Anasayfa Film Eleştirisi ve Yorumlar ERTUĞRUL 1890

ERTUĞRUL 1890

1659
0

Tarihte yaşanmış gerçek bir olaydan yola çıkılarak senaryolaştırılan Ertuğrul 1890, 1958 doğumlu Mutsutoshi Tanaka yönetmiş. Yönetmen Tanaka, yurt dışında tanınmamasına rağmen kendi ülkesinin film festivallerinde 2013 ve 2014 yıllarında 2 ödül sahibi bir yönetmen. Yönetmenliğe, 2001 yılında ”Kewaishi” isimli filmle başlamış. Bugüne kadar Ertuğrul 1890 dahil 6 film yönetmiş. Filmin başrol oyuncusu Masaaki Uchino‘da yurt dışında tanınmadığı gibi kendi ülkesinde de orta düzey bir oyuncu. Onlar tanınmamış da bizimkiler çok mu ünlü? Bizim Türk oyuncularda orta düzeyde. Yani demem o ki; Devlet eliyle önemli bir tarihi olayı beyaz perdeye taşımaya karar veriyorsun, parayı esirgemiyorsun ama yönetmen ve oyuncuları sıradan insanlardan seçiyorsun! Senaryoyu, hamaset yapacağım diye senaryoya müdahil olup sıradanlaştırıyorsun. Bu nasıl bir mantık, nasıl bir ego?

Sonrada ortaya çıkıp, Türkiye’nin en pahalı projesine imza attık diye böbürlenip ilkokul müsameresi seviyesindeki bir filme Hükümet olarak methiyeler düzüyorsun.. Yapmayın ağalar, yapmayın beyler, siz bir daha devlet eliyle film yapmayın. Bugüne kadar devlet eliyle yaptığınız filmlerin izlenirlik oranlarına bakın ve bir daha filmcilerin işine karışmayın. Siz, sponsor olacaksanız olun ama senaryoya, yönetmene ve oyunculara aman diyeyim karışmayın. Filmde Türk subayını, egosu yüksek, eğitimsiz, yetersiz sadece Vatan, Millet, Sakarya gazı ile giden cahil cühela gibi göstermekte neyin nesi? Türk subayı, filmin bir sahnesinde kılıç eğitimi yaparken, öteki tarafta Japon köylülerinin kılıç eğitimi beyaz perdeye yansıyor. Bu ne demek? Bu sporu Japonya’da herkes yapar, Türkiye’de sadece subaylar! Ben bu sahnelerden bunu anladım. Filmde,Türk subayını yerin dibine sokan diğer bir sahne daha var. Batan gemiden geriye kalan eşyaların sayımını yapmak için Yüzbaşı adada kalır. Kendisine  eşyaların kaybolduğu haberi verilir. Eşyalara ne oldu, nereye gitti diye sormadan kendilerine karşılıksız yardım eden Japon halkını hırsızlıkla itham eder ve Japon doktora vurmaya kalkar. Gerçekte böyle midir Türk subayı? Bir Deniz Amirali düşünün, gemisiyle Japonya’dan ülkesine dönmek üzere denize açılacak ama aynı gün patlayacak olan fırtınadan, gemisinden ve gemisinin kazan dairesinden bihaber olacak! Denizin ortasında fırtınaya yakalanmış, gemisini yönetemiyor. Nasıl bir Amiral ise geminin kazanına atacak kömürü, odunu var mı haberi yok? Türk subayı bu mudur?

ERTUĞRUL 1890

Film, Turgut Özal’ın Başbakan olduğu yıllara gelene kadar durumu idare ediyordu. Ne zamanki 1985 yılında Iran’da bulunan Türk-Japon vatandaşlarının kurtulma ve uçağa binme sahneleri geldi komedi başladı. İşin doğrusu, bundan sonra senaryo iyice zayıflamış ve yerlerde sürünmeye başlamış. Bizde Japonya’ya iyilik yaptık demek için senaryoyu abartmışta abartmışlar. İran-Irak savaşı sıralarında Japonya Devleti, savaş riskini göz önünde bulundurup vatandaşlarının kurtulması için İran’a uçak göndermiyor. Japonlar, hava alanında herhangi bir uçağa binebilmek için beklerken, onların durumuna üzülen bir Türk genci yüksek bir yere çıkıyor ve uçağa binebilmek için birbirini ezen, bağırıp çağıran Türk vatandaşlara duygulu bir konuşma yapıyor. O konuşmadan sonra Türkler, eşinden, çoluğundan çocuğundan vazgeçiyor ve Kızıl Deniz’in ortadan ikiye ayrılması gibi ayrılıp, Japonların uçağa binmesine müsaade ediyor. Kendileri, uçak yerine otobüse binip gitmeye razı oluyor! Hadi canım sende..

ERTUĞRUL 1890

İşin daha tuhafı da, yanlış anlamadıysam eğer dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın Japon vatandaşlar için ayrı bir uçak gönderin talimatına istinaden pilotlar hazırlanıyor, gönüllü kahraman pilotların görüntüleri veriliyor ama o özel uçak gitmiyor. Sadece vatandaşlarımız için tarifeli, zaten gitmesi gereken tek bir uçak gidiyor. O zaman Özal’ın ”-Japon vatandaşları kurtarın” talimatını verdiği abartılı sahneyi neden koydunuz?

ERTUĞRUL 1890

Japonların 125 yıl önce, tarihte yaptığı iyiliğe karşılık vereceğiz diye böyle ”gerçeğe dayanmayan” sahneler senaryoya bence yazılmamalıydı. Basit ve komik olmuş. Filmin oyunculukları çok zayıf. Öne çıkan bir oyuncu yok maalesef. Müziklerde zayıf. Görüntü kameramanın çektiği doğa güzellikleri fena değildi.

FİLMİN ÖZETİ : 1887 Yılında, Japon heyetinin Osmanlı Devletini ziyareti sonrası iade-i ziyaret için Ertuğrul fırketeynini Japonya’ya gönderir. Ziyaret sonrası dönüş yolunda gemi mürettebatı fırtınaya yakalanır ve gemi batar. Gemiden,Japon köylülerinin yardımı sayesinde 69 kişi kurtulur.Aradan yıllar geçer ve İran-Irak savaşının yaşandığı 1987 yılında İran’da yaşayan 250 Japon vatandaşını kurtarmak için dönemin Başbakanı Turgut Özal İran’a özel uçak gönderir….

Sözün Özü : Evet,ülkeler arası dostlukların anlatıldığı filmlere özellikle bu günlerde daha çok ihtiyacımız var. Bu çabayı taktirle karşılıyorum ve böyle filmlerin yapımının devam etmesini de canı gönülden istiyorum. Ancak, Yaşanmış tarihi bir olayı anlatılırken gereksiz hamaset dolu sahnelere girmeyin.  Sadece olayın özünü anlatın, karakterleri derinleştirin. Böyle yaparsanız filminiz çarpıcı bir etkiye sahip olabilir. Ertuğrul 1890’de olduğu gibi fırsatı kaçırmayın. Bir daha ki sefere daha iyisi olur inşallah,hoşça kalın.

ERTUĞRUL 1890

Film notum:

İyi seyirler.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here