Get Jiro!
Distopik Bir Mutfak
“Get Jiro!”, gastronomi ile şiddeti harmanlayan felsefi bir distopya sunarak çağdaş tüketim kültürünü sorguya çekiyor.
Şef, yazar ve gezgin Anthony Bourdain ile Joel Rose‘un 2012’de DC / Vertigo etiketiyle yayımlanan, çizimlerini Langdon Foss ve Alé Garza‘nın üstlendiği aynı adlı grafik romanından ve 2015 tarihli öncül öyküsü Get Jiro : Blood and Sushi‘den uyarlanan “Get Jiro!” dizisi, on yılı aşan bir hazırlık sürecinin ardından ekranlarda. Warner Bros. Animation ile DC Studios ortaklığında, Brian Gatewood, Alessandro Tanaka, Jordan Blum ve Sam Register’ın yürütücü yapımcılığında hayat bulan on bölümlük bu ilk sezon, görünürde kan gölüne dönmüş fütüristik bir intikam anlatısı. Ancak perdedeki şiddetin biraz uzağına çekilince, emek, zanaat, sınıf sorunları, yozlaşmış tüketim kültürü üzerine kafa yoran bir yapım göze çarpıyor.
Henüz ilk beş bölümü yayınlanan “Get Jiro!”, Adult Swim kuşağı Toonami ve HBO Max ekranlarında seyirciyle buluşurken, izleyiciyi yemeğin bir hayatta kalma aracı olmaktan çıkıp şiddet içeren bir sınıf savaşına dönüştüğü karanlık bir Los Angeles evrenine davet ediyor.
Kutuplaşmış Bir Lezzet Dünyası
Buradaki Los Angeles fütüristik bir yıkım tablosu. Teknolojinin bedensel hazlar dahil her şeyi sanal dünyada kopyalayabildiği bir çağda, uğruna cinayet işlenecek denli tek gerçek duyusal haz olarak mutfak kültürü kalmış. Devlet kurumlarının yerini yozlaşmış sağlık ve gıda departmanları, organize suç örgütlerinin yerini ise usta şeflerin yönettiği çeteler almış. Bu evrende iki keskin kutup var. Bir yanda egzotik lezzetleri kapitalist bir acımasızlıkla sunan Bob ve onun küresel elitleri bulunuyor. Diğer yanda ise yalnızca organik ve yerel üretim takıntısını şiddetle gözü dönmüşlük boyutuna taşımış vegan Rose duruyor. İkisi de günümüzde de olan gıda seçkinciliğinin, hatta üstenciliğinin en uç noktalarını temsil ediyor.
Zanaatın Sessiz ama Kanlı Direnişi
Tüm bu ideolojik kirliliğin ortasında ise gizem dolu yalnız bir karakter olarak Jiro beliriyor. Geleneksel Japon sinemasının başına buyruk, gezgin samurayı Jiro, mutfak dünyasının tinsel adanmışlığını simgeliyor. Onun dükkanında birinci sınıf bir nigiriyi soya sosuna bandırmak zanaata ve gıda malzemesinin doğasına yapılmış bir saldırı demek. Jiro, balığı yakalamaktan sunuma değin kusursuz bir biyokimyasal denge gözetiyor. Ustalığını paraya veya politik güce satmayan bu ağırbaşlılık ustası, özellikle mutfak kültürü değerlerini korumak için elindeki suşi bıçağıyla grotesk bir şiddete başvurmaktan da çekinmiyor. Şiddet içeren eylemleri ile meditatif yemek hazırlayış süreçleri arasındaki zıtlık, dizinin iddialı görsel anlarını oluşturuyor.
Estetiğin ve Şiddetin Dansı
Animasyondaki görsel dil, çirkinleşen insan doğası ile saf emeğin kutsallığını yan yana koyarak ilginç bir deneyim iletiyor. Aksiyon sahnelerindeki abartılı kan banyosu ile zarif, yumuşak yemek çizimleri arasındaki karşıtlık, seyirciyi sürekli bir etik sorgulamaya yönlendiriyor.
Günümüz toplumunda da ne yediğimizin kimliğimizi belirlediği yanılgısı, “Get Jiro!” evreninde ölümcül olabilen bir kibre dönüşüyor. Bu yapım, kimi zaman yalnızca şöhretli olan bazı şeflerin şovmenliğini işaret ederken, asıl ustalığın da adanmışlıkta olduğunu vurguluyor.
Sanata evet.
Yönetmen : Cecilia Aranovich, Sam Liu, Milo Neuman, Vinton Heuck
Senaryo : Brian Gatewood, Alessandro Tanaka, Jordan Blum, Huong Nguyen, Kevin Rosen
Kurgu : Cris Mertens, Dave Courter
Müzik : Stuart Roslyn
Seslendirme Sanatçıları : Brian Tee, Titus Welliver, Alison Pill, Justin Kirk
ABD / Animasyon-Suç-Aksiyon-Macera-Gizem-Dram / 10 Bölüm 30 Dk.












