Kuzeyli / Northman

Hikaye Anlatıcılığının Önemi

Bir filmi izleten öğeler nedir? Sırasıyla hareketli görüntü, ses, hikaye! İkinci ve üçüncü sıra yer değiştirebilir ama hareketli görüntü değişmez. Aklınıza kurgu, renk, sanat, efektler ve bir sürü öğe gelebilir fakat bunlar başka bir yazının konusu! Aslına bakarsanız bütün bu öğeler ihtiyaçtan doğdu! Görüntüyü hareketli hale getirmek yani resmi ya da fotoğrafı hızla ardarda oynatıp bir anı anlatmak… Önce kamera sabit bir yerde -o anının genelini nasıl anlatabiliyorsa- orada duruyordu. Sonra kamerayı hareket ettirdiler. Farklı açılardan görüntüyü yakalayınca başka bir anlam ifade ettiğini anladılar. Hani derler ya, ‘birine tepeden bakmak’ baktığın kişiye, ondan üstün olduğunu göstermek…

Bunun kamera açılarında da olduğunu anladılar. Açılarla oynayarak görsel efekt bile yapabildiklerini fark ettiler. Bu sanki bir mucize! Bu esnada film bantlarına ses kaydetmek mümkün olmadığı için sinema salonlarında bir de piyanist çalışıyordu. Müzikler ve hatta sesler o anın ruhuna göre bile değişiyordu. Gerisini biliyorsunuz, hikaye anlatıcılığı üstüne kata kata ilerledi ve NORTHMAN filmine kadar geldi!

Büyülü Düzenbazlık

Bir düzenbazın filmi Northman! Niçin düzenbaz? Çünkü düzenle oynuyor. Düzenimiz basit. Ama Picasso’nun dediği gibi ‘bir çocuk gibi resim çizebilmek için 30 yılımı verdim!’. Basit olması herkesin yapabileceği anlamına gelmiyor. Ancak ustalar basit yapabilir! Bir Aziz Nesin öyküsünü okuyunca, basit bir hikaye görürsünüz. İşte o hikayeyi herkesin anlayabileceği bir dile dökmek o basitliğe erişebilmek ustalık ister. Tabi ki sanatın da iyi olması…

Filmimiz de büyücülük var. Zaten yönetmen de büyülü bir anlatımı kullanarak düzenle oynuyor. Diyeceksiniz ki bu bir ‘Viking Sagası’ yani efsanesi ve efsanevi bir dil yaratmaya çalışmış. O zaman size sorayım 2 saniyeniz var. Reklam filmi çekiyorsunuz ve bir büyücü göstereceksiniz. Büyücü avucunu açacak ve markanın ürünü görünecek. Çeşitli sahneler gözünüzün önüne gelmiştir. İşte bütün film bundan ibaret… Ha arada film izliyor muyuz evet, reklam film arası veriyor ama sinema salonlarındaki 15 dakikalık antrakt gibi değil. Youtube videosu izlerken aniden karşına çıkan ve en az 5 saniye katlanmak zorunda olduğun ve hızla geçtiğin anlar gibi…

Hızla filmin geçmesini ve reklamı izlemeye devam etmek istiyorsun! Size sorarım bugün izlediğiniz hangi reklam filmini hatırlıyorsunuz? Hemen hemen hiç birini! Neden? Çünkü hikaye anlatmıyorlar, bir gösteri ile size bir şey satmaya çalışıyorlar! Zaten akılda kalıcı olanlar bir hikaye anlatmaya çalışanlar ya da tekrar seslerle zihinde kalıcı olmaya çalışanlar. Tekrar sesle kalıcı olmaya çalışanları ise ne zaman izlediğinizi bile hatırlamazsınız. İnanır mısınız filmimiz de bu da var!

Destansı anlatım şov yapmak mıdır ?

Gelelim öze! Kamerayı koyduğun yeri yani açılarını belirleyen anlattığın andır. Anlattığın an bir hikayeye bağlı ise; hikayenin bütününe uygun ilerler açıların ve filmin diğer bütün öğeleri… Bunun nedeni de basitlik içindir. Filmi izleyen herkes anlasın ve bir an bile filmden kopmasın. Yani kamerayı koyduğun yeri belirleyen hikayedir. Hikayeyi anlamazsan kamerayı okulda öğrendiğin yerlere koyarsın. Büyük göstermek için şuraya, destansı olmak için buraya gibi gibi… Ama (gerçekten) zeki yönetmenimiz bu düzenle oynayarak destansı anlatımı bir üst düzeye taşımış.

Hikaye anlatıcılığının doruklarını zorlamış. İzlerken gaza geliyorsun… Başrol oyuncusu gibi bağırasın geliyor… Ürünü satın alıyorsun. Sonra bakıyorsun, yine satın alıyorsun, yine ve yine Sonra sıkılıyorsun. Ardından bir bakıyorsun aldıkların da boş. Ortada, sürekli şovlarla, gösterildiği gibi büyük bir destan da yok demeye başlıyorsun. Sıkılıyorsun. Bitse de gitsek başlıyor… Destansı filmlerde, destan birkaç anda görünür. O anlara kadar sürekli seni ona hazırlar…

Yönetmen başarılı, oyuncular iyi, hikaye ise bir ‘çocuğun başına gelebilecek en kötü şey’… ve senaryo da iyi. Kötü olan nedir Basitliği acizlik görmek. Destansı anlatımı şov yapmak sanmak! Destanların, ana rahmine destan olarak düştüğünü sanmak. Ama her destan basit bir anla başlar, Yüzüklerin Efendisi, Cesur Yürek gibi ya da kültürümüz de olduğu gibi… ‘Ben bir garip keloğlanım / Eşeğimin yok palanı…’ Filmin ilk yarısından çıkınca, ‘film güzelmiş yahu’ diyeceksiniz. Film bitince, ‘yazar haklıymış yahu’ diyeceksiniz. İddiaya girelim mi?

Yönetmen : Robert Eggers

Senaryo : Robert Eggers, Sjón

Görüntü Yönetmeni : Jarin Blaschke

Kurgu : Louise Ford

Müzik : Robin Carolan, Sebastian Gainsborough

Oyuncular : Alexander Skarsgård, Nicole Kidman, Willem Dafoe, Anya Taylor-Joy, Ethan Hawke, Björk, Kate Dickie, Claes Bang, Ralph Ineson, Ian Gerard Whyte

ABD / Aksiyon-Macera-Tarihi / 137 Dk.

Film notum:
İLEKuzeyli
KAYNAKKuzeyli
Önceki yazıCehennem Öfkesi : Ave Marie
Sonraki yazı41. İstanbul Film Festivalinde Fransa Şovu

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz