Kalp Sancısı / Mal de Amores  

BİR KADININ ÖZGÜRLÜĞÜ İLE  BİR ÜLKENİN DEVRİMİ ARASINDA

Netflix’de yayınlanan “Kalp Sancısı” Meksikalı yazar Ángeles Mastretta’nın aynı adlı romanından uyarlanan, Meksika Devrimi’nin eşiğinde başlayan yedi bölümlük bir dönem dizisi. Dizinin yapımcısı ve senaristi yazarın kızı Catalina Aguilar Mastretta.  Bir genç kadının özgürlüğü ile ülkenin özgürlüğünü özdeşleştiren senaryo her ikisinde çalkantıların şiddetli olduğu vurguluyor.  Anladığım kadarıyla eser Meksika Pueblalı ilk kadın doktor Herminia Franco Espinoza’dan esinlenerek ya da kopyalanarak yazılmış. Keşke Espinoza’nın biyografisi yazılsaydı çok daha etik olurdu…

OrtaKoltuk Puanı:

 

Kalp Sancısı”nın bir biyografi dizisi olduğunu düşünerek başına oturdum. Ülke Meksika, sene 1910, yüzyılın başı, çalkantılarla dolu değişimler gerçekleşirken kadınlar açısından da hak aramanın bedeli olarak büyük sancılar söz konusuydu. Aslında bu yalnızca  kalp sancısı değil bir çağ sancısıydı. Çağ her bakımdan doğuma hazırlanıyordu ve bu her cephede şiddetli sancılara neden oluyordu. Söz konusu Meksika olunca Diktatör Porfirio Díaza karşı mücadele eden Zapatistaların, Pancho Villaların hikayeleriyle dolu kulaklarım diziye bir hayli merak salmıştı. “Bu ortamda hekim olmak isteyen bir kadın nasıl mücadele etmişti acaba?” merakı, İtalya’nın ilk modern kadın avukatı Lidia Poet’in  biyografi dizisinde Lidia’nın amansız mücadelesi gibi bir dizi izleyeceğimi düşünüyordum. Öte yandan Özlem Özdemir’in “Kadınlar Cumhuriyeti”ni okumuş ve cumhuriyetimizin yarattığı kadınların ilkleri beni oldukça etkilemişti. Dizide modern Pueblalı ilk kadın doktor anlatılıyor ben de bu vesileyle bizim ilk kadın doktorumuzu tanıtarak başlamak istiyorum : 

“İlk Kadın Doktorumuz Dr. Hatice Safiye Ayla : “Mademki hayat arkadaşlarıyız, kadın erkek diye ayrılmaya mahal ve lüzum yoktur” 

1894’te, İstanbul’da doğan Hatice Hanım çocukluğundan itibaren edebiyata, müziğe, yabancı dil öğrenmeye merakı vardı, o yıllarda kızların eğitim görmesi imkansızdı ama saray bürokratının kızı olmak ayrıcalıktı. Tabii burada Osmanlıdaki  yenilik hareketlerinin katkısını unutmamak gerekir. Amerikan Kız koleji lisesindeyken edebiyat öğretmeni Tevfik Fikret’ti. Liseyi bitirdikten sonra dönemindeki savaşlar nedeniyle doktor olmaya karar veren Hatice Safiye’nin önünde zorluklar vardı; çünkü Osmanlı İmparatorluğu kadınlara istedikleri mesleği seçme hakkı vermiyordu, doktorluk da bu mesleğin içindeydi. Avrupa’da eğitim görmekten başka yol görünmüyordu. 1916 yılında devlet bursu alarak Almanya Würzburg Tıp Fakültesinin yolunu tuttu ve Avrupa’ya gönderilen 3. kız öğrenci oldu. Tıp fakültesini önüne çıkarılan engellere rağmen başarıyla bitirdi ve elinde diplomasıyla  1923’ün Haziran ayında Türkiye’nin ilk kadın doktoru olarak görevine başladı…” (Nurbanu Kablan, Kadınlar Cumhuriyeti kitabına inceleme yazısından)…

Evet görüldüğü gibi yüzyılın başında sadece Meksika değil, Avrupa’da bile kadınlar amansız mücadeleler vererek  meslek sahibi oldular. Türk kadının işi daha kolaydı. Cumhuriyet adeta kadınlar için kurulmuştu. Atatürk kadınları bizzat meslek sahibi olmaları için büyük imkanlar sağladı…

Diziye dönecek olursak : 

Mal de Amores’in yönetmenliğini de romanıcının kızı Catalina Aguilar Mastretta üstleniyor. Humberto Hinojosa Ozcariz ile birlikte yönetiyorlar. Yani Catalina annesinin eserini kimselere bırakmamış, yapımcılığını, senaristliğini, yönetmenliğini hepsini üstlenmiş : “Eller anamın üzerinden para kazanacağına ben kazanayım” demiş. Eserin zamanında uluslararası ödül aldığını da düşünecek olursak (1996’da yayımlanan Mal de amores romanı, 1997’de Rómulo Gallegos Ödülü’ne layık görülerek Meksika Devrimi’ni bir kadının aşkları, hekimlik tutkusu ve özgürlük arayışı üzerinden anlatan edebî gücünü tescillemiş; Mastretta’yı bu ödülü kazanan ilk kadın yazar yapmıştır) Catalina’ya hak verilir tabi.

Başrollerde Renata Vaca (Emilia Sauri), Juan Pablo Fuentes (Daniel Cuenca) ve Iván Amozurrutia (Antonio Zavalza) yer alıyor. Oyuncu kadrosunda ayrıca Humberto Zurita, Miguel Rodarte, Diana Bovio, Cassandra Ciangherotti, Juan Pablo Medina, Sofía Carrera ve Alejandro Puente bulunuyor…

Emillia’yı canlandıran Renata Vaca iyi rol çıkarmış, baş karakterin dinamik, canlı, meraklı, özgür ruhunu seyirciye geçiriyor. Dizideki  benim favori karakterim ise teyze Milagros Veytia!(Cassandra Ciangherotti) dönemine göre son derece özgür ruhlu, devrimci, aktif bir kadın. Zaten aile oldukça modern. Baba eczacı, anne romancı, teyze asi böyle bir ortamda büyüyen Emilia elbette aile ortamının karakterini yansıtacak, hatta özgürlüğünün dozunu bile aşacaktı. Evet anlaşılacağı üzere dizi 1910 Meksika’sında devrimin ülkeyi dönüştürdüğü bir dönemde, doktor olmayı ve özgürlüğünü korumayı isteyen Emilia’nın hayatına odaklanıyor…

Babasının yanında ilaç yapan Emilia, çocukluk aşkı Daniel ile dönemine göre cesur ve serbest olarak flörtleşir. Ancak toplumsal olaylara karşı duyarlı olan Daniel devrimcilerin yanında, Diaz’a karşı mücadele içinde yer aldığı için hareket halindedir. Sürekli gitmesi Emillia’yı sarsar, bu durumu çekemeyeceğini düşündüğü anda kasabaya doktor Antonio gelir ve genç doktor adayımız Emilia’ya aşık olur, o da bu aşka duyarsız kalamaz. Yani genç kız iki erkek arasında gidip gelir. Bir yanda Daniel’e karşı tutkusu, bir yanda ona huzur veren Antonie’nin sevgisi… Yaratıcının Emilia Sauri’yi yalnızca iki erkek arasında kalmış bir kadın olarak değil, kendi hayatının sahibi olmaya çalışan bir birey olarak kurması. Emilia’nın önündeki asıl seçim Daniel ile Antonio arasında değildir; aşk ile özgürlük, tutku ile güvenlik, gelenek ile kendi kaderini belirleme arasındadır. Çocukluk aşkı Daniel Cuenca, devrimci ve maceracı kişiliğiyle Emilia’nın tutkulu tarafını temsil ederken, Dr. Antonio Zavalza daha sakin, düzenli ve barışçıl bir hayatın ihtimalini taşır. Emilia ise bu iki dünyanın hiçbirine bütünüyle teslim olmak istemez. Onun doktor olma arzusu, dizinin romantik hikâyesinin önüne geçmesi gereken asıl damardır…

Burada eleştireceğim nokta yüzyılın başında aile ne kadar modern olursa olsun dönemine göre bir kadının bu kadar özgür olabileceği mantık dışı geliyor bana. Nitekim diziden yola çıkarak asıl kahraman Herminia Franco Espinoza (Puebla’nın ilk kadın doktoru)  hakkında epeyce araştırma yaptığımda gördüm ki Herminia bırakın o kadar özgürlüğü sevgilisiyle şu şekilde görüşüyormuş, Alıntı : Fakat dönemin toplumsal koşulları nedeniyle bu ilişki bugünkü anlamda bir sevgililik değildi.Birlikte Lafragua Kütüphanesi’nin sıralarında ders çalışıyorlardı. Akşamları Atanasio, Herminia’nın evine geliyordu; ancak Herminia balkonda, Atanasio ise sokakta durarak konuşuyordu.

Yazarın bire bir şehir, karakter olarak Hermenia’dan  esinlendiği  aşikar, kurgusunu kendi dünyasına göre yorumlamış ve gerçekleri olduğu gibi yansıtmamış… Bu noktada dizi, aşkı alışılmış romantik anlatılardan farklı bir yere koyuyor. Emilia’nın iki erkeği birden sevmesi, ahlaki bir kusur olarak değil, kadının duygusal hayatının da kendi iradesine ait olabileceği fikri üzerinden ele alınıyor. Ancak dizinin tam da burada bir çelişkisi ortaya çıkıyor : Kadının özgürlüğünü savunurken hikâyeyi uzun süre bir aşk üçgeninin etrafında döndürmek, zaman zaman Emilia’nın mesleki ve entelektüel mücadelesini ikinci plana itiyor. Oysa Emilia’nın asıl devrimi, kiminle yaşayacağını seçmesinden çok kendi hayatını seçebilmesinde yatıyor…

Meksika Devrimi bu nedenle dizide yalnızca tarihsel bir fon değil, Emilia’nın iç dünyasının da karşılığı. Ülke değişirken Emilia da değişiyor. Erkeklerin silahlarla sürdürdüğü devrimin yanında, onunki daha sessiz ama en az onun kadar radikal : Bir kadın doktor olabilir mi? Kendi bedeninin, mesleğinin ve aşkının kararını kendisi verebilir mi? Dizi bu soruları doğrudan sloganlaştırmadan, Emilia’nın yaşadıkları üzerinden sordukça güçleniyor…

Özetle Dönemin yansıtılması, Puebla’nın güzelliği, oyuncuların iyi iş çıkarması, ailelerin modernliğ, teyzenin asiliği (Esinlenilen gerçek karakter Doktor Herminia’nın ailesi de oldukça ileri görüşlüymüş. Beyaz yakalılar, baba eğitimci, filolog, araştırmacı; anne ise ebeymiş. Zaten kızı da jinekoloji alanında uzmanlaşmış. Ayrıca çok aktif olan Hermenia doktorlar sendikasının da kadın temsilcisiymiş) görülmeye değer ancak kadınlar açısından aşk konusunda bu kadar özgürlük söz konusu bile olamaz. Ayrıca iki erkeği birden açıkça  idare etmek, tarafların bunu bilerek davranması  etik değil, özgürlük ile karıştırmamak gerekir. Hikaye bu konuda inandırıcılığını kaybediyor…

Yönetmen : Catalina Aguilar Mastretta, Humberto Hinojosa Ozcariz

Senaryo : Daniela Gómez, Catalina Aguilar Mastretta

Görüntü Yönetmeni : Carmen Cabana

Kurgu : Agustina Hernández, Karina Espinoza Vázquez, Luisa María Martínez Arcaraz, Martha Poly Vil

Müzik : Victor Hernandez Stumpfhauser

Oyuncular : Renata Vaca, Alejandro Puante, Sebastian Silveti, Alessandro De Gennaro, Namora Ayala, Cinthya Hernández

Meksika / Romantik-Dram / 7 Bölüm 60 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz