En Güzel Cenaze Şarkıları / The Greatest Funeral Hits

Şarkılar, Ruhlar ve Kırık Ritüeller

En Güzel Cenaze Şarkıları ölüm düşüncesiyle var olmak yerine, gücünü yaşamak fikrinden alıyor. Karakterlerin ölümle kurduğu bağın, aslında yaşayamadıkları hayatlarının birer izdüşümü konumunda olmasını baz alıyor. Film, bazen bir yası bitirmenin yolu kurulan bir cümledir düşüncesini akıllara getiriyor. Bazen de duyulan en güzel cenaze şarkısının iç sesimizle barıştığımız o anların tınısı olduğunu söylüyor.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Sessiz Bir Müzikal

Yönetmenliğini Ziya Demirel’in yaptığı En Güzel Cenaze Şarkıları’nın senaryosunu Ziya Demirel ve Yusuf Tan Demirel birlikte yazdılar. Ben filmi 36. Ankara Film Festivali kapsamında izledim. Film festivalde Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) En İyi Film ve En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Çağdaş Ekin Şişman) ödüllerini kazandı. Filmde yer alan oyuncular şöyle sıralanıyor : Esra Dermancıoğlu, Halil Babür, Çağdaş Ekin Şişman, Gözde Mutluer, Büşra Albayrak, Nalan Kuruçim, Ayça Damgacı, Hidayet Tılı, Özer Keçeci, Yıldız Kültür. Dünya prömiyerini Tokyo Film Festivali’nde yaptı.

Film, ölümü soyut bir olay olarak değil; her ölümün arkasında bırakılmış bir müzik, bir imge, bir hikaye olduğunu vurguluyor. Cenaze şarkıları, aslında insanların birbirine söyleyemediği sözlerin melodileşmiş halinin bir metaforu olarak karşımıza çıkıyor. Film, insan ölürken ardında sadece anılarını değil, bir ruhun tınısını da bırakıyor diyor. Ayrıca birinin gerçekten ölmesi için unutulması gerektiğini anlatıyor. Filmde şarkılar; karakterlerin söyleyemedikleri ve yüzleşemedikleri duyguların birer metaforik dışavurumu olarak yansıyor. Şarkılar yas duygusu için bir vuruş niteliğinde varlık gösteriyor. Ziya Demirel ve Yusuf Tan Demirel’in mizahi yönünün ne kadar akılcı bir baskınlıkta olduğunu filmin her sahnesinde hissediyoruz. Filmde, trajik bir olaya tek bir cümleyle komedi notaları yükleniyor ve duygusal ve üzücü kimlikli hikâye bir anda herkesin güldüğü bir durum komedisine dönüşüyor. Senaristler seyircinin kalbine oynamayı hiç bırakmıyorlar. Bölümler halinde ilerleyen yapısı son kısma kadar nefis şekilde ilerleyen film, son düzlükte tıkanıyor. Hikâyenin bütünlüğü bir miktar zarar görüyor. Yine de bu durum filme zarar vermiyor. Oyuncuların hepsi genel olarak çok iyi iş çıkarıyor; ancak Esra Dermancıoğlu tarifi zor bir anlatımla seyirciyi büyülüyor. Festivalde izlediğim en iyi kadın oyunculardan biri olarak aklıma kazıyorum. Hatta son dönemde eşine az rastlanır bir performansla seyirci karşısına çıktığını söylersem abartmış olmam. Hayat verdiği karakter onun için biçilmiş kaftan gibi görünüyor.

Ölümü Taşımak

Film, Saadet karakterinin internetten tanıştığı bir doktorla yaşadığı sanal ilişkiye ve dolandırılmasına odaklanıyor. Film parçalı bir anlatım tutturuyor. Her bölümünde farklı karakterleri izletiyor. Karakterleri anlatmak, tanıtmak açısından bu anlatım tarzı hoşluk yaratıyor. Film ilerledikçe karakterlerin bağları ortaya çıkıyor ve ayrı ayrı tanımlanan her karakter bir bütünlük sağlıyor.

En Güzel Cenaze Şarkıları, festival ölçekli, karanlık bir tarafı olan, mizah ve melodramı bünyesinde harmanlayan bir film olarak dikkat çekiyor. Her karakterin yasla başa çıkma tarzı farklı olarak anlatılıyor. Filmde ailenin içindeki kırılmalar, konuşulmayanların birikip duygusal bir zelzele yaratması sembolleşiyor. Saadet (Esra Dermancıoğlu) karakterinin yasını yaşama şekli adeta figürleşiyor. Film kara mizahın tüm malzemelerinden faydalanıyor. Aynı zamanda kara mizahın acı taraflarını kullanıyor. Komik detaylarla ilişkilendirilen aile bağları, cenaze ritüellerinin gelenekselden farklı olması, yanlış kişilere atfedilen yanlış şarkılarla kendi içinde absürt bir düzen oluşturuyor. Türkiye’nin hali vaziyetini kullanarak yaptığı güzellemelerse filmin alametifarikası gibi görünüyor. Türkiye’nin absürt trajedisine fazlasıyla gönderme yapılıyor. İnsanın her anında ağlamakla gülmek arasında ince bir çizgide olduğunu ve yas duygusunun düzensizliğini vurguluyor. Aynı zamanda yas duygusunun kişisel bir olgu olduğunu, herkesin bunu farklı şekillerde yaşadığına odaklanıyor.

Modern Yalnızlık ve Geleneksel Yasın Kesişimi

Film, dijital çağda ilişkiler üzerinden kurulan bağların gerçekte nasıl da kırılgan olduğunu irdeliyor. Ülkenin güven damarının çöküşünün minimalist bir portresi olarak bir hikaye tutturuyor. Bu fikri konforlu bir yerden değil de daha ilgi çekici bir minvalde incelikli bir dil oluşturarak yapıyor. Saadet’in yaşadığı yalnızlık ve güvensizlik gibi duygular yakın çevresiyle arasında çatlaklar oluşmasına neden oluyor. Bireyin yaşadığı travmanın toplumsal ve sosyal yansımalarını gözler önüne seriyor. Saadet’in hiç tanımadığı, ama ısrarla tanıyorum dediği kişiyle arasında geçenler sonucunda güven teması tartışmaya açılıyor. Bu ilişkinin alt metninde yalnızlık, yaşlılık, aidiyet arayışı gibi faktörler yatıyor. Filmde aile arasında kurulan diyaloglar kuşak farklılıklarını gülünç şekilde ortaya çıkarıyor. Ayrıca seyircinin çok seveceği samimi bir dil kullanıyor. Günümüz Türkiye’sinde ekonomik, psikolojik ve toplumsal kırılmaların; bireysel hikayeler üzerinden acısını ve gerçekliğini aynalıyor. Güvenmek fikri üzerinden evrensel nitelikler taşımayı hedefliyor. Belli bir kitleyi değil, herkesi benimsiyor. Buna rağmen, biçimsel olarak geleneksel sinemadan ayrışıyor. Anlattıkları açısından ortak seyirciye yönelik bir tavrı takınıyor; fakat anlatış biçimi klasik sinemadan bir miktar ayrışıyor. En Güzel Cenaze Şarkıları için oldukça cesur bir film diyebilirim. Böyle filmler izlemek her zaman güzel bir deneyim sayılır. Ziya Demirel’in nevi şahsına münhasır kişiliği filmin her sahnesinden okunuyor.

En Güzel Cenaze Şarkıları ölüm düşüncesiyle var olmak yerine, gücünü yaşamak fikrinden alıyor. Karakterlerin ölümle kurduğu bağın, aslında yaşayamadıkları hayatlarının birer izdüşümü konumunda olmasını baz alıyor. Film, bazen bir yası bitirmenin yolu kurulan bir cümledir düşüncesini akıllara getiriyor. Bazen de duyulan en güzel cenaze şarkısının iç sesimizle barıştığımız o anların tınısı olduğunu söylüyor.

Yönetmen : Ziya Demirel

Senaryo : Ziya Demirel, Yusuf Tan Demirel

Görüntü Yönetmeni : Doron Tempert

Kurgu : Henrique Cartaxo

Oyuncular : Esra Dermancıoğlu, Halil Babür, Çağdaş Ekin Şişman, Nalan Kuruçim, Yıldız Kültür, Ayça Damgacı, Hidayet Tılı, Gözde Mutluer

Türkiye / Dram / 107 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz