Muhteşem Lllian Hall / The Great Lillian Hall
MUHTEŞEM JESSİCA LANGE!
Onulmaz bir hastalıkla yolu tıkanmaya çalışan bir başarı hikayesini anlatan film kuşkusuz ilgisiz kalınacak bir yapım değil. Daha fazla izleyiciye ulaşması hem de görsel yanından çok fazla güç kaybetmeyeceği olması açısından bakarsak belki bize de planlandığı gibi direkt olarak televizyon filmi olarak sunulması daha yerinde olabilirdi!
04 Nisan’da sinema salonlarımıızda gösterime girecek olan ‘Muhteşem Lllian Hall’ kadrosunda ünlü isimler barındırmasına ve Broadway sahnesi gibi beyaz perdede çok daha etkileyici olabilecek bir mekanı kullanmasına rağmen bir televizyon filmi olarak çekilmiş bir yapım…
Oldukça sessiz sedasız bir şekilde gösterime giren bu film, (tabii ki sürprizler olabilir ama) bizce çok ciddi bir seyirci kitlesine ulaşamayabilir çünkü Hollywood sinemasının ‘dört elle’ sarıldığı’ biopic’ler çoğunlukla dünyaca ün salmış bir sanatçının yaşamının nerdeyse her aşamasını gösteriyor, onun sırasıyla keşfedilme, yükselme ve düşüş etaplarını mercek altına alıyor hatta bütün bunları analiz ediyor, neden sonuç ilişkileri kurmaya çalışıyordu. Oysa burada ise Lillian Hall yalnızca kurmaca bir karakter olarak karşımıza çıkıyor (bazı sanatçılar esin kaynağı olmuş olabilir) ve (sanat) hayatının son senelerine tanık oluyoruz. Dolayısıyla anlatılan hikaye çok daha kişisel ve psikolojik bir çerçeveye oturuyor.
Üstelik filmin kadrosunda bulunan Jessica Lange veya Pierce Brosnan gibi isimler zamanında büyük başarılar kazanmış ama ilerleyen yıllarla (ve tabii ki yaşlarıyla) giderek daha az gördüğümüz ve ne kadar seyirciyi çekeceğini kestiremediğimiz oyuncular. Bu, tabii ki bu isimlerin yeteneklerini ve kariyerlerini tartışmaya açmaz!
Konudan bahsedecek olursak : Lillian Hall, 40 yılı aşkın süredir Broadway oyunlarında rol alan, belli bir kariyer ve üne hatta belli bir hayran kitlesine sahip bir tiyatro oyuncusudur. Yaşı oldukça ilerlemiş olmasına rağmen tiyatroya seyirciyi çeken asıl etken kendisidir. Ancak oldukça iddialı bir tiyatro oyununun (Çehov’un ‘Vişne bahçesi’) hemen öncesinde kendisine ‘demence’ teşhisi konulur ve Lillian bu süreçle mücadele ederek hem (muhtemelen son) başrolüne sahip çıkmak ister hem de hayatı boyunca biraz uzak kaldığı ailesiyle tekrar bağ kurmaya çalışır.
GERÇEKLİĞE DÖNMEK…
Filmin açılış kısmının hatta ilk on beş-yirmi dakikalık bölümünün bizi çok etkilemediğini itiraf edelim. Bu bölümde Lillian Halle karakterini iş hayatında biraz tanıyoruz, 25 senelik asistanı ve arkadaşı, biraz kopuk olduğu kızı ve balkon komşusu olan (hala) yakışıklı ama belli bir yaşa gelmiş Ty gibi yan karakterlerle ilişkilerine şöyle bir göz gezdiriyoruz ama ne bu insanlar hakkında ufak ipuçları almamız ne de Lillian’nın çevresindekilere tiyatro oyunu replikleriyle cevaplar vermesi ilgimizi gerçekten ayakta tutabiliyor.
Başta Jessica Lange olmak üzere bütün oyuncuların performansları inandırıcı. Lillian’ın evi ile Broadway sahnesi arasında salınan, kendisini dış dünyadan tamamen soyutlamış gibi günlerinin geçmesi değişik bir anlatım tarzı ama hikayenin temposunun biraz statik akması, pek şaşırtıcı bir durum yaşanmaması ve dikkat çeken olay eksikliği giderek göze batmaya başlıyor.
Ancak ne zaman ki Lillian’a ‘demence’ teşhisi konuyor, başkarakterin hem ruh sağlığı hem de sahne kariyeri çok hassas bir dengeye yerleşiyor, film adeta ‘ayağa kalkıyor’! Doğal olarak senaryoya çok dramatik bir hava katan bu durum, bir anlamda başkarakterin etrafında kurduğu nezaket ve ‘theatral’ konuşma ‘zırhında’ çatlaklar yaratıyor.
O zamana kadar sanki bir tiyatro oyununun başrolünde gibi davranan başkarakter daha gerçek hayata uyan bir davranış ve ruh hali içine girince hikayeye kapılmamız çok daha kolay bir hale geliyor.
SAHNEDE VAROLMAK, SAHNEDE ÖLMEK…
Lillian’nın Broadway sahnesine çıkması ve oradan inmemek istemesi bizce bir mesleki ve kariyer başarı hedefinin çok ötesinde bir anlam taşıyor. Lillian adeta var olmak için o sahnede olmak zorunda ve (olayın yaratacağı büyük skandalı göze alarak) gerekirse oyun sırasında ölmeye bile hazır!
Bu durum ister istemez aklımıza artık 80’li yaşlarını devirmiş olduğu halde (hatta Clint Eastwood artık 94 yaşında) büyük bir verimlilikle çalışmaya devam eden birçok ünlü oyuncu ve yönetmeni getiriyor.
‘Demence’ hastalığıyla mücadele ederken, sanrılar gören Lillina’nın ölmüş kocasını gördüğü sekanslar da basit bir acı çekme durumundan daha derine işaret eden özellikler taşıyor. Göreceli olarak hayata erken veda etmiş kocası belli ki Lillian’nın dahil olduğu sanat dünyasının önemli bir üyesiymiş ve aralarında büyük bir uyum ve sevgi varmış. Ama bu halüsinasyon sekanslarında Lillian sanki geçmişi hatırlamaktan ziyade geçmişte yaşamak istiyor. Ancak hala kendisinin çevresinde oldukça ünlü ve saygı duyulan bir isim olduğunu göz önüne alırsak bu geçmişe tutunma tekrar eski zafer günlerine dönme yolu gibi değil bulunduğu ‘zirveyi’ sürdürebilme isteği gibi duruyor.
Hikayeye dahil olan yan karakterler ise asıl olayla dolaylı bir şekilde bağlantılı dursa da aslında senaryoya çeşitlilik amacıyla eklenmiş kişiler gibi görünüyor. Lillian’nın 25 yıllık yoldaşı Edith, asla aralarında büyük bir kavga yaşanmamış olsa da senelerce ihmal ettiği kızı Lily ve ailesi, oynadığı son tiyatro oyununun yönetmeni David ve bir süre sonra yakınlık kurduğu balkon komşusu Maynard, senaryoya ufak farklılıklar katıyor ve bir şekilde düz bir şekilde akabilecek dramatik bir hikayeye değişik damarlar açmayı hedefliyor.
JESSİCA LANGE ‘IN GÜCÜ!
Bir de tabii bir Jessica Lange gerçeği var. Artık 75 yaşına gelmiş usta oyuncu hikayenin melodrama kaymamasını ve ana karaktere empati duymamızı sağlayan en büyük etkenlerden biri. Yüzünden geçen ifadeler, zaman zaman kendini sakınan, zaman zaman ise kendini ön plana taşıyan beden dili bu karakterin yaşadığı bütün duygusal süreçleri, ikilemleri, endişeleri ve pişmanlıkları bize layığıyla nakletmeyi başarıyor. Özlediğimiz bir aktristen hala bu düzeyde bir oyunculuk performansı almamız gerçekten alkışlanacak bir durum…
Sonuçta onulmaz bir hastalıkla yolu tıkanmaya çalışan bir başarı hikayesini anlatan bu film kuşkusuz ilgisiz kalınacak bir yapım değil. Ama değindiğimiz gibi belki hem daha fazla izleyiciye ulaşması hem de görsel yanından çok fazla güç kaybetmeyeceği olması açısından bakarsak belki bize de planlandığı gibi direkt olarak televizyon filmi olarak sunulması daha yerinde olabilirdi!
Yönetmen : Michael Cristofer
Senaryo : Elisabeth Seldes
Görüntü Yönetmeni : Simon Dennis
Kurgu : Joseph Krings
Müzik : Mac Quayle
Oyuncular : Jessica Lange, Pierce Brosnan, Kathy Bates, Lily Rabe, Jesse Williams, Noshir Dalal, Katerina Eichenberger, Lauren Buglioli, Rebecca Watson
ABD / Dram / 110 Dk.