40. İKSV ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ 4
“Nemesis”
Yönetmen Thomas Imbach’ın, 2013’ün Mayısından 2020’nin Ocağına yedi yıl boyunca evinin penceresinden, Zürih Aussersihl garının “mimari vandalizm” dediği yıkım sürecini kayda aldığı “Nemesis”, Uluslararası Yarışmanın ikinci belgeseli.

Zürih’te 1897’de inşa edilmiş olan Aussersihl Yük Treni Garı, yüzyılı aşkın cephesi kendi dönemini az buçuk yansıtan, geri kalanıysa dev bir hangar izlenimi veren, “eski eser”den çok “eskimiş eser” izlenimi bırakan bir yapı ama, anlaşılan, yıllar boyu bir dönüşüm ve değişim merkezi olan, uluslararası devinimin hiç eksik olmadığı bu emektar yapı ile çok sayıda Zürih’linin sıkı bir gönül bağı var. Imbach, yapılışından 125 yıl sonra yıkılarak, yerine Kanton Emniyet ve Adalet Merkezi adıyla, bir polis merkeziyle bir hapishane yapılmak üzere inşasına kara verilen binanın, yıkımından inşasına tüm süreci “Nemesis”de yansıtır.

Thomas Imbach filmi üç bölümde çeker. Birinci bölüm metal dinozorların duvarları, pencereleri, çatıları ısıra ısıra parçalayıp tükettikleri fantastik bir bilimkurguyu andırır. Hızlı ve yavaş çekimler, “keşke” dercesine, geri geri gidilerek yıkımın tersine çevrilmek isteğine 35 mm. çalışmanın görkemi de katılınca yok edilişin anlatıldığı bu bölüm görsel bir şölene dönüşür. Bu görselliğe dış sesle katılan İmbach, binanın ölümüyle kendi yaşamında önemli yer tutmuş olan, dedesinin, anneannesinin, annesiyle babasının ve 30 yıllık yakın arkadaşı Peter’in ölümleriyle paralellikler kurar. Haftada iki kez, yakındaki hava alanının nezarethanesine giderek, orada sınır dışı edilmeyi bekleyen tutklu mültecilerle konuşan, asistanı Lisa, “geçmişle ilgilenmekten şimdiki zamanı ihmâl ettiğine” dikkat çektiğinde İmbach “bu yıl ölenleri değil, yaşayanları düşünmeye kara verdim” der.

İkinci bölüm, bir eski dere yatağında olduğu belirtilen boşaltılmış ve temizlenmiş arsada, toprak dolguların yapıldığı, zemini oturmasının beklendiği aylarda geçer. İçinde arada bir bir tilkini de geçtiği bu boş arsa, güneşli günlerde, karanlık ya da mehtabın aydınlattığı gecelerde, gün doğarken, gün batarken, yağmur yağarken, kar serpiştirir ya da tipiye dönerken defalarca izletilir. Bu bölümde İmbach, Lisa’nın konuştuğu mültecilerin anlattıklarını, birinci tekil şahıs olarak onların ağzından okur. Bu bölümün asıl kusurlu yanı, bir yandan tekrar tekrar çekimlerle sarmaya başlaması, diğer yandan da birinci bölümün aksine, üstüne üstlük bu kez söz edilenler çok daha etkileyici, sarsıcı ve çarpıcı olmasına karşın, anlatıyla görüntüler arasında hiçbir ilişki oluşmamasıdır.

Bu durağan bölümü, ne mekânda bir ara yapılan “Sokak Yemekleri Festivali”nin hareketliliği, ne de tepeden bakılan yılda gezinenler ya da oturanlar canlandırabilir. Park etmiş bir arabanın yanında devamlı öpüşen oldukça sevimsiz bir çifti birkaç kez göstermesine gelince, filmin anlatısıyla hiç ilgisi olmayan bu sekansların, hem ikilinin mahremiyetini ihlâl ettiğini, hem de pullu mühürlü röntgencilik olduğunu düşünüyorum.

Çok sayıda dev vincin kurulması ile başlayan ve binanın inşa edilmesini gösteren bölüm de, mültecilerin anlatısıyla inşaatın sürmesi arasında hiçbir irtibat olmaksızın devam eder. Sadece yılbaşı havai fişek gösterisinin modern cam cepheli binaya yansıdığı finalde, bitmiş binanın ülkeden sınır dışı edilebilecek yeni göçmenlere ev sahipliği edeceği şöyle bir duyumsatılır.

Fikir ilginç, görsellik müthiş ama sonuç kusursuz bir İsviçre saati gibi işlevsel ama ruhsuz.
21 Haziran 21.00’e kadar gösterimde.

Yönetmen / Senaryo / Görüntü Yönetmeni / Kurgu : Thomas Imbach

İsviçre / Dökümanter / 130 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here