Aşkın Kıyameti

“AŞKIN KIYAMETİ”NDE KIYAMET KOPMUYOR!

Ölüm üzerinden para kazanan bir reklam firmasının batmasıyla başlayan bir yolculuk hikayesi, sonu yine ölümle bitecek…

Bu yolculuk hikayesine geçmeden önce sondan söyleyeceklerimi baştan söyleyeyim.

Filmin ilk sahnesi çok güzel; hatta en sevdiğim sahne olduğunu söyleyebilirim. Tabii böyle bir sahneden sonra beklentiniz yükseliyor; nasıl bir ilginç hikaye ile karşılaşacağınızı merak ediyorsunuz; fakat o meraka güzel bir cevap bulamıyorsunuz. 

Film eleştirisi yazarken mümkünse o film hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadan izlemek isterim; tarafsız eleştiri yazmak için bu kuralımı uygulamaya çalışır; gözümün içine sokulmuyorsa fragmanını bile seyretmem. Nitekim bu filmin senaryosunun Yılmaz Erdoğan tarafından yazıldığını filmin son jeneriğinde öğreniyorum. 

Yılmaz Erdoğan’ın filmlerinin eleştirisini yazmış biri olarak  filmlerindeki sıcaklığı ve hikayeleri beğendiğimi birkaç kez ifade ettim; Cengiz Aytmatov‘un  romanlarındaki o sıcaklığa benzetirim; aksiyon filmlerinde bile bu sıcaklık vardır.  Açık konuşayım bu kez aceleye getirilmiş, adeta  bir an önce Netflix’e filmi yetiştireyim de yaz filmi olsun anlayışı hissettim. Film felsefi mesajlar iletmeye çalışmış ama altı boş kalmış, doldurulamamış; öte yandan bizim yeşilçam filmlerinde şarkıcı klasiği eklenmiş, biraz da o sıcaklığı yaratmak için olsa gerek bu konsept kullanılmış. Tamam, şarkılar güzel, Lidya da güzel söylemiş, zevkle dinledim; hatta aradaki müzikleri de beğendim ama Filmin felsefi mesajları tamamlanamamış bu kez, havada kalmış…

Peki neydi o mesajlar?…

TARİH TEKRARDAN DEĞİL, DÖNGÜDEN İBARETTİR.

Özet olarak film bunu anlatmak istiyor.

Yoga öğretmenin (Zeynep Tokuş) “Tarih tekrardan değil döngünden oluşur, bu yüzden de gökyüzü bize olacakları haber verir, bu aralar yıldızlar bize güzel haber vermiyor(astroloji de devreye giriyor), sıkıntılı çok sıkıntılı günler gelecek; ama ardından aşkın kıyameti gelecek(aşkın kıyameti gelince güzel günler mi başlayacak!?) Ve hakikati arayanlar o gün orada buluşacaklar.(ne yalan söyleyeyim ben orada kimseyle buluşmak istemiyorum)Akışa uygun yüzenler o gün oraya hiç çaba harcamadan gidecekler, diğerleri akıntıyla kavga edip duracak (ne yani çaba harcayalım mı harcamayalım mı?)

Eğer “seçim senin; ister çaba harca ister çaba harcama” deniliyorsa; “valla ömrümüz çaba harcayarak geçti, akıntıya kürek çekmeden zıt yönde ilerlemeye çalıştık; çünkü kıyamet bu dünyanın kendisiydi, bu kıyamette kendini bulman için çaba şarttı zaten, kıyamet gününü beklemeye gerek yok” diye cevap veririm…

Evet bu filmin anahtar kelimesi “çaba” ama o anahtar kilidi açmamış…

GELELİM  HAYATTAKİ BU DÖNEMİN GERÇEK HİKAYESİNE!

Metinler sağlam olmasa da anlatılmak istenen hikaye Y Kuşağının hikayesi! Her ne kadar filmde bu kuşağa  dair bir göndermede bulunulmasa da; filmde geçen karakterlere baktığımız zaman üniversiteyi bitirmiş iş güç sahibi olmuş insanların yaşını tahminden hareketle direkt bu nesli karşımızda buluruz. Ve kuşakları genelde dünyanın, özelde ülkenin; sosyolojik, psikolojik, ekonomik yapısı şekillendirir; onlara ortak bir özellik kazandırır.  

Bizde 80 sonrası yıllarda doğan çocuklar darbe izlerinin devam ettiği, çoğunlukla bu neslin anne babalarının cezaevinde olduğu ve  çektiği çilelerin çocukları çekmesinler diye siyasetten mümkün olduğunca uzak tutmaya çalıştığı; bu arada teknolojinin hızla ilerlediği bir döneme rastladılar. Bilgisayarla tanışan bu kuşak tutkularını internete, internet oyunlarına yoğunlaştırdılar. Belli bir süre sonra hayatlarının amacı kalmadı; boşlukta hissettiler kendilerini ve bu boşluğu doğaya yolculuklar yaparak, doğadaki bir takım yoga, dans , müzik etkinliklerine katılarak gidermeye çalıştılar; bir bakıma kimlik vermediğimiz bu kuşak kendilerini, kimliklerini aramaya başladılar; tabii bu yolda ilerlerken 68 kuşağının asi kimliğini değil hippi kimliğini sırtlarına aldılar; otla, müzikle, dansla, yogayla bir kimlik edinmeye çalıştılar. Hala bir yere varmaya çalışıyorlar fakat  kendilerini çok da buldukları söylenemez. Tabii hepsi için değil  ama biraz ziyan olmuş bir kuşak olarak görüyorum onları. Kuşkusuz derin bir analiz gerektirir…

BİR YER BULALIM DÜNYADAN UZAK!

Neresi orası? Üçüncü karşılaşma denilen yer mi? Filmin sonundaki o üçüncü karşılaşma da muallak. Spiritüel  algılarla yaratılan dünya gerçeğin, yaşamın dolayısıyla inandırıcılığın uzağında…

Filmin başında “hayat beni çekti kendine aldı” diyen Fırat filmin sonunda yaşam da mı, kıyamette mi, ölümde mi pek anlaşılmıyor. Belki seyirci kafa yorsun diye yapılmış  bilinçli bir tercihti… 

Kafa karışıklığı başka bir mizansen ile yapılmalıydı diye düşünüyorum. 

Ama çekimlerin yapıldığı yer gerçekten dünyadan uzak bir ortam; Fethiye ve Marmaris’in o güzel doğası hakikaten başka bir gezegen algısı yaratıyor.

Filmin yönetmenliğini Hilal Saral, senaryo yazarlığını ise Yılmaz Erdoğan yaptı. Özgün müzik (beğendim)  Uğur Ateş’e ait.

Fırat (Boran Kuzum) reklam şirketi batınca arkadaşları aracılığı ile bir yoga topluluğuna katılır, o topluluğun içinde şarkıcı olan Lidya (Pınar Deniz) ile tanışır böylece kendini arama ve bulma yolculuğu başlar…

Film seyredilir mi? Esas kız güzel, esas oğlan yakışıklı,  iyi oynamışlar; doğa güzel, ateşin başında söylenen şarkılar güzel…

Toprak ışık hikayesini de boşverin derim…

Yönetmen : Hilal Saral Ünalan

Senaryo : Yılmaz Erdoğan

Görüntü Yönetmeni : Firar Günay Kayran

Müzik : Uğur Ateş

Oyuncular : Pınar Deniz, Boran Kuzum, Yiğit Kirazcı, Musa Uzunlar, Seda Türkmen, Zeynep Tokuş

Türkiye / Romantik-Dram / 100 Dk.

Film notum:
İLEAşkın Kıyameti
KAYNAKAşkın Kıyameti
Önceki yazıBoy from Heaven
Sonraki yazıR.M.N.

1 YORUM

  1. Birbirine yakışan 2 oyuncu bunlar ne oynasa izleniz. Ekip olsun filmin çekildiği mekanlar olsun çok güzel. Yönetmen Hilal Saral. Seneryo Yılmaz Erdoğan daha ne olsun demek isterdim. Film bazı sahnelerde zili haketti Yılmaz hocam bunu kabul etmek lazım. Eksik bir şeyler var filmde demiyorum film yarım desem yeridir. Ne yaptınız bu sahne olmadı şunu kes bunu kes mi yaptınız. Film Çok aceleye gelmiş gibi gerçektende yönetmenin çok acelesi varmış bellki. Yada yapımcının, birşeyler yanlış gitmiş ortaya güzel bir hikaye çıkamamış!

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz