Ceza / Woman and Child
GEÇİNMEK İÇİN 40 PARÇAYA BÖLÜNENLER!
Yönetmen Saeed Roustayi, filminde kocası ölmüş ve biri sessiz sakin bir küçük kız, diğeri, zeki ve haşarı, üstelik de ergenlik geçiren 14 yaşındaki oğluyla iki işte birden çalışıp anne ve bekar kız kardeşiyle birlikte yaşayan 40’lı yaşlarında bir kadının birkaç parçaya bölünmesini anlatıyor.
Orijinal adıyla Anne ve Çocuk
İran sinemasının usta yapımcı, yönetmen, senaristlerinden 1989 Tahran doğumlu Saeed Roustayi’nin Cannes Film Festivali’nde gösterilen “Anne ve Çocuk” adlı filmi, Türkçe gösterimine hangi gerekçeyle bilmem, Ceza adıyla giriyor. Filmi ve yönetmenini, sitemizde yazarımız Viktor Apalaçi, Cannes’da izleyip uzun bir inceleme yazmıştı.
Mesajı doğru mu?
Ben daha çok filmin anlatmaya çalıştığı konuyla çatışan yönlerine değinmek istiyorum. İran’dan, bütün o baskı ve antidemokratik uygulamalara karşın çok iyi filmler çıkıyor; Yönetmenler de oyuncular da çok başarılı. Mesele, neyin doğru anlatılıp anlatılmadığında düğümleniyor. Saeed Roustayi, filminde kocası ölmüş ve biri sessiz sakin bir küçük kız, diğeri, zeki ve haşarı, üstelik de ergenlik geçiren 14 yaşındaki oğluyla iki işte birden çalışıp anne ve bekar kız kardeşiyle birlikte yaşayan 40’lı yaşlarında bir kadının birkaç parçaya bölünmesini anlatıyor.
Sağlık sektörü
Bunun yanında aslında Apalaçi’nin pek değinmediği ama benim çok değerli bulduğum İran’ın sağlık sektöründeki karmaşasını ve sıkıntılarını da arka perdeye yansıtıyor. Aynı Türkiye, devlet hastanelerinde sıra bekleyen ve birkaç dakikalık muayeneyle gönderilen hastalar, özel hastanede her türlü otel bakımı ama sağlık bakımı pek yok.
Filmin ana karakteri Mahnaz, bir yandan iki çocuğunun derslerine ve gereksinmelerine yetişmeye çalışırken ambülans şöförü sevgilisi ile de buluşmayı ihmal etmiyor. Yalnız sıkıntı sevgilisinin evlenmek ve çocuk sahibi olmak istemesi. Üstelik de bunu ailesini memnun etmek için İran’ın geleneksel örf ve adetlerine göre yapmakta ısrarcı olması. Yani isteme töreni ve düğün dernek.
Çocuklar dedeye
Mahnaz, babalarını kaybetmiş çocuklarının annelerinin yeniden evlenmesine göstereceği tepkiden çekinirken Hamid de ailesinin iki çocuklu bir kadınla evlenmesine göstereceği tepkiden çekindiği için isteme töreni öncesi, çocuklarını başka bir yere yollaması ve evin onların eşyalarından temizlenmesini istiyor.
İki yetişkin üzerindeki gelenek, görenek ve aile baskıları filmde çok doğru anlatılıyor. İkisinin de bu baskılara direnecek gücü yok. Ancak filmde doğru kişi de yok! Mahnaz, iki çocuğuyla ilgilenmeyi çoğu zaman anne ve kız kardeşine bırakarak işleri ve sevgilisi arasında vakit geçirirken giderek zıvanadan çıkan oğlunun yanlış yollara saptığını fark edemiyor.
Çocuk, sadece yaşının ve ergenliğin getirdiği haylazlıkların da ötesinde, okulda kumar oynatıp para kazanan, kendisinden büyük bir kadına sarkan, anneannesine yardım için bile para isteyen, herkesi kullanan bir haşarının ötesinde serseri! Ve sonunda okuldan uzaklaştırılıyor. Anne ise oğlunun yanlışlarını görmezden gelip düzeltmek yerine sürekli korumacı rolünde ve ona karşı çıkanları cezalandırıyor.
Sonunda olaylar birbirine karışacak ve yanlışlar üst üste gelerek ihanetler, kazalar, ölümlerle serseri hayatlar trajediyle sonuçlanacak.
Bu kez güzel iki genç kadın yerine perdede sadece kin ve intikam hırsıyla yanan bir anne ve sadece kendi geleceğini düşünen ve başka yanlışlar yapan kardeşi var ve akıl almaz kararlar alıyor.
Kişilik bozuklukları!
Bu, baskı ve feodalite sonucu değil sadece, kişisel yanlışlar sonucu da. Bir sistem eleştirisinden çok, karakter analizi görüyorum ve kadının yanında yer alıp onu yüceltmek, korumak istememe rağmen, o çocuğun eğitim kurumunda yarattığı kaosu, aile ve arkadaşları arasındaki yanlışlarını düşündükçe bunların gözümüze sokulmasına rağmen annenin onu bir melek olarak görmesine kızıyorum.
Süresi fazla
Cannes’a seçilmesine rağmen ödülsüz dönmesinin bir nedeni de bu olabilir mi? Film, fazla melodram ve trajediyle uzun da sürüyor ve seyirciyi kıyım kıyım kırıyor.
Beni en çok İran sağlık sistemini sorgulayışı, kadınların eşarp bağlamalarının ne kadar da zoraki olduğunun gösterilmesi ve etrafta kara çarşaflı kadın olmaması gibi sahneler etkiledi. İran yönetmenlerinden daha iyi filmler bekliyoruz, çünkü yapıyorlar.
Oyuncuların başarısına ise şapka çıkarıyorum. Gerek kadınlar, gerek her yaştaki erkekler çok iyi oyunculuklar sergiliyor. İran sineması alkışı hak ediyor, mesajlarının da daha sağduyulu olması bekleniyor.
Yönetmen : Saeed Roustayi
Senaryo : Saeed Roustayi, Azad Jafarian
Görüntü Yönetmeni : Adib Sobhani
Kurgu : Bahram Dehghani
Oyuncular : Parinaz Izadyar, Payman Maadi, Soha Niasti, Fereshteh Sadre Orafaee, Hassan Pourshirazi
İran / Dram / 130 Dk.









