Kin

OYUNCULUK TAM PUAN!

Kötü senaryoyu iyi oyuncular güzel bir film haline getirebilir ya da tam tersi iyi bir senaryo kötü oyunculukla hiç olabilir. “Kin”; ne kötü ne iyi diyebileceğimiz uyarlama bir senaryonun çok iyi oyuncular tarafından yukarıya çekildiği bir film olmuş. Başkomiser Harun rolündeki Yılmaz Erdoğan ve emniyet müdürü rolündeki Ahmet Mümtaz Taylan harikalar yaratmış dersek yerinde olur; ayrıca başta  Tuncay’ı canlandıran Cem Yiğit Üzümoğlu olmak üzere diğer  aktörler de onları tamamlamışlar.

Güney Kore adaptasyonu olan filmin senaryosunu Yılmaz Erdoğan kaleme almış. Başka filmlerden adaptasyon olaylarına bozuluyorum, kaldı ki senarist iyi bir yaratıcı zaten öncekiler gibi orjinal bir senaryo yazabilirdi. Neyse ki yazdığı metnin hakkını fazlasıyla vermiş. Bu suç polisiye hikayesi bize uygun muydu ya da bizim polis kayıtlarında buna benzer olaylar olmuş mudur kuşkuluyum ama ilginç bir hikaye olduğu kesin. Evet oyunculuklara dönecek olursak Yılmaz Erdoğan yıllardır tiyatroda ve sinemada oynamaktan yüzü tam bir  karakter oyuncusuna  dönüşmüş. Diyalogu  olmayan çalışmalarda bile ifadesi ve bedeniyle eseri sürükleyip götürür; artık pişmiş…

KENDİNİ ARAYAN ADAM

“hukuken suçu ispat edilinceye kadar herkes masumdur, bizde ise

bizim şüphelerimiz giderilinceye kadar herkes biraz suçludur “

                                                                                       Harun    

Film; 10-12 yaşlarında biri kız biri erkek olan iki çocuğun babasının gözlerininin önünde tutuklanması ile başlar. Kamera çocukların gözlerine odaklaşır, bakışlardan hikayenin ipuçlarını alırız. Tabii bu sahne Türk usulü dramatize edilerek verilmiş; arkaya trajik bir müzik, biraz gözyaşı… (Filmin bazı bölümlerinde de bu sahnelere rastlıyoruz. Artık bu gözyaşı hikayesinden kurtulmamız gerekiyor. Hayatın getirdiklerini bir şekilde kabullenip yaşamaya devam ediyoruz, milletçe  acı çekmeye de acıların üstesinden gelmeye de alışkınız. Gereğinden fazla dramatize etmeye gerek yok, bu tarz filmi basitleştiriyor. ) Gözaltına alınıp taksiye binen babanın görüntüsünden sonra ortam birden değişir, bir salondaki  ödül törenine uzanır. Harun komisere yılın en başarılı polis ödülü verilir, devam eden sahnelerde ise Yılmaz Erdoğan’ın o bildiğimiz esprili ve sıcak ortamları vardır; taa ki ekibi olan meslektaşlarıyla kutlama yaptıktan sonra bir taksiye binip evine gitmek üzere yola çıkıncaya kadar…

Bundan sonra artık olaylar da yoldan çıkacaktır. Ev güzergahı yolundan sapan taksicinin niyetinin kötü olduğunu anlayan Harun komiser arabadan inmek  ister, yaşanan arbeden sonra taksiden inerler ve komiseri öldürmek isteyen taksici Harun’un kendisini savunması sonucunda ölür. Terfi alacağını bilen komiser cinayeti başkası işlemiş süsü verir ve meslektaşlarıyla birlikte katili aramaya başlarlar, Hem katil hem katili arayan polis konumundadır artık. Yani kendisini arayan adam rolüne bürünmüştür…

Bundan sonrası anlatılmaz artık, olayların seyri tahmin edemeyeceğimiz yere uzanır…   

HARUN’UN KARAKTER YAPISI

Dürüst, çalışkan işini iyi yapan bir polistir. Amirinden mesleki anlamda çok şey öğrenmiştir. Aralarında ağabey kardeş ilişkisi vardır. Diğer meslektaşlarına da  ağabey olmuştur, onlara sevgi ve şefkat gösterir uyum içinde çalışırlar. (Açıkçası böyle bir ortam hele polis cemiyetinde bana çok inandırıcı gelmedi.) Diğer taraftan insan olarak 78 kuşağının özelliklerini taşımaktadır. O kuşağı bilenler bilir; aldığı ödülden bile mahcup olan, kutlama ve eğlencelerin yeterince tadını çıkaramayan, içinde hep bir otokontrol sistemi taşıyan bir kişiliğe sahiptirler. Harun’da bu vasıfları görürüz; ancak bütün bu özelliklere sahip olmasına karşın işkenceci bir yönü de vardır. İlgili tek bir sahneyi izlemek onun işkenceci olduğuna karar vermeye yetiyor…

Yönetmenliğini Türkan Derya’nın yaptığı filmin hikayesi ile bize biraz yabancı gelse de kurgu ve oyunculukla güzel bir  çalışma olmuş. Sürükleyici ve esrarengiz…

Filmin başında seyrettiğimiz o çocukların yaşındayken Erich Maria Remarque’in ”İnsanları Seveceksin” romanını okumuş ve çok etkilenmiştim. Sonraki yıllarda bir kez daha okudum. Onun bir sözü bu sona çok yakışacaktır.

“Kin ve nefret kişiyi ayağını denk almayı unutturur”

Yönetmen : Türkan Derya

Senaryo : Yılmaz Erdoğan

Görüntü Yönetmeni : Serkan Güler

Müzik : Ahmet Kenan Bilgiç

Oyuncular : Yılmaz Erdoğan, Cem Yiğit Üzümoğlu, Duygu Sarışın, Ahmet Mümtaz Taylan, Rüzgar Aksoy, Metehan Parıltı

Türkiye / Polisiye-Suç-Gerilim-Dram / 105 Dk.

 

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here