Ayvalık “Başka Sinema” Festivali Açılış Filmi

“Annette”

Her filmiyle izleyicisini yepyeni yolculuklara çıkaran, ona yepyeni deneyimler yaşatan Leos Carax, sınıflandırılması imkânsız bir yaratıcı “auteur”dür. Seveni kadar nefret edeni de bol olan bu 61 yaşındaki aykırı yazar-yönetmen, kırk yıla yaklaşan kariyeri boyunca sadece 6 uzun metrajlı film çekmiştir: “Boy Meets Girl” (1984), “Mauvais Sang” (1986), “Les Amants du Pont-Neuf” (1991), “Pola X” (1999), “Holy Motors” (2012) ve “Annette” (2021).

Herman Melville’den esinlenen, senaryosuna da katkıda bulunmuş olduğu tek edebiyat uyarlaması “Pola X” hariç tüm filmlerinin özgün senaryolarını kaleme almış olan Carax’ın ilk kez gösterildiği Cannes Film Festivalinde En İyi Yönetmen, Sparks Brothers’a En İyi Müzik Ödüllerini getiren “Annette”, Carax’in yönettiği, ancak senaryosunu yazmadığı ilk çalışmasıdır.

Burada küçük bir parantez açarak Amerikalı aykırı müzisyen kardeşler Sparks Brothers’dan kısaca söz etmek gerekir. İKSV Festivalinde, Edgar Wright’ın müthiş belgeseli “The Sparks Brothers” (2021) sayesinde hem hınzır mizah duygularını hem de benzersiz “sound”larını keşfetmiş olduğumuz Ron Mael (d.1945) ve Russell Mael (1948), Sparks Brothers adı altında on yıllardır kendilerine has müzik yapan bir ikili. Bu Yahudi asıllı kardeşlerle Carax’ın yolu, “Holy Motors” filminde Ron Mael’i yazdığı ve söylediği “How Are You Getting Home?” adlı şarkı sayesinde kesişmiş. Anlaşılan, ikilinin kendi gibi aykırı müzik anlayışlarından ve dünya görüşlerinden etkilenen Carax, görkemli bir müzikal melodram olarak tasarladığı “Anette”in hem müziğini hem de senaryosunu onlara emanet etmiş.

Yönetmene ezelden beri hayran olan Sparks’lar, üçüncü filmini bir müzikal komedi olarak yapmayı düşleyen, ancak beste yapamadığı için bu niyetinden üzülerek vaz geçmiş olan Carax’a, sadece müthiş etkileyici şarkı sözleri ve besteler değil, neredeyse peri masalı tadında başlayan, ancak giderek karamsar tonlara bürünen, fantastiğe de göz kırpan olağan dışı bir aşk öyküsü getirmişler.

Leos Carax’ın, genç yaşta ölen sevgilisi Yekaterina Golubeva’nın kızı, babalık ettiği ve adını verdiği Nastya Golubeva Carax’a adamış olduğu “Annette”de, Amerikalı Adam

Driver ile Fransız Marion Cotillard gibi iki beklenmedik oyuncunun oluşturduğu ikili daha da beklenmedik iki karakteri, seyircilerinin her türlü aşağılamasına çılgınca hayran oldukları stand-up komedyeni Henry ile operanın ünlü primadonna Ann’ı canlandırırlar. Birbirine deli gibi aşık olan, parazzilerin gözdesi bu medyatik çiftin birliktelikleri, nişanlanmaları, evlenmeleri, Ann’ın hamileliği sansasyonel tabloid basının gözde haberlerine dönüşür.

Stüdyoda Carax’ın “so…may we start / peki…başlayabilir miyiz?” cümlesiyle başlayan, Leos, Nastya, Sparks’lar ve oyuncular dahil tüm yaratıcı ekibin Los Angeles sokaklarına çıkarak bu cümleyi şarkı alarak devraldıkları giriş, müziği, dur durak bilmez temposu, ışıltılı renkleriyle izleyicide Hollywood müzikallerinin nostaljik anı gibi dursa da, yönetmenin derdi hoş bir romantik öykü anlatmak değildir. Aşkının doruğundayken Henry’nin hem bu tutkusunun hem de kendi başarısının nedenlerini sorgulayan dış sesi, sanki bu tozpembe mutluluğun pek de uzun sürmeyeceğinin kehanetidir.

Ann ününün zirvesine ulaşırken Henry’nin şöhreti inişe geçmeye başlar, gözden düşmek Henry’yi mutsuzluğa ve alkol bağımlılığına doğru iterken karısının hamileliği bir nebze teselli getirir gibi olur ama, doğumda bebeğin göbek bağını kesmesi ile düzenleri de kesilerek her şey tepetaklak gitmeye başlar. Sarsılmaya başlayan ilişkilerini düzeltmek için ikili kızlarıyla birlikte yatlarıyla seyahate çıkarlar. Fırtınalı bir gecede sarhoş Henry ile onu zapt etmeye çalışan Ann arasında bir vals olarak başlayan mücadele felakete dönüşür. Kaza sonrasında Henry, mesleğini bırakarak tüm zamanının “iyi bir baba” olmak için Annette’e hasrederken, kızının mucizevi bir sesi olduğunu keşfeder. Giderek “bebek Annette” verdiği konserlerle uluslararası bir üne kavuşur…

Carax için öykünün foto roman tadı, ya da psikolojik çözümlemelerin pembe dizileri anımsatması önemli değildir. Önemli olan, Sparks’ların gerçekten güzel müzikleri ile şarkı sözlerinin metinlerindeki az sayılı konuşma ile organik bir bütünlük sağlaması, anlatının, kusursuz bir oyuncu yönetimi desteğiyle müzikali aşan, pop / rock operasına yakın tonlamasının doğal ve inandırıcı kılınmasıdır ki, bunda %100 başarılıdır.

İlk bakışta müzikal melodram Carax’ın tarzına yabancı gibi gelir ama, neredeyse tüm filmografisinin, etkileyici bir müzik bandı eşliğinde anlatılmış imkânsız aşk öykülerinden oluştuğu göz önüne alındığında “Annette” damardan bir Leos Carax filmidir. Zaten filmde Carax evrenine ait pek çok küçük ayrıntı da vardır. Henry ve Ann’ın tutkulu aşkı bir bakıma “Boy Meets Girl” deki çiftin yansımasıdır. Suç teması “Mauvais sang”ı, öykünün güzel, yakışıklı ve varlıklı insanlar arasında geçmesi “Pola X”i anımsatır. Ölüm ve düş kırıklığı temalarının varlığı ise, Carax’ın tüm eserlerinde alttan alta hissedilir. Tüm filmlerinde olduğu gibi “Annette” de çok farklı okumalara açık bir filmdir. Tutkunun kendi kendini yok etmesinin öyküsü olarak görülebileceği gibi, yıldız sisteminin eleştirisinden, çocuk tacizine, fantastik bir intikam hikâyesinden, kabullenilme ve beğenilme tutkusuna pek çok değişik katmanda da algılanabilir.

Biçemiyle Jacques Demy’nin “Les parapluies de Cherbourg / Cherbourg Şemsiyeleri”ne (1964) selam çaksa da Carax, müzikalin altın çağının naifliğinden uzak durur, Douglas Sirk’e yakışabilecek öyküyü, Demy’nin “Une chambre en ville” (1982) ya da Lars von Trier’ın “Dancer in the Dark” (2000) tarzına yakın duran bir “müzikal tragedya” olarak aktarır. Ancak XXI. yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarında olduğumuzu unutmadan, kurmaca ve kimi zaman fantastiğe göz kırparmış gibi yapsa da, seyirciye gerçek zamanlı olarak günümüzün sorunlarını ve acılarını bire bir yansıtır.

Tutkunun cinsel boyutu Henry ve Ann’ın öpüşmelerinde bile öne çıkar. İkilinin bir düet olarak başladığı “We love each other so much / Birbirimizi o kadar çok seviyoruz ki” şarkısında durmaksızın tekrarlanan bu sözcükler giderek ateşli bir sevişmeye ve şarkı söyleyerek sürdürülen hareketli bir oral sekse dönüşür. Henry’nin seyircileri şovları, en iyi ve en kötü dönemlerde birer interaktif kitlesel histeri örneğidir. Henry’nin Annette’in yeteneğini sömürmesi, düpedüz çocuk istismarı boyutlarına ulaşır.

Leos Carax filmlerinin bir ortak paydası da görkemli görsellikleridir. Görüntü yönetmeni Caroline Champetier’nin de desteğiyle, “Annette” yönetmenin en görsel filmi “Les Amants du Pont-Neuf”u bile aşan olağanüstü bir görselliğe erişir. O kadar ki, bilinçli olarak “kitscn”e göz kırpan sekanslar bile benzersiz güzelliktedir.

Filmin yapımcıları arasında da yer alan 1983 doğumlu Adam Driver’ın, anti-kahraman Hemry’nin cehenneme yolculuğunu yorumlayışı kanımca başarılı kariyerinin en iyi performansı. Ondan 7 yaş büyük olmasına rağmen hâlâ gencecik duran Marion Cotillard hüzünlü güzelliğiyle müthiş bir Ann yaratıyor. Oyuncu olmasaydı şarkıcı olmak istediğini söylemiş olan Oscar’lı oyuncu, filmin bütün şarkılarını güzelim sesiyle söylerken değme müzikal oyuncusunu kıskandıracak kadar başarılı. Soprano Catherine Trottmann’ın seslendirdiği opera aryalarını çok başarılı bir senkronizasyonla söylemesi, bu sekansları hayal dünyasında imiş gibi çekmiş olan Carax’ın düşsel evrenine cuk oturuyor. Simon Helberg, filmde kısa ama kilit rolü olan, Ann’a karşı umutsuz aşkını kızı Annette’e aktararak, çocuğa öz babasından da büyük bir şefkatle bağlanan eşlikçi / orkestra şefini başarıyla canlandırıyor. “We love each other so much” şarkısını Annette’e yumuşacık bir duyarlılıkla ninni olarak söylediği sekans, filmin tek ve en dokunaklı duygusal sahnesi.

Geldik Annette’e. Sparks kardeşler yıllar önce metini müziklerden oluşan bir müzikal olarak tasarladıklarında, turnelerde kontrtenor Russell Mael’in seslendireceği bir kukla olarak düşünmüşler. Leos Carax filminde bu fikri bambaşka bir boyutta ele almış. Annette film boyunca, herkesin normal karşılamasına karşın, yüksek teknoloji sayesinde duygularını yansıtan mimikleri olan, ancak bedeninin ve eklemlerinin belirgin olarak açığa çıkardığı gibi bir yapay kukladır. Annette, sadece Henry yeteneğini sömürdüğü ya da Ann sesini intikam amacıyla ona verdiği için değil, yapamadıklarımızı yapabilmeleri, yaşayamadıklarımızı yaşayabilmeleri için, yaşamlarını onların isteklerine göre değil, kendi hayal ettiklerimize göre düzenlemek için iplerin elimizde tuttuğumuz tüm çocuklarımızı simgesi olarak bir kukladır.

Ancak filmin olağanüstü finalinde, bilinçlenerek kendi varlığını kabul ettiği, babasını mahvetmek pahasına kendi kararını verebildiği için Devyn McDowell’in canlandırdığı gerçek bir çocuğa dönüşür. Bu nihaî hesaplaşmada McDowell’in çocuk oyuncu yapmacıklığından son derece uzak duran doğal yorumu çok etkileyicidir.

Sonuç olarak “Annette” , dramatik müzikal türüne yepyeni bir soluk getiren, Leos Carax’ın aykırı filmografisinde de parlak bir yer alacak özel bir film. Vizyonda kaçırmayın derim.

önetmen : Leos Carax

Senaryo : Ron Mael, Russell Mael

Görüntü Yönetmeni : Caroline Champetier

Kurgu : Nelly Quettier

Müzik : Ron Mael,  Russell Mael

Oynayanlar : Adam Driver, Marion Cottillard, Simon Helberg, Natalie Mendoza, Noémie Schelens

Fransa-ABD, Meksika, İsviçre, Belçika, Almanya, Japonya / Müzikal-Romantik-Dram / 140 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here