aynı zamanda da hiçbir yerdedir. Gidilmeyen Yol her yere tutunamamakla eşdeğerdir onun için. Zihninde durmadan kesişen hayatlar benliğini darmadağın eder. Paralel hayatlar yaşama durumu Leo’nun hayatını kördüğüme çevirir. Leo’nun yaşadığı sorunlu ve çaresiz döneminde özellikle kızı Molly destekçisi olur. Molly de bir yandan iş hayatını devam ettirmeye çalışırken bir yandan da babasının hayatını kolaylaştırmaya, onun bakımını büyük bir özveriyle yapmaya çalışır. Babasının halüsinasyonları ikisinin de hayatını içinden çıkılmaz bir hale getirir fakat Molly tüm olumsuzluklara rağmen hem kendi yaralarını hem babasının yaralarını sarmaya çalışır ve hep babasının üstüne titrer. Film adını bile hatırlamayan eski bir yazar olan Leo’nun hiçbir yere ait olamama halini dokunaklı bir şekilde işlerken aynı zamanda bizi Leo’yla birlikte yer hüzünlendiren yer yer de ruhumuzu merhamet duygusuyla kuşatan bir tutunamama yolculuğuna çıkarmayı başarıyor.

Leo karakterini canlandıran Javier Bardem yılların birikimiyle bir kez daha oyunculuğun zirvesine çıkarak ustalığını tazeliyor. Bu filminde de bizi kendine hayran bırakmayı başarıyor. ”Gidilmeyen Yol” filmini izlerken tematik olarak farklı olsa da Javier Bardem’in ”İçimdeki Deniz” filmi aklıma geldi. O filmde de büyük bir çaresizliğin ortasında ölümü arzulayan bir adamın hazin öyküsü ele alınıyordu. Önceden belirttiğim gibi iki filmin konusu farklı olsa da Javier Bardem bu iki filmde de insanın çaresizliğini, hayatın sert rüzgârlarında savruluşlarını ve hayata tutunama hâllerini içselleştirerek, yaşayarak canlandırdığı için filmlerin ana karakterleriyle empati kurmamızı sağlar. Dolayısıyla Bardem’in performansı rol aldığı diğer filmlerde olduğu bu filmin de çıtasını yükseltiyor.

Leo’nun kızı ”Molly”i canlandıran Elle Fannig de güçlü ve gerçekçi performansıyla ustalığa giden yolda sağlam adımlar basarak ilerlemeyi başarıyor ve Dolores’i canlandıran Salma Hayek aradan geçen bunca rağmen klas oyunculuğundan hiçbir şey kaybetmeden yoluna devam ediyor. Film sadece demans (bunama) hastalığına yakalanmış insanların dramını anlatmıyor aynı zamanda merhamet dolu bir baba-kız ilişkisini de bize sunarak vefa duygusunun, güçlü aile bağlarının önemine de vurgu yapıyor. Potter, Leo’nun öyküsünü anlatırken Meksikalılara uygulanan ayrımcılığı ve ırkçılığı da alt başlık olarak karşımıza çıkarıyor.

Özcesi Sally Potter’ın senaryosunu yazıp yönettiği ve müziklerini de kendisinin bestelediği ”Gidilmeyen Yol” filmi bunamanın yarattığı çaresizliği başta Javier Bardem’in muhteşem oyunculuğuyla, müziğin dramatik yapıya uyumuyla, kurgusuyla ve sinematografisi ile dokunaklı bir şekilde anlatmayı başaran bir film. İnsan, zihninde aynı anda birkaç hayatı yaşadığında kendini nerede hisseder, sorusunun cevabı kuşkusuz hiçbir yerdedir ve bu durum insanda muazzam bir hiçlik duygusu oluşturur. ”Gidilmeyen Yol”u da bu hiçliğin ortasında savrulmaların, kaybolmaların, hiçbir yere ait olamamaların incelikle tasvir edildiği ve sadeliğin ihtişamıyla yükselen bir armağan olarak kalbinize sunulmuş bir güzellik olarak düşünün ve yüreğinizdeki merhamet çaresiz insanlar için bir kez daha kanatlansın.

Yazar : Mahmut YAVUZ

Yönetmen / Senaryo / Müzik : Sally Potter

Görüntü Yönetmeni : Robbie Ryan

Oyuncular : Javier Bardem, Elle Fanning, Salma Hayek, Laura Linney, Milena Tscharntke, Branka Katic, Waleed Akhtar, Cory Peterson

İngiltere-ABD / Dram / 85 Dk.

ortakoltuk.com

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here