Cadı

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın anısına saygıyla

Filmin geneline göz atıldığında, tüm oyuncuların rollerinin hakkını fazlasıyla verdiğini, bir edebi eserin filme kazandırılması gibi sinema dünyasında riskli bir işe kalkışan Erman Bostan’ın ilk uzun metrajlı filmi olan bu filmde başarılı olduğunu, filmin görsel ve teknik açıdan izleyici için yeterli doyumu verebildiğini, sekanslar arasında yer yer kopukluklar olsa da filmin genelinin bir bütünsellik sunduğunu, gerilim ve gizem türlerini psikoloji ile uyumlu bir biçimde harmanlayabildiğini ve filme zaman ayırmak isteyen izleyicilerin güzel bir sinema deneyimi yaşayacaklarını görüyoruz.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Cadı filminin galası 24 Nisan 2024 Çarşamba günü Maslak Uniq Hall’da gerçekleştirildi. Filmin galası öncesinde yapılan defile gösterimi ve konser ise gala akşamını cazibeli kılan faktörler arasındaydı. Yönetmenliğini ve senaristliğini Erman Bostan’ın, yapımcılığını ise Wow Studios’un üstlendiği film, yönetmenin ilk uzun metraj filmi olma özelliği ile izleyicinin merakını tetikledi. Oyuncu kadrosunun genç oyuncularla şekillenmesi ve ülkemizde gerilim türünde yeterli sayıda film ürününün sunulmamış oluşu filmin değerini arttıran unsurlar arasındaydı. Film temasını, usta yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Cadı” isimli eserinden alırken ve romanın uyarlanışıyla sinema perdesine aktarılırken; eski dönem bir edebiyat eserinin sinemaya başarılı bir biçimde yansıyıp yansımayacağı sorusu, izleyicide bazı şüpheleri de yaratmıyor değildi.

Daha önce eserlerinden bazıları sinemada yer alan, özellikle Yeşilçam sinemasına uyarlanan eserleri ile izleyicinin gönlünde taht kuran fakat son dönemde sinemada eserlerine rastlamadığımız usta yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Cadı” isimli romanı; kalem müdürü olarak çalışan, hali vakti yerinde ve ailesi / yardımcıları ile birlikte eski ve büyük bir köşkte yaşayan İstanbul Beyefendisi Naşit Nefi Efendi’nin, iki çocuğunun annesi olan Binnaz Hanım vefat ettikten sonra evlendiği Şükriye Hanım’ın köşkün bahçesinde esrarengiz bir biçimde ölmesi ve sonraki eşinin evi terk etmesi neticesinde Binnaz Hanım’ın ruhunun köşk içerisinde bir cadı ruhu olarak yaşamını devam ettirdiği dedikodularının civarda yayılması üzerine, ilk eşini savaşta yitirdikten sonra yengesi tarafından efendi ile istemeyerek de olsa evlenmek durumunda bırakılan Fikriye Hanım’ın efendinin dördüncü eşi olarak köşke gelişini konu edinmektedir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın “Cadı” isimli bu eseri, yazarın metafizik öğelerine, evlilik kurumuna ve halkın cadılara, hortlaklara ve ruh çağırmaya dayalı yanlış inanılarına dönük bir eleştiri mahiyetinde oluşturulmuş olup, yayınlandığı zaman diliminde hem olumlu hem olumsuz yönde oldukça yankı uyandırmıştır. “Garaip fukarası” adlı dizi içerisinde yayınlanan eserde cadı ve cadılık kavramı ele alınarak eserin sonunda akılcı çözüm yolları vurgulanmıştır.

Yazarın romanını sinemaya uyarlamaya niyetlenen yönetmenin, cesaret gerektiren bir işin altına girdiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Kitap ile ikinci yarısına değin paralel ilerleyen film, ikinci yarısından itibaren bazı temel farklılıklar göstermeye başlıyor. Beraberinde, eserdeki düğüm noktaları doğru bilinen yanlışların ortaya dökülmesiyle çözüme ulaşırken, filmin düğüm noktaları karakterlerinin geçirdiği dönüşüm süreçleriyle çözüme ulaşmaktadır. Esere kıyasla, filmin neticelenme şekli izleyici açısında daha tatminkâr bir son hazırlamakta ve uzun sayılabilecek olan film süresince izleyicinin ilgisini kaybetmeksizin kendisini filme bırakmasına olanak sağlamaktadır. Eserden bağımsız olarak, film çözüm için sorunun hamurunu kullanmakta ve karakter yola çıkıp, yolun sonunda yine kendisine varmaktadır. Böylelikle, hem eserin vermek istediği eleştiriyi bir film olarak verebilmekte hem de içeriğiyle eserden daha zengin bir hale gelmektedir.

Köşke yerleşen fakat henüz yerleşmeden dahi köşkün dedikodularına aşinalığı bulunan dördüncü eş Fikriye Hanım (Buse MERAL), eşi Naşit Nefi Efendi’ye (Furkan ANDIÇ) karşı zaman içerisinde sevgi bağını geliştirirken, köşk hakkındaki dedikodulardan kaynaklı “evin hanımı” olma pozisyonundan uzakta kalarak, tabiri caizse ev içerisinde “emanet eşya” gibi bir tutuma bürünür. Köşk içerisinde aniden açılıp kapanan kapılar, Nefi Efendinin çocuklarına gelen sahipsiz pahalı şekerler, yardımcıların tuhaf ve evde bir cadının olduğunu teyit eden davranışları, köklü yardımcılar hariç diğer yardımcıların sıklıkla değiştirilmesi ve efendinin hanımlarının gizemli ölümleri ve ortadan kayboluşlarıyla alakalı sahneler, filmin gerilim ve gizem yönlerini besleyen kanallardan bazıları olarak yer ediniyor.

Fikriye Hanım karakterinin huzursuzluğu ve bu huzursuzlukla mücadele etmek için geliştirmek zorunda kaldığı keşif merakı, köşk içerisinde kilitli kalmış kapıların açılmasına, evdeki yardımcıların konuşturulmasına ve Naşit Nefi Efendi’nin cevaplamak istemediği sorularla sık boğaz edilmesine yol açıyor. Fikriye Hanım karakterinin doğum yapmak üzere olan bir kadını andıran içsel sıkıntılarına izleyici olarak bizler de maruz kalıyoruz ve filmin orta noktalarındaki tansiyonu izleyici için bir nebze düşüyor. Kıskançlık sebebi ile Naşit Nefi Efendinin kendisini ve evlendiği eşlerini hedef aldığı belirtilen vefat eden ilk eş Binnaz Hanım’ın köşk içerisinde kutsallaştırılan cadı ruhu, bu kutsalın kutsallığını bozmak için elini uzatan Fikriye Hanım’ın dokunuşu ile farklı bir forma bürünüyor.

Filmin ana karakterliğini Fikriye Hanım ile paylaşan Naşit Nefi Efendi’nin kötüleşerek yataklara düşmesini takiben, Fikriye Hanım’ın Naşit Nefi Efendi’nin iş arkadaşı vasıtasıyla ulaştığı hipnoz uygulayıcısının her ne kadar başta direnç gösterse de Nefi Efendi’ye hipnoz seansları uygulamasıyla filmin akıcılığı yeniden baş gösteriyor. Nefi karakteri, kilitli kapılar ardında ve kör kuyular içerisinde çocukluk döneminde temelleri atılan travmaları ile yüzleşmeye çalışırken, cadı Binnaz Hanım’ın gizemine dair de fikir edinmeye başlıyoruz. Varılan bu durakta, yalnızca Naşit Nefi Efendi’nin değil, Fikriye Hanım’ın da benliğinin derin ve karanlık noktaları ile temasa geçişini fark ediyoruz. Farkındalık kazandıkça özgürleşen karakterler, birey olma halleri ve varoluşları ile barış sağlayabiliyor ve yaşananlar herkes için şeffaf hale geliyor.

Ana karakterlere eşlik eden yan karakterlerin ise köşk içerisindeki konumlanışları, ana karakterlerin dönüşümü ile birlikte anlam kazanıyor. Yan karakterler; evrensel küme olan halkın temsili topluluğu olarak, çeşitli kişilerin çıkarları doğrultusunda yarattığı kurgusal gerçekliklerin devamlılığından sorumlu muhafızlık görevini üstleniyorlar. Kimisi konuşarak, kimisi bağırarak kimisi ise susarak yapıyor bu muhafızlığı.. Değinilmesi gereken bir diğer husus da, evli bir çift olarak birbirlerinin partneri olan Fikriye Hanım ile Naşit Nefi Efendi’nin ilişkilerinin karakterler bağımsızlaştıkça sağlıklı bir zemine doğru çekilmesi ve karakterlerin birbirlerine çıplak gözle baktıkları yerde bağlılıklarındaki gerçekliğin artışı.. Filmin başlarında, fiziksel olarak bir arada olmalarına rağmen Fikriye Hanım ile Naşit Nefi Efendi’nin ilişkilerinin ilişkisinden bahsetmek mevzu bahis iken, filmin sonunda fiziksel mesafe çerçevesinde yalın ve dolaysız bir ilişkiden bahsedebilme lüksüne sahip oluyoruz.

Filmin geneline göz atıldığında, tüm oyuncuların rollerinin hakkını fazlasıyla verdiğini, bir edebi eserin filme kazandırılması gibi sinema dünyasında riskli bir işe kalkışan Erman BOSTAN’ın ilk uzun metrajlı filmi olan bu filmde başarılı olduğunu, filmin görsel ve teknik açıdan izleyici için yeterli doyumu verebildiğini, sekanslar arasında yer yer kopukluklar olsa da filmin genelinin bir bütünsellik sunduğunu, gerilim ve gizem türlerini psikoloji ile uyumlu bir biçimde harmanlayabildiğini ve filme zaman ayırmak isteyen izleyicilerin güzel bir sinema deneyimi yaşayacaklarını görüyoruz. Şimdiden herkese iyi seyirler..

Yönetmen / Senaryo : Erman Bostan

Hikaye : Hüseyin Rahmi Gürpınar 

Görüntü Yönetmeni : Şafak İldiz

Kurgu : Ömer Günüvar

Müzik : Sabina Khujaeva, Ercüment Orkut, Mehmet Cem Tuncer

Oyuncular : Buse Meral, Furkan Andıç, Çağdaş Onur Öztürk, Nur Süer, Cengiz Orhonlı, Yağız Ata Dinçer, Süreyya Kilimci, Manolya Maya, Elif Ürse, Dilara Mesude Duman

Türkiye / Tarihi-Gerilim-Dram / 135 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz