Ya Avsın Ya Avcı…

Karışık Kaset” filmi ile geniş kesimlerin beğenisini alan yönetmen Tunç Şahin, bu kez izleyenlerinin karşısına politik alt metni de olan “İnsanlar İkiye Ayrılır” yapımıyla çıkıyor. “Blu TV” ve “Bir Film” ortak yapımı film, Tunç Şahin‘in ilk dönemdeki o naif söyleminden farklı olarak, aslında kapitalist sistemin göbeğine direkt ve bağlantılı bir hikâye ile neşter atıyor.

Konunun merceğindeki tahsil bürosundaki mekanizma, banka adına borçluları, onları psikolojik çeşitli yöntemlerle en kârlı tahsilatı almak üzere işliyor. Ve bunun içinde, filmimiz özelinde söylersek başında Erdem Akakçe‘nin olduğu “Eray” isimli şirket, bankaların çeşitli sebeplerle el atamadığı, özellikle de kredi çeken borçlularından olan alacaklarını bu şirkete temlik alarak ve her ne olursa olsun kendi lehine en kârlı yöntemi uygulayarak tahsilat programını uygular. Şirketin yöntemleri çeşitlidir: Bazen iknayla bazen de baskıyla. Ama ne olursa olsun o tahsilat gerçekleşecektir!

İşte bu acımasız mekanizmanın en has elemanlarından birisi de uzun süredir iş arayışındaki Duygu (Burcu Biricik) karakteridir. Duygu, ilk başlarda isminin tersine çok duygusuzdur. Ve performans değerlendirmelerinde, borçluları rahat bırakmayan dişli yapısıyla hep ilk sırada yer alarak yöneticilerinin takdirini üzerinde toplar. Ancak gittikçe borçluları yok eden bu sistem, Duygu’yu ve en az onun kadar da Tilbe (Nezaket Erden), Bahadır (Aras Aydın) gibi diğer şirket elemanlarını rahatsız etmeye başlar. Ve içinde Ceren’in (Pınar Deniz) de olduğu, sürekli şirket hakkında izleyene bilgi veren geriye dönüşlü sürpriz bir final ile karşılaşacağız…

Borç Alırken Bana mı Sordunuz?

Evet, böyle demektedir insaf dileyen borçlulara hitaben Eray! “İnsanlar İkiye Ayrılır” filmi, aslında kapitalizmin bu en acımasız aygıtı olan sermaye mekanizmasına banka, tahsil, borçlu, performans gibi temel kavramlardan hareketle bakmakta. Sistem sorgulamasını derin ve büyük anlatılarla değil, gerçekliğine her an tanık olduğumuz bir borç ilişkisinden yapmakta. Üstelik bunu pekala basit bir gerilim filmine dönüşebilecek konusunu derinleştirerek sunmasıyla da başarmakta.

Şirket, o derece profesyonel ve acımasız bir sistemle ilerler ki her atılan adım bilerek ve istenerek tasarlanır. Klimanın “kumanda bozuldu” denilerek açılmamasından, borçlunun bir süre ofiste bekletilmesine, iyi ve kötü polis oynayan iki elemanın müzakereye katılmasından, elemanlardan birinin görüşmeye kısa bir ara vermesine değin tüm aşamalar şirket politikası gereği hesap ve kitapla ilerler. Ve sonrasında borçlulara hatta olaydan habersiz akrabalara açılan telefonlar, yapılan tacizler, cazip görünen ancak tamamen kendilerini bir borç cenderesine sokan imzalar, en başından bu acımasızlığı resmeder. Ancak tüm bunlardan rahatsızlık duyanlar az değildir…

İşte Duygu, Bahadır, hamile Tilbe ve kurban olarak da Ceren bu karşıtlığın en etten kemikten halini simgelerler. Onlar şirketin “ya avsınız ya da avcısınız” mottosunu ters yüz ederler. Zira aslında vicdanı bir yana bırakırsak onlar da borçludurlar. Şirket onları da bir anaforun içine atarak alacağını ister. Şirkette yürütülen Ceren’den kaynaklı soruşturmanın ve onları yükümlülüklere iten o acımasız kontratların borç batağını ortaya sermesi bundandır…

Kapitalizmin Yumruğu…

Ben filmi bu sene 90. İzmir Fuarı kapsamında düzenlenen “20. Sinema Burada Festivali” kapsamında yönetmen Tunç Şahin‘in de katılımı ile düzenlenen gösterim etkinliğinde izledim. Aynı zamanda filmin senaryosunu da hazırlayan Şahin, izleyicilerin sorularına verdiği samimi cevaplarda, filmin konusunu kendisinin de başından geçen bir borç ilişkisinden hareketle tasarladığını belirtti. Ve tüm şirket çalışanlarının aslında birer borçlu olduğunu ekledi.

İnsanlar İkiye Ayrılır“, aslında evrensel bir öykü. Bu özelliğinden olsa gerek Çin’de katıldığı Şanghay Festivali‘nden de büyük övgülerle ayrıldı. Özellikle şirket kısımlarında, koyu renklerden de anlaşıldığı üzere biraz karanlık bir hikâye sunsa da, filme dair spoiler vererek sürprizi açık etmek istemem ancak finalinin yine de umut aşıladığını belirtmem mümkün. Ayrıca yönetmen Şahin’in “Karışık Kaset“ten de aşina olduğumuz gibi, Duygu ile Tilbe’nin hayallerinin peşinden gittiği kısımlardaki nostalji ile beslenen, film ile uyumlu müzik tercihlerini de ayrıca not etmem gerek…

Göz Dolduran Oyunculuklar: Burcu Biricik ve Nezaket Erden…

Ve son olarak harika oyunculuklar… En başta “Burcu Biricik.” O’nu artık bilmem nasıl anlatmalı? Biricik, özellikle şimdi ikinci sezonuna hazırlandığı Netflix yapımı “Fatma” dizisi ile rüştünü ispatlayarak çıtayı çok yukarılara taşımıştı. Biricik, her hali ile izleyene duygularını sunmakta çok mahir. Bu filmde de yine harikalar yaratıyor. Son dönemlerdeki genç jenerasyon içerisinde Biricik‘in dünya sinemasına açılması durumunda dünya starı olmaması için bir neden göremiyorum…

Filmin diğer mutantan oyuncusu ise Tilbe rolü ile “Nezaket Erden.” Şirketin yöntemlerine en başından karşı olan ve borçlular ile yaşadığı diyaloglar kendisini çokça etkileyen Tilbe, kirden en arınık karakter olarak sunuluyor. Oyuncu, “Tilbe” karakteriyle zaten Antalya Film Festivali‘nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülüne de uzanmıştı. Festivaller bahsi açılmışken belirtmeliyim ki, çok katmanlı ve geriye dönüşlerle finale kadar izleyeni sürükleyen senaryosuyla film, yine Antalya’daki festivalden en iyi senaryo ödülüyle de dönmüştü…

Gayet popüler bir biçim ile politik sinemaya salt kalın çizgilerle değil, basit bir borç ilişkisi temelinden de el atılmasının ve sisteme dair söz söylemenin mümkün olduğunu gösteren eli yüzü düzgün, yoğun emek ürünü bir yapım “İnsanlar İkiye Ayrılır.” 10 Eylül’de sinemalarımızda… Kaçırmayın…

Yönetmen / Senaryo : Tunç Şahin

Görüntü Yönetmeni : Sebastian Weber

Kurgu : Doruk Kaya

Müzik : Safa Hendem, Mehmet Cem Ünal

Oyuncular : Burcu Biricik, Pınar Deniz, Aras Aydın, Başak Daşman, Erdem Akakçe, Nezaket Erden, Gökay Müftüoğlu, Sabahattin Yakut

Türkiye / Dram / 102 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here