Bir Nefes Yeter

Bir Nefes Yeter

2072
0

Bir Nefes Yeter

Bir Nefes Yeter filminin yönetmen koltuğuna 1970 doğumlu ”Evlenmeden Olmaz(2015)” ve daha çok tv dizilerinin yönetmeni olarak tanıdığımız Yasemin Erkul Türkmenli oturmuş.

Bir Nefes Yeter. baştan sona göz yaşı döktüren ağır bir dram. sevginin gücüne inananların ve sevdiği için her şeyi göze alanların filmi diyede adlandırabiliriz. Bu film, ”İyi Yürek(2010)” ve  Mehmet Günsür’ün başrolü oynadığı ”Aşk Tesadüfleri Sever(2011)” filmlerini hatırlattı bana. Senaryo akışında gözle görülür değişiklikler olsa da ”orijinal fikir” yukarıda belirttiğim filmlerle aynı.

Nefes(Tuvana Türkay), doğuştan kalp yetmezliği olan bir genç kızdır ve dünyadaki günleri sayılıdır. Yaman(Seçkin Özdemir) ise yaşadığı talihsiz bir olay sonucu hayat küsmüş genç bir adamdır. Kader onları bir hastanede buluşturur. Nefes, intihara meyilli, bu dünyada yaşamak istemeyen Yaman’a hayatı sevmeyi öğretmeye kararlıdır. Çünkü, Nefes’in günlüğünde yazdığı ölmeden önce yapmak istediklerinin arasında ”birisinin hayatını kurtarma ve yaşamı sevdirme” şıkkı da vardır…

İşin ilginç tarafı Nefes ve Yaman karakterlerinin oldukça zengin bir aileye sahip olmaları. Zaten fakir olsalardı o filmde gördüğümüz özel hastanenin ve doktorun yanından geçemez ve bu hikaye yaşanmamış olurdu. Aşk, zengin fakir ayırmaz diyeceğim ama bu zamanda ayırıyor be kardeşim. Yalansa yalan deyin. Fakir fakire zengin zengine aşık oluyor. Ne için? Para için. Fakir kızlar zengin erkek derdinde, fakir erkekler ise avucunu yalıyor zaten.

Filmin kamerası, kurgusu ve oyuncu yönetimi iyiydi. Tuvana ve Seçkin’in oyunculuklarını beğendim. Zuhal Gencer Erkaya ise canlandırdığı anne rolü ile müthiş bir oyunculuk sergileyerek filme damgasını vurmayı başarmış. Kendisini kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum. Filmin müzikleri de fena değildi ama müziklerini besteleyen ve ön koltuğumda oturan Gökhan Kırdar’a sinir oldum. Neden? Cep telefonu ile baştan sona müzikli sahnelerin video çekimini yaptı. Filmimi seyredeyim, Gökhan’ın cep telefonundaki görüntüye mi bakayım. İnsanın gözü ister istemez kayıyor. Bir ara uzun saçlarından çekip ”-ne yapıyorsun kardeşim sen” diyesim geldi:) Gökhan, yanındakilere ve arkasındakilere ayıp etti. Bazen görgü ve kurallar insanlara zorla öğretilemiyor. İnsanın içinde olmalı. Halbuki, çekmeye çalıştığı sahneleri yönetmenden rica etmiş olsa onu kırmaz kopyalar verir. Sadece o değil Gala’ya gelen diğerleri de öyle. Filmi izlerken telefonla konuşanlar, maillerine, twitlerine, instegrama, facebooka bakanlar gırla. Telefonundan ayrılamıyorsun niye geldin film izlemeye? Bu gece bir kez daha anladım ki hanzoluğun okumuşlukla, zenginlikle alakası yok! O saygı içten gelecek içten..

Aaahhh.. Filmi bıraktık nerelere gittik. Kusuruma bakmayın arkadaşlar. Filmde küçük ayrıntılar, bilmiyorum nedendir yönetmenler tarafından gözden kaçırılıyor yada seyirci nasıl olsa farkına varmaz denilerek pas geçiliyor. Kızcağız piyanoyu çalıyor ama parmaklarını bastığı yerdeki tuşlardan farklı ses duyuluyor fonda. Bir sahnede ağlıyor ve göz yaşları yanaklarına süzülüyor. Hoop aradan 2 saniye geçmeden gözünden süzülen yaşlar kayboluyor. Niye? Çünkü orada yönetmen ”stop, kestik” demiş ve daha sonra sahne kaldığı yerden devam etmiş ama olan 2 saniye önce gözlerden süzülen yaşlara olmuş:) Bunun gibi birkaç sahne var ama siz takılmayın boş verin.

Sözün özü: Bir Nefes Yeter, kadın elinin değdiğini her karesinde belli ediyor. Titizlikle çalıştığı çok açık. Filmi izlerken salondaki hemen hemen bütün kadınların göz yaşlarına engel olamadığını gördüm. İstisnasız hepsi ağlıyordu. Bu demektir ki, ”Bir Nefes Yeter” sinemalarda erkeklerin olmasa bile kadınların kalbini çalmaya  aday bir yapım. Buda iyi bir gişe demek. Şansı açık olsun. İyi seyirler.

Film notum:

HENÜZ YORUM YOK