Genco

OrtaKoltuk Puanı:

 

Ben Yazar, Ben Anlatır, Ben Oynarım…

Selçuk Metin’in sanat dünyamıza etkide bulunmuş isimlere ilişkin yaptığı biyografik çalışmalarının son halkası “Genco” 17 Haziran itibariyle Netflix’de gösterime girdi. Enka Sanat’ın katkılarıyla hazırlanan belgesel yapım, kimisi arşiv görüntüleri olmak üzere Zülfü Livaneli, Arif Erkin, Yalçın Tura, Kudsi Ergüner, Ruhi Su, Fazil Say, Tülay Günal gibi önemli müzisyenlerin kimi çalışmalarıyla da zenginleştirilmiş. Hatırlanacağı üzere daha önce “İyi ki Yapmışım”, “Leyla Gencer : La Diva Turca”, “Caniko”, “Yaparsın Şekerim” ve Haldun Taner’i anlattığı “Ve Perde” isimli yönetmenin katkıda bulunduğu belgesel yapımlar izleyenlerin önüne çıkmıştı.

Bu çalışmalarda daha çok Metin Akpınar ve Haldun Dormen gibi yaşayan sanatçılarımızda görüldüğü gibi sanatçıların ve onun yakınında bulunmuş olan kişilerin görsellerle destekli sunumları karşımıza çıkıyordu. Pandemi döneminde çekilen “Genco” ise tamamen Genco Erkal’ın anlatımı ve seslendirmesi ile ilerliyor. Kurgusu Selçuk Metin’e ait olan bu son çalışmada, senaryo çokça karşımıza çıkmayacak biçimde anlatılan Genco Erkal’ın eli ürünü. Yani belgeselde anlatılan, anlatan ve hatta senaryoya imza atan aynı kişi…

Tiyatro ve Sinemada Devleşen Bir İsim…

Kuşkusuz Genco Erkal 60 yılı aşkın sanat yaşamımızın yaşayan en önemli isimlerinden. Ve başlangıcından günümüze özellikle tiyatromuzun kurumsallaşma ve mekân sorununun birinci kaynaktan, muhatabından anlatılması çok değerli. Buna zaten itirazı olan kimse olacağını sanmam. Ben kendi adıma Genco Erkal’dan kronolojik bir kişisel ve tiyatro tarihi dinlemekten sıkılmam. Anlatım zaten akıcı : Neler geçmiyor ki önümüzden…

İsminin belgeselin başlangıcında anlatıldığı üzere amcasının bir kan davasında öldürülen Genco isimli bir Kürt gencinden etkilenip durumu annesine anlatması ile konulan Genco Erkal, bir taraftan sonrasında “Bir Delinin Hatıra Defteri”nde kendisine çokça faydalı olacak psikoloji eğitimi alırken, diğer yandan amatör topluluklarda tiyatroya çıkarak tiyatro aşkının temellerini atıyordu. Erdek Şenliğine katılım ile artık sesini duyurmaya başlıyordu. Sonrasında belgeselin açılışında da görüldüğü üzere Muammer Karaca Tiyatrosu’nda çeşitli tarihlerde sahnelenen çeşitli oyunlar ile profesyonel aşamaya geçiliyor. Ve bu tiyatronun her devirde başına gelen o acı talihsizlikler… Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı’nın yakaladığı başarıyı ülkemizin ve hatta dünyanın ilk tek kişilik tiyatro oyunu olan “Bir Delinin Hatıra Defteri”nin izlemesi ve halen izlenmeye devam ediyor oluşundaki mucize…

Belgeselde işte bu oyunun 1973, 1993 ve 2014 yıllarındaki temsillerine ilişkin görüntüler bu mucizenin zaten kanıtları gibi. Sonra Asaf Çiğiltepe ile başlayan politik sinema günleri… Ülkenin yaşadığı politik kargaşanın Genco Erkal’ın ve onun gibi tiyatro yapanları zorlaması, sansür dönemleri. Ve asıl olarak Genco Erkal ile özdeşleşmiş Beyoğlu’nda açılan Dostlar Tiyatrosu. “Rosenbergler Ölmemeli”, “Havana Duruşması”, “Aslan Asker Şvayk”, “Soruşturma” gibi politik oyunlar. Genco Erkal’ın bitmek bilmeyen çalışkanlığının bir kanıtı “Havana Duruşması” oyunu ile çıkıyor. Günlerce Küba Devrimine dair okumaların yapılması, izleyenlere en sade bir şekilde sunulması telaşından kaynaklı. El Hamra’da sahnelenen Türkiye’nin ilk çizgi karakterden uyarlanan kahramanı Abdulcanbaz oyunu ve bu oyunla tiyatroda da devleşen Ahmet Mekin. Ve Kenter Tiyatrosu. Bir ustanın diğer usta Yıldız Kenter’e “ustam” diye hitabındaki zarafet.

Genco Erkal’ın tiyatrodaki yaklaşımı edebiyatın izlerini takip ediyor. Özellikle de “Azizname”, “Bir Takım Azizlikler” ile akla gelen Aziz Nesin eserleri. Ve daha da yakın olduğu Nazım Hikmet. Ve yakın zamanda sahnelenmeye başlayan Ahmet Arif’in izindeki “Şahdamarım” oyunu. Genco Erkal tüm bunları doğal konuşması içinde yansıtıyor. Baro Han’da yaşanan “Alpagut Olayı” oyundaki trajikomik sahneler gibi. Ve Genco Erkal’ın sadece ülke sınırlarındaki başarısı değil özellikle Paris’te Mehmet Ulusoy ile birlikteliğinden gelen Fransızca anlatımlı tiyatro başarıları da anlatılanlar arasında. Nazım Hikmet’in masal kitabı olan “Sevdalı Bulut” eserinin Paris’te yaşadığı başarı bunun en başta kanıtı. Le Monde Gazetesinde kendisi hakkında çıkan övücü yazılar Erkal’ın evrensel kimliğinin yansımaları. Zaten onun Almanya’daki bir ara döneminde Brecht’in tiyatro yaklaşımını derinlikle özümsemesi evrensel kimliğinin oluşumunda önemli bir aşamaydı. Ve Genco Erkal’ın atlanmaması gereken bir başka kültür yanı da sinema oyunculuğu. Erden Kıral’ın “Hakkari’de Bir Mevsim”i, Ali Özgentürk’ün “At”ı, Zeki Ökten’in ”Faize Hücum’’u, Ben Hopkins’in yönettiği “ ”Pazar : Bir Ticaret Masalı”, 2010 yapımı Çağan Irmak’ın “Prenses’in Uykusu” filmlerindeki gelen ödüller oyunculuğunun gücünün göstergeleri. Özellikle bu kısımlarda Genco Erkal’ın anlattığı Hakkari’de Bir Mevsim’deki çocukların Genco Erkal’ı film boyunca gerçekten öğretmen sanıp, sonrasında ayrılmak istememeleri güzel bir anekdot olarak akıllarda kalacak… Sanatçı pandemi döneminde de boş durmaz. Dostlar Tiyatrosunun birçok eseri kendisinin youtube kanalından ücretsiz gösterilir.

İçeriğin Biçimi Boğması…

Ancak buraya kadar anlatılanlar klasik bir TV programının ansiklopedik/didaktik bilgi sunmasının üstüne çıkmıyor. Hatta yer yer o denli kötü çekimler yapılmış ki adeta kamu spotu izlediğimi sandım. Mutlaka belgeselin Netflix gibi yaygın bir streaming kanalında özelikle gençlerin böylesine dolu bir sanatçıyı daha iyi tanıması bakımından önemli bir işlevi vardır. Genco Erkal’ın büyük bir sanatçı olduğu zaten genel kabul gören bir yaklaşım. Ancak son dönemde izlediğim bu türden biyografilerde sanatçının salt övücü yönlerinin ön plana çıkartıldığını görüyoruz. Genco’da ise bunun bir ötesine taşılarak belgeseli yapılan kişinin izinde ve onun senaryosu ile yola çıkıldığında sıkıntı daha da büyüyor. Nerede ise hiç kurgunun olmaması, anlatıma sadece klasik bazı fotoğraf gibi görsellerle katkı sunulmaya çalışılması oldukça yetersiz kalmış.

Finaldeki Afrodisias Antik Kenti Tiyatrosundaki kısım dışında, İstiklal Caddesinde pandemi nedeni ile boş olan sokaklarda eski tiyatroları aramak, bunu büyük sanatçının anlatımı ile zamansal dizilime sadık olarak sergilemek doğrusu bana çok demode geldi. Görüntü çekimleri de sanki bir belgesel çalışması değil de sıradan bir TV çekimi standardında. Bu nedenle Genco’nun Selçuk Metin’in diğer biyografik çalışmalarının çok altında bir yapım olduğunu üzülerek belirteyim. Hâlbuki son dönemde izlediğim örneğin Fırat Özeler’in yönetmen Ömer Kavur’u anlatan “Kavur”u ya da Cem Kaya’nın “Aşk, Mark ve Ölüm”ü gibi dokümanter yapımlarında görüldüğü üzere belgesel yapımlarımız çıtayı oldukça yükselttiler.

Ele alınan kişi 60 yılı aşkın kültür hayatının içinde olan, tiyatronun şu an Haldun Dormen ile nerede ise ilk emekleme dönemlerine şahit olan bir figürüyse onun hayatı her bakımdan daha renkli anlatılabilirdi. Yapımdaki içerik, biçimi resmen ezerek boğmuş. Dolayısıyla bu türden el üstünde tutulan sanatçılar aceleye gelmeyen, daha iyi belgesellerle anılmayı hak ediyorlar… Genco, şimdi Netflix’de gösterimde

Yönetmen / Kurgu : Selçuk Metin

Senaryo : Genco Erkal

Görüntü Yönetmeni : Uğur İçbak

Oynayanlar : Genco Erkal

Türkiye / Belgesel / 92 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz