İtalyan Sinemasına torpil geçen Netflix 2015 yılında gösterime girmiş “Arianna” filmini yayınladı. Yönetmenliğini Carlo Lavagna’nın yaptığı ilk uzun metrajlı filmi Venedik Film Festivalinde ilk gösterimini yaptıktan sonra En İyi İtalyan Keşfi ve En İyi Yeni Kadın Oyuncu ödüllerini aldı ve İtalyan Altın Küre’de en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandı…

Bir insan üç kez nasıl doğar sorusunun cevabıdır “Arianna”. Alışılmadık sıcak bir ocak ayında erkek çocuğu olarak Roma’da dünyaya gelen Ari, birkaç yıl sonra kız çocuğu olarak İtalyan’ın ağaçlı tepelerinde dolaşmaya başlar. Yani doğanın dengesinin bozulduğu gibi Ari’nin doğasının dengesi de bedeninde kurulmamıştır. Erkek mi kız mı olduğuna karar veremeyen aile, kız eğiliminin fazla olması nedeniyle doktor olan baba Marcello (Maasimi Popolizzo ) 3 yaşında Ari’yi  ameliyat ettirerek kız çocuğu olarak büyümesini sağlar…

Ve Arianna (Ondina Quadri) 19 yaşına geldiğinde; aile, o üç  yaşındayken terkettikleri doğa içindeki muazzam göl evine tatil yapmaya ve parti vermeye  gelirler.  Çok küçük yaş da olsa çocukluk anıları su yüzüne çıkmaya başlar, dolayısıyla cinsel kimlik sancıları da…

Tıpta anlamını bilmediğimiz o kadar çok hastalık var ki; böyle filmler vasıtasıyla bu hastalıklarla tanışıyoruz. Arianna 5 alfa redüktaz yetmezliği adlı bir hastalıkla doğmuştur. Hastalık, erkek genotipli bireylerde cinsel gelişim bozukluğuna neden olan, otozomal resesif kalıtılan bir hastalıktır. 5 alfa redüktaz tip 2 enzim eksikliği düşünülen hastalarda en önemli tanı yöntemi genital cilt fibroblast kültürü enzim analizidir. Bu hastalarda iç genitaller erkek tipinde iken dış genitalleri yapan 5 alfa redüktaz ile testodan dönüşen dht olduğu için dış genital kararsızdır.( tıp dilini olduğu gibi aldım) Sonradan genellikle kadın olmayı tercih ederlermiş ki Arianna da gerçek bir kadın olmayı çok istemektedir.

Normal koşullarda bile kız çocuğunun genital dönemleri sancılı geçerken böyle bir durumda bu acılar iki katına çıkıyor. O dönemde kadınlar olarak   hangimiz bedenimizde kusurlar bulmadık ki hormonal değişiklikler psikolojik değişikliklere sebep olurken takıntılar kendini gösteriyor bu kez. Beyaz tenin yüceltildiği ve övüldüğü bir ortamda ben de bedenimin esmer olmasına takmıştım. Tabii göğüslerin ortaya çıkması, yavaş yavaş büyümesi bu büyümeye tanıklık etmek ayrı bir heyecan, ayrı bir keşif konusuydu. Normal bir insan olarak doğduysanız insanın kendini keşfetmesi harika bir duygu; eğer  kromozomlarda, genlerde, enzimlerde bir arıza ile doğduysanız bu azaba dönüşebiliyor…

Hem erkeksi hem kadınsı cinsiyet özelliklerine sahip, İnterseks olan Arianna bedeniyle erkeksi dursa da ruhuyla kadınsı özellikler taşımaktadır. Dolayısıyla bir genç kızın yaşadığı her durumu yaşamak istemektedir. Göğüslerinin daha çok büyümesini, regl olmayı ve yaşıtları gençler gibi cinsel haz almayı ne kadar arzu etse de bunların tam olarak gerçekleşmemesi  onu araştırmalara yöneltir ve babasından bağımsız ayrıca gittiği doktorlarda  kendi gerçeğini öğrenir. Iyi bir ailede büyüyen Arianna, ailenin ve doğanın şefkatli kollarında kimliğini bulmaya çalışırken arkadaşlarıyla olan ilişkileri onu şekillendirir, kendi gerçeğini bulmasına vesile olurlar. 

Yönetmenin İtalyan’ın müthiş doğasıyla insan doğası arasında; dehlizleriyle, vadileriyle, deniziyle bir  bağ kurması; göl evinin eşyalarıyla detaylı verilmesi ve filmin başında annenin kızına parti için beyaz bir elbise hediye etmesi filme sanatsal güzellikler katan detaylar olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle su yüzüne çıkan gerçekler olarak, daha filmin başında ve sonunda Arianna’nın kadın bedenine benzeyen beyaz kayaların dibindeki gölde yüzerken yüzünün su üstünde gösterilmesi güzel bir metafor olmuş. Son sahne zaten filmin en güzel bölümü…

Hastalığın ciddiyetini anlamak için sonucu Arianna’nın sözleriyle bağlamak daha anlamlı olacaktır:

“…Regl olamıyorum, doğuramıyorum. Hapları bırakınca göğüslerim yok oluyor. Teknik olarak hiç orgazm olamam. Hayatımın sonuna kadar bu karmaşaya çözüm arayabilirim, ama gerçek şu ki bu imkansız, çözümü yok. Bir artı birim ama üç ediyorum. Ya canlı bir hata olduğumu kabul edeceğim ya da kendi yolumu çizeceğim. Eleme ile ilerliyorum. Umuyorum ki günün birinde arayışım bitecek ve kim olduğumu anlayacağım..”

Yönetmen : Carlo Lavagna

Senaryo : Carlo Salsa, Carlo Lavagna, Chiara Barzini

Görüntü Yönetmeni : Hélène Louvart

Kurgu : Lizi Gelber

Müzik : Emanuele de Raymondi

Oyuncular : Ondina Quadri, Massimo Popolizio, Valentina Carnelutti, Corrado Sassi, Blu Yoshimi, Eduardo Valdarnini, Lidia Vitale, Tommaso Cortesi, Paola Cecchetti

İtalya / Dram / 84 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here