Aşk ve Yaşam / Sense and Sensibility

Kadın olmak her dönemde zor!

 Jane Austen, romanında kadınların erkek eline bakma mecburiyetine aşk teması altında tatlı tatlı dokunurken zengin yaşamdan nasıl bir düşüş yaşadıklarına da dikkat çekiyor. Kızların aşık oldukları adamla evlenmeleri de kolay değil, mal mülk sahibi değillerse erkekler de zengin kız peşinde ki yaşayacak varlık olsun?

OrtaKoltuk Puanı:

 

Ünlü İngiliz yazar Jane Austen’in romanından ikinci kez uyarlanan “Sense and Sensibility / Aşk ve Yaşam“, Georgia Qakley’in yönetiminde sadece bir dönem filmi olmaktan çıkıp kadın haklarına, kadınların yaşam biçimine, kadınların aşkı sorgulamasına da dokunan yönüyle tam bir kadın filmi olarak ilgi çekiyor.

İki saati aşkın filmi, sanki şömine karşısında ayaklarımı uzatıp oturmuş, ateşin çıtırtısı bir yandan, filmin muhteşem müziği alçalıp yükselirken duyduğum hazza karışan doğa görüntülerinin güzelliği derken aslında çok sade ama karmaşıkmış gibi anlatılan öyküsüyle belki de yönetmenin istediğinden daha çok huzurla izledim diyebilirim!

Tarihi belgesel gibi

Muhtemelen günümüzün gençleri benim kadar zevk almayacaktır, bu geçmiş zaman aşk hikayesini kırsal dekorunda izlemekten. Oysa iki yüzyıl öncesinde, İngiliz taşra aristokrasisi ve toprak sahibi üst sınıfın yaşam biçimini öyküleştiren romanda anlatılan görselleştirilince, renk çeşitliliği içindeki doğada büyük kır evlerindeki bol hizmetkarlı yaşam, posta arabaları, atla gidilip gelinen yollar, orman içinde çıkılan yürüyüşler ve akşamları kutlamak için verilen balolardaki danslar, müthiş bir kültürel bilgi aktarımı ve zenginlik katıyor.

Kadına miras hakkı yok

Ya yaşam gerçekleri? Evliliğin kadınlar için romantik bir kavuşmadan çok ekonomik zorunluluk olarak karşımıza çıkması? Üç kızıyla mutlu bir hayat süren ailenin babası ölür ve anne acı gerçekle karşı karşıya kalır: kocasının varisi, yasa gereği ilk evliliğinden olan oğludur! Ve mirası öğrenen oğul, karısıyla birlikte gelip eve yerleşmekte hiç de gecikmez, üvey anne ve üç kızını zengin birer koca bulmak için bekleyecekleri bir uzak akrabanın lütfedip ucuza kiraladığı kır evine yollamak için? Üstelik bonkördür de, çok sefil olmamaları için onlara, karısının itirazlarına karşın bir miktar aylık para bile bahşeder!

Medeni kanun

Gel de burada Atatürk Cumhuriyeti’nin hayata geçirdiği Medeni Kanunu anma ve şükretme, kadınların ve kız çocuklarının da mirastan pay alma hakkını tanıdığı için…

 Jane Austen, romanında kadınların erkek eline bakma mecburiyetine aşk teması altında tatlı tatlı dokunurken zengin yaşamdan nasıl bir düşüş yaşadıklarına da dikkat çekiyor. Kızların aşık oldukları adamla evlenmeleri de kolay değil, mal mülk sahibi değillerse erkekler de zengin kız peşinde ki yaşayacak varlık olsun? Yoksa taşrada para yok, avladığını yiyorsun, topladığın meyveyle birlikte! Tam avcı- toplayıcı ekonomisi! Aşk ve maddiyat çatışmaları sürerken kızlar da sosyal yaşantılarını ve fırsatları balolarda sürdürmekte, arada bir avlanmış tavşan getiren dostlarının yardımıyla ayakta kalırken hayattan zevk almaya çalışmakta. Ama erkekler de bugünkü kadar yalancı dolandırıcı!

Bütün bu çelişkileri huzur içinde seyretmemin nedenlerinden biri filmin müziği ve doğal güzellikler içeren sahnelerin çokluğuydu. Biri birine haber yollayacak, kapıda bekleyen atına atlayıp gidiyor! Motor gürültüsü yok. Kocaman köpekler her yerde. Yolculuklar atlı arabalarla, biraz da sallanarak yapılıyor. Büyük ocaklarda yemekler pişerken sofralarda gümüş çatal bıçaklar yerleştiriliyor. Şarap da pek güzel gidiyor.

Balo sahnelerindeki danslar iyi ki günümüze kadar gelmemiş, hepimizin dans edebilmek için konservatuar mezunu olması gerekirdi, o ne stil, ne koreografi? Tabii şimdiki gibi kulakları sağır eden bir müzikle uyuşturucu almış gibi sallanıp durmaya da dans demediğimi hemen açıklayayım! Nereden nereye olmuş…

Dönem sorgulaması

Tarihi filmleri, o dönem hakkında bilgi ve fikir sahibi olmamızı sağladığı için de seviyorum. Jane Austin romanlarını da ergenliğe girdikten sonra nasıl da keyifle okumuştuk ama tabii şimdi ki gibi değerlendirmemiştik. İlginç detaylarla hayatın akışı hakkında bilgi verilirken bir yandan da ekonomik ve kültürel gerçekler de analiz edilerek yanlışlara dikkat çekiliyor. Her açıdan çok keyifli bir film, iki saatin nasıl geçtiği anlaşılmıyor bile. Oyuncular çok doğal, sıfır makyaj, ne şiş dudak, ne oynanmış kaşlar, tipik, mavi gözlü, çilli İngiliz kızları. Erkekler biraz çirkindi, belki o dönem öyleydi, oyunculuklar kıvamında. Yaşlı kadın rollerinde biraz teatral abartılı, ama çok şirinler, anlamlı ve iyi bir seyirlik olmuş!

Yönetmen : Georgia Oakley

Senaryo : Diana Reid

Görüntü Yönetmeni : Arnaud Potier

Kurgu : İzabella Curry

Müzik : Roger Goula Sarda

Oyuncular : Daisy Edgar-Jones, Esmé Creed-Miles, Caitriona Balfe, Frank Dillane, Herbert Nordrum, Bodhi Rae Breathnach, George MacKay, Fiona Shaw, Chloe Pirrie, Forrest Bothwell, Stacy Martin, Tom Brooke

ABD / Tarihi-Romantik-Dram / 130 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz