Gizli Ajan

BİZİ EN BAŞTAN İÇİNE ÇEKEN BİR POLİTİK DRAM…

Filho kendi hayatından da ciddi izler taşıyan ama bunun yanında da seyirciyi tamamen içine alan, zaman zaman çok rahatsız eden, sarsan ama bazen de gülümseten çok etkileyici bir politik dram imzalamış… Aday olduğu Oscar heykelciklerinden kaçını alacak bilmiyoruz ama bizce en azından Marcello’yu inanılmaz bir performansla canlandıran Wagner Moura’nın törenden eli boş dönmemesi lazım!

OrtaKoltuk Puanı:

 

Bu seneki Cannes Film Festivalinden birçok ödülle dönen ve Oscar töreninin önemli dallardaki adaylıklarında da kendine yer bulan, yönetmen Kleber Mendonça Filho’nun son filmi ‘Gizli Ajan’ bu hafta sinema salonlarımıza uğruyor.

Filmi izlemeden önce edindiğimiz ön bilgi ve filmin adı, ‘Gizli Ajan’ın türü ve parmak basacağı konular hakkında ipuçları verse de asıl merakımızı uyandıran yönetmenin bu türe (yani politik drama) yaklaşımının nasıl olacağı oluyor. Bu açıdan hemen belirtmekte yarar var: hem senaryo yapısı hem de yönetmenin hikayesinde kullandığı sembol ve metaforlar filmin benzerleri arasında öne çıkmasında büyük bir rol oynuyor.

Filmin en başında beliren yazılardan da anlayacağımız üzere hikaye 1977 yılında, yönetimde bulunan baskıcı ve totaliter bir rejim altında adeta ezilen Brezilya’da, bu ülkenin önemli şehirlerinden biri olan Recife’de geçiyor. Hikayenin baş karakteri Marcello, biraz içe dönük, hareketlerinde ölçülü ve melankolik bakışlara sahip, orta yaşlı bir adam. Tam olarak ne iş yaptığını ve asıl amacını uzun süre anlamıyoruz ama o zamanki sert rejime karşı olduğu ve en azından ideolojik olarak buna karşı mücadeleye hazır olduğu da en baştan belli.

YOZLAŞMIŞ BİR SİSTEM VE İNSANLAR…

Kendi başına oldukça ilginç ve kara mizah dozu yüksek olabilecek bir kısa metrajlı filmi andıran açılış sekansında bile ülkenin içinde bulunduğu durumu anlıyoruz : insanlar (yerde yatan ve çürümeye başlamış bir insan cesedi (!) gibi) etraflarında korkunç bir manzara olsa bile umursamıyorlar. Bu olaylara asıl müdahale etmesi gereken polisler daha çok ceplerini doldurmayı düşünüyorlar. Ülkede çok ciddi bir güvensizlik ve tehlike havası hakim…

Gizli Ajan’ı benzerlerinden ayıran ilk nokta bir dönemin (ve hatta belli açılardan günümüzün de) güncel politik durumuna yönelse de hikayesini kurmaca bir formatta sunması. Ülkenin politik durumu asla ‘arka plandan’ eksik olmasa da sık sık Marcello’nun özel hayatına, taşındığı yere ve uzun süre ayrı kaldığı çocuğuyla tekrar bir bağ kurma çabasına eğiliyoruz. Birçok yönetmen siyasi bir konuyu işlerken ‘belgeselci’ bir tavır takınabilecekken veya başkarakterini sadece bu ‘alev alev’ politik ortamda salınan, kaybolmuş biri gibi sunabilecekken yönetmen Filho onu bir rehber gibi ve hikayenin ‘fitilini’ ateşleyici gücü gibi sunuyor.

Bir başka ilginç nokta ise filmdeki yan karakterlerin hiçbirinin üstünkörü çizilmemesi hatta her birinin bir derinlik taşıması… Bir çırpıda sayacak olursak: Marcello’nun (aynı zamanda rejime karşı ciddi bir direnişçi olduğu belli) yaşlı ev sahibesi, uzun süre sonra kavuştuğu oğlu, kendisi yokken çocuğuyla ilgilenen büyükanne ve büyükbaba hatta Marcello’nun peşinde olan kiralık katiller bile belli bir hikayeleri olan, geçmişlerinden izler bulduğumuz, asla klasik bir ‘formattan’ çıktığını hissetmediğimiz kanlı canlı, nefes alan karakterler! Filmdeki her karaktere bu kadar önem ve pay verilmesi bir çeşitlilik kadar zaman zaman biraz dağınık bir izlenim de veriyor. Ama bu karakterlerin ve hikayeciklerin ana senaryoya bağlantı noktaları sağlam duruyor.

JAWS VE BAĞLANTI NOKTALARI…

Filmde birçok değişik filme göndermeler mevcut. Bir yönetmen olduğu kadar bir sinefil olduğu da belli olan Filho bu sinema aşkını zaman zaman değişik sembollerle filmine serpiştiriyor. Bu sembollerden en göze çarpan kuşkusuz Jaws filmi… Başlangıçta hikayenin zaman aralığını belirlemek için kullanılmış gibi duran Jaws filmi ilanı aslında ülkenin içinde bulunduğu döneme de gönderme yapıyor. Tıpkı denizde açılan insanları takip ve tehdit eden, saldıran ve sonrasında onları canlı canlı yiyen bu dev köpekbalığı gibi ülkedeki çürümüş ve yozlaşmış kurumlar ve ezici rejim de aynı şekilde insanları takip ediyor, baskı altında tutuyor ve bütün direnişçileri işkenceden geçirip öldürüyor. Zaten bu benzetmenin ‘absürde varan en belirgin emaresini yakalanmış ve öldürülmüş bir köpekbalığının midesinden çıkan insan uzvu sekansında buluyoruz.

Sonuçta Filho kendi hayatından da ciddi izler taşıyan ama bunun yanında da seyirciyi tamamen içine alan, zaman zaman çok rahatsız eden, sarsan ama bazen de gülümseten çok etkileyici bir politik dram imzalamış… Aday olduğu Oscar heykelciklerinden kaçını alacak bilmiyoruz ama bizce en azından Marcello’yu inanılmaz bir performansla canlandıran Wagner Moura’nın törenden eli boş dönmemesi lazım!

Yönetmen / Senaryo : Kleber Mendonça Filho 

Görüntü Yönetmeni : Evgenia Alexandrova 

Müzik : Mateus Alves, Tomaz Alvez Souza

Kurgu : Matheus Farias, Eduardo Serrano 

Oynayanlar : Wagner Maura, Gabriel Leone, Maria Fernando Candido

Brezilya-Fransa-Hollanda-Almanya / Suç-Dedektif-Dram / 160 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz