Digger
KAZALIM BAKALIM… ALTINDAN NE ÇIKACAK?
‘Digger’ karakterlerinin de zaman zaman dile getirdiği gibi (bilinçli olarak yapılmış) çok uzun, gürültülü ve ağır bir film… Filmin bittikten sonra bile etkisini tamamen atlatamadığımız, bize geleceğe dair umutsuzluğa iten bir yapısı var. İnarritu’nun kariyerinde belki daha az ‘sarsan’ ama daha derine giden bir film! Tom Cruise’un sıra dışı performansı ise görmelere seza!
Dünyaca ünlü bir aktörün ‘rol paletini’ genişletmesine veya değiştirmesine ilk bakışta hiçbir seyircinin itirazı olamaz. Üstelik bu isim Tom Cruise gibi hala filmlerini sinema salonlarına taşımayı tercih eden, belli bir yaşın üstünde olmasına rağmen aksiyon filmlerinde (özellikle ‘Mission İmpossible’ serisinde) minimum düzeyde özel efekt ve dublör kullanarak ‘blockbuster’ türünün özüne, büyüsüne zarar vermeyi reddeden bir yıldız ise doğal olarak beklentimiz üst düzeye çıkar.
Tom Cruise da kendi jenerasyonundan birçok yıldız oyuncu gibi zaman zaman alıştığımız görüntüsünün oldukça dışına çıkan rollerde oynamayı kabul etti. Aklımıza gelen ilk örnekler olarak ‘Tropic Thunder’, ‘Magnolia’ veya ‘Colleteral’ filmlerini sayabiliriz. Bu cesurca olduğu kadar (seyircinin bu ismi değişik bir rolde kabul etmesi açısından) riskli de olan seçimlerin, bu sefer ‘auteur’ olarak adlandırdığımız İnarritu gibi bir yönetmenin elinde nasıl bir yolda ilerleyeceği merakımızı daha da arttırmıştı.
Karşımıza çıkan ise hiciv yoluyla politik ve sosyal göndermeler yapan, çok güçlü ve ‘takıntılı’ bir karakteri merkezine koyan ama bunu yaptıktan sonra da bir noktada adeta ‘kendi ayağına sıkan’ (açıklayacağız) iddialı, büyük bütçeli ve belli ölçülerde ‘light’ bir film… Her ne kadar yönetmen kendi sinematografik dilimden fazla taviz vermese de!
DÜNYAYI KORUYALIM…
Filmin baştan arka planına koyduğu tema çevreci bir tutum oluyor. Ama bunu karakterlerinin duyarlılığı gibi değil çıkarcılığı açısından
inceliyor. Hikayede bahsedilen yer altı kazıları yüzünden Grönland’dan kopan ve Avrupa’ya doğru yol alan devasa bir buz parçası filmin karakterleri tarafından inanılmaz bir hata ve doğa katliamı yerine bir uzaylı istilası veya Üçüncü Dünya Savaşının başlangıcı gibi değerlendiriliyor. Digger karakteri nerdeyse gördüğümüz ilk kareden itibaren antipatik, hizmetkârlarına sert talimatlar veren ve yaşlı kedisi dışında duyarsızlığını ve duygusuzluğunu her şekilde dışa vuran bir kişi. Üstelik bu itici görüntüsüne sahip olduğu büyük nüfuz ve Amerika başkanına kadar olan bağlantıları eklenince daha tehditkar bir hale bürünüyor. Ancak bir o kadar da gülünç!
Çünkü yönetmen başkarakterinin aşırılıklarıyla adeta oynuyor: Digger işini ve yatırımlarını tehdit eden önlenemez şeyleri umursamıyor veya anlayamıyor. Çoğu zaman büyümemiş bir çocuk gibi davranıyor. Amerika’nın ve bir açıdan da dünyanın gidişatına karar verdikleri masada Amerika başkanı dahil bütün bakanlar, genel kurmay başkanı ve politik figürler kendisi gibi deyim yerimdeyse biraz ‘mankafa^, yüzeysel düşünen ve anın coşkusuyla fikirler sunan karakterler…
Tanıtılan bütün bu karakterlerin aşırılığı ve ölçüsüzlüğü doğal olarak hikayenin ciddiyetini azaltıyor, kendileri dış dünyadan soyutlamış bu kişileri daha aciz ve karikatürel bir hale dönüştürüyor.
Yazının buradan sonrası bazı sürprizleri açık etmektedir.
DÜNYA, BÜYÜK BİR SAHNEDİR!
‘Digger’ı izlerken aklımıza ‘Dr Strangelove’ veya ‘Don’t look up’ gibi filmler geliyor. Bu filmlerle ‘Digger’vari eğlenceli ve uçuk noktalar olsa da İnarritu yine de filmine belli bir karamsarlık, keder ve çaresizlik hissiyatı eklemeyi ihmal etmiyor. Sanki filmin büyük bütçesinin (100 milyon dolar civarı) ve Tom Cruise’un varlığının kendine has atmosferinin önüne geçmesini istemiyor.
Bir de tabii filmin nerdeyse yarısına vardığımızda, o zamana kadar izlediklerimizin sadece bir tiyatro oyunu olduğunu, yaşanılan bütün olayların ve konuşmaların senaryo gereği gerçekleştiğini anladığımız bir bölüm başlıyor. Bu ‘yön değişimi’ filmin groteske varan yapısını gerçekçi temellere oturtsa da yine de hikayeyle aramıza bir mesafe koyuyor.
Ama İnarritu basit bir ‘film içinde film’ kolaycılığına kaçmıyor. Bu ‘arayı’ hikayenin sosyal yönünü güçlendirmek, bu çılgınlığa giden dünyanın günümüzdeki dünyadan çok da farklı olmadığının altını çizmek için kullanıyor. Üstelik filmin başkarakterini canlandıran Tom Cruise da kariyerini, oyunculuk gücünü ve bu filmdeki yerini sorgulayan sekanslar sunuyor.
Sonuçta ‘Digger’ karakterlerinin de zaman zaman dile getirdiği gibi (bilinçli olarak yapılmış) çok uzun, gürültülü ve ağır bir film… Filmin bittikten sonra bile etkisini tamamen atlatamadığımız, bize geleceğe dair umutsuzluğa iten bir yapısı var. İnarritu’nun kariyerinde belki daha az ‘sarsan’ ama daha derine giden bir film! Tom Cruise’un sıra dışı performansı ise görmelere seza!
Yönetmen : Alejandro G. Iñárritu
Senaryo : Sabina Berman, Alexander Dinelaris, Nicolás Giacobone
Görüntü Yönetmeni : Emmanuel Lebezki
Kurgu : Stephen Mirrione, Conor O’Neill
Müzik : Cosmo Sheldrake
Oyuncular : Tom Cruise, Sandra Hüller, Riz Ahmed, Jesse Plemons, Emma Darc’y, John Goodmann
ABD / Komedi-Dram / 120 Dk.











