Parlak Kariyerim /  My Brilliant Career

Yazar Olmak İçin Yola Çıkan Taşralı Kız 

Avustralya yapımı dizi Miles Franklin’in 1901 tarihli romanından uyarlandı. Yüzyılın başında ilginç ve feminist fikirlere sahip genç kız Sybylla (Muhtemelen yazarın bizzat kendisi) dönemin ilerisinde olduğu için kendine çizilen sınırları reddeder. Dizi, kadınlar açısından  dönemin handikaplarını ortaya koyarak evlilik mi özgürlük mü sorusuyla kahramanını başbaşa bırakır. “Parlak Kariyerim” bir dönem dizisi olsa da anlatım biçimiyle bugünün gençlik film ve dizilerini çağrıştırıyor. Dram dizisi olmasına rağmen eğlenceli ve muzip diliyle özellikle gençlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum…

OrtaKoltuk Puanı:

 

Yoksul ailesinin yanından zengin büyükannesinin çiftliği Caddagat’a gelen genç kız Sybylla’nın hikayesini anlatan dizi  tahmin ettiğim gibi bizzat yazarın kendisini anlatıyor. Türkçeye de çevrilen eserin tanıtımında şu sözler yazılı “ Avustralya edebiyatının öncü kadın yazarlarından biri olan Miles Franklin, bu eserinde otobiyografik öğeleri ustalıkla işleyerek, 19. yüzyıl Avustralya kırsalının atmosferini, doğasının güzelliğini ve toplum yapısını çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Henry Lawson’ın övgüyle bahsettiği bu eser, Avustralya’nın en özgün ve samimi romanlarından biri olarak kabul ediliyor. Edebiyat tarihine iz bırakan Parlak Kariyerim, hayalleri için savaşan tüm kadınların hikâyesidir.” 

Romanı uyarlayan Liz Doran; yönetmen koltuğunu Anne Renton ve Alyssa McClelland paylaşıyor.  Başlıca oyuncular ve karakterleri : Sybylla (Philippa Northeast), Harry (Christopher Chung), Mrs. Bossier (Anna Chancellor), Helen (Genevieve O’Reilly), Augusta (Kate Mulvany), Frank (Jake Dunn) 

Parlak Kariyerim”i yalnızca bir dönem dizisi ya da genç bir kızın aşk hikâyesi olarak değerlendirmek, dizinin asıl meselesini ıskalamak olur. Hikâyenin merkezinde, 20. yüzyılın başlarında Avustralya taşrasında yaşayan, yazarlık yapmak isteyen ve kendisi için çizilmiş kadınlık sınırlarına sığmayı reddeden Sybylla vardır. Ailesinin ekonomik sıkıntıları ve toplumun ondan beklediği evlilik, genç kadının önüne sürekli aynı seçimi koyar : Güvenli bir hayat mı, yoksa kendi istediği hayat mı? Sybylla’nın yazarlık tutkusu bu nedenle basit bir meslek arzusundan çok daha fazlasıdır; kendi kimliğini kurma mücadelesidir…   

   

Sybylla’nın neden  ailesi yoksul da büyükannesi zengin sorusunun yanıtını tahmin etmek zor değil; çünkü anne de zamanında başına buyruk, asi bir genç kız olduğu için ailesinin karşı çıkmasına rağmen aşık olduğu yoksul taşralı bir adamla evlenmiştir, büyükanne kızını reddetmiş ve onları yoksulluğa mahkum etmiştir. Çok sayıda çocuk sahibi olan anne Lucy Melvyn büyük kızı Sybylla’yı iyi bir evlilik yapsın diye annesine gönderir. Oysa genç kız üremek değil yaratmak istiyordur. Yani Sybylla annesinin yetenek ve zekasını almıştır ama onun gibi kaderciliğe razı olmamıştır. Yazı defterini elinden bırakmayan genç kız oldukça yeteneklidir. Edebiyat severlerin hoşlanacağı güzel cümleleri kurmakta mahirdir. Ancak Sybylla kusursuz, her zaman doğru kararlar veren bir feminist kahraman olarak çizilmiyor; öfkelenen, bocalayan, kibirlenebilen, âşık olan ve zaman zaman kendi çelişkileriyle boğuşan genç bir kadın. Northeast bu çelişkileri özellikle mimikleri, enerjisi ve mizah duygusuyla görünür kılıyor. Bu sayede karakter, günümüzden geriye dönüp “bakın, kadınlar eskiden ne kadar eziliyordu” diyen tek boyutlu bir tarihsel figür olmaktan çıkıyor; arzuları, zaafları ve hayalleriyle yaşayan gerçek bir genç kadına dönüşüyor.

Dizinin çağdaş izleyiciyle kurduğu en güçlü bağ da burada ortaya çıkıyor… Genç kıza aşık olan erkekler ise daha silik ve edilgen karakterler olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle. Harry, Sybylla’nın hayatına yalnızca romantik bir figür olarak girmiyor; onun özgürlük anlayışını sınayan önemli bir karşılaşmaya dönüşüyor. Sybylla için aşk, geleneksel kadınlık rolünün içine girmek anlamına gelirse kabul edilemez; dolayısıyla Harry ile arasındaki ilişki, “kavuşacaklar mı?” sorusundan daha önemli bir soruyu gündeme getiriyor : İnsan sevdiği biriyle birlikte olurken kendi benliğinden ne kadar vazgeçebilir? Chung’ın Harry’si bu açıdan klasik dönem dizilerindeki kusursuz romantik erkek tipinden daha katmanlı… Büyükanne  Mrs. Bossier karakteri ise toplumun kadınlar üzerindeki baskısını yalnızca erkek egemenliği üzerinden okumamızı engelliyor; kadınların da geleneksel düzenin taşıyıcısı ve uygulayıcısı olabildiğini gösteriyor.

1900’lerin Avustralya’sının kırsal atmosferi, kostümler ve geniş doğa görüntüleriyle güçlü bir dönem duygusu yaratılırken, anlatımın içine çağdaş müzik ve daha modern görsel tercihler yerleştirilmesi bilinçli bir yabancılaştırma etkisi oluşturuyor. Bu tercih bazı izleyicilere fazla modern veya dönem atmosferini bozan bir unsur gibi gelebilir. Ancak bence dizinin temel fikriyle uyumlu : Hikâye geçmişte geçse de Sybylla’nın “Ben kendi hayatımı kendim belirlemek istiyorum” itirazı bugüne aittir. Özellikle dizinin kadınlık, sınıf, ekonomik bağımlılık ve yaratıcı özgürlük meselelerini daha görünür kılması, Miles Franklin’in 1901’de yazdığı hikâyeyi günümüz seyircisine yeniden taşıyor..

Sonuç olarak “Parlak Kariyerim”, romantik bir dönem dizisi görünümünün altında kadın özgürlüğü, sanat, sınıf ve bireysel seçimler üzerine kurulmuş güçlü bir büyüme hikâyesi…

Yönetmen : Alyssa McClelland, Anne Renton

Senaryo : Liz Doran, Sarinah Masukor, Rachael Türk

Görüntü Yönetmeni : Marden Dean, Kieran Fowler

Kurgu : Gabriel Dowrick, Amelia Ford, Ariel Shaw

Müzik : François Tétaz

Oyuncular : Philippa Northeast, Genevieve O’Reilly, Kate Mulvany, Jake Dunn, Christopher Chung, Alexander England, Miah Madden, Erik Thomson, Sherry-Lee Watson

Avustralya / Tarihi-Dram / 6 bölüm

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz