Başka Sinema’nın Yılbaşı Hediyesi

Azra Deniz Okyay’ın ödül rekortmeni filmi

“Hayaletler”

Kimliksizleştirme… Bir çöle doğru gidiyoruz… Hemen yıkıp yerine yeni bir şey koyma telaşı var. Tarihi dokuyu yok ederseniz, üzerine beton dökerseniz kentin belleğini silersiniz. Bir sürü rengi olan, korunması gereken bir bellek var ama sansürleniyor ve yok ediliyor.

Azra Deniz Okyay

Daha önce yaptığı kısa metrajlı filmleri “Sulukule Mon Amour” ve “Küçük Kara Balıklar” ile adını duyurmuş olan Azra Deniz Okyay’ın yazıp yönettiği ilk uzun metrajı “Hayaletler” Venedik Film Festivali Eleştirmenler Haftası’nın ödülüyle döndükten sonra Antalya Altın Portakal’da En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil beş önemli ödül kazandı. Katıldığı ulusal ve uluslararası festivallerde “Hayaletler”le ödül almaya devam eden Okyay’ın bu ilk filmiyle Venedik Film Festivali’nde Türkiye’den ödül alan ilk kadın yönetmen olduğunu da belirtelim.

Elektriğin saatlerce kesik olduğu tek bir günde geçen “Hayaletler”, İstanbul’da Sucular semtinde yaşayan dört insanın, şehirde karanlığın hüküm sürdüğü gün boyunca yollarının kesişmesi ve hayatlarının da iç içe geçmesi üzerinden, “yeni Türkiye”, “kentsel dönüşüm”, “mahalle kültürünün ve tarihî dokunun yok edilmesi”, “Suriyeli göçmenler”, “erkek egemen zihniyet” gibi konulara etkileyici bir eleştirel bakışla yaklaşır.

1983 İstanbul doğumlu Azra Deniz Okyay, şehir plancısı bir ailenin kızı olarak kentsel dönüşüme yakından tanık olmuş, Sulukule’nin yıkımına karşı mücadele eden babasını o süreçte kaybetmiş. Sonrasında orada bulunmuş. çocuklara video dersleri vermiş, Sulukule’de yaşayan Gizem ve Dina’nın dansa olan aşklarını, onlar için özgürlük, barış, kendileri olabilmek yolu olan dans için verdikleri mücadeleyi anlatan kısa belgeseli “Sulukule Mon Amour”u çekmiş. Yörenin insanlarını tanıdıkça mahalle kültürünün ne kadar önemli olduğunu, farklı kültürleri korumanın insanı korumak olduğunu fark eden Okyay “Hayaletler”e kentin çöküşüne ait izlenimlerini, duyduğu hikâyeleri bir halı gibi dokumuş. (Altın Portakal ödül sonrası söyleşiden alıntılanmıştır,)

Hip hop dansçısı olma hayalleri peşinde o gün yapılacak bir yarışmaya uzunca bir süredir hazırlanan Didem (beyaz perdedeki ilk rolünde müthiş başarılı Dilayda Güneş) temizlik işi yaptığı otelden kovulur. Parasızlık sorunu sebebiyle hapisteki oğlunun canını korumak için para bulmaya çırpınan hemşire İffet’e (Nalan Kuruçim) kanun dışı bir götür getir işinde o gece için, yardımcı olmayı kabul eder. Suriyeli göçmenlere fahiş fiyata yatacak yer bulan, polise muhbirlik yapan “her devrin adamı” işbirlikçi Raşit (Emrah Özdemir), rant için tarihi binaları yok ederek yeni inşaatlar yapma peşinde bir müteahhit için metruk bir eski eser binayı yıkma hazırlığındadır. Mültecilerden kadın cinayetlerine birçok konuda çalışan feminist aktivist sanatçı Elâ (Beril Kayar), yapıtlarını sergileme çabasındadır.

Hayaletler” varla arasında yaşamlarını sürdürmeye çalışan bu dört hayalet / karakterin, medya anonslarıyla ısrarla beynimize sokulmaya çalışılan “inşa edilmekte olan Yeni Türkiye”de, 26 Kasım 2020 günü boyunca, yaşadıklarını adım adım, bölüm aralarını telefon çekimi videolarla belirginleştirerek izler. Filmde bu tarihin özellikle belirtilmesinin sebebi vardır. “Hayaletler”in çekilmekte olduğu gerçek zamana göre 26 Kasım 2020 yakın bir gelecekte kalmaktadır. Yani bütün gün süren elektrik kesintisi, isyanlar, yağmalar, kontrol noktaları, göklerde uçuşan polis helikopterleri, uzaktan da olsa Emin Alper’in “Abluka”sını anımsatan distopik bir yakın geleceğe aittir.

Ancak yaşadıkları bu sıra dışı zamanda tüm karakterlerin olağanüstü duruma rağmen gündelik hayatlarına kayıtsızca devam etmeleri, distopyanın artık günümüzde de yaşanmakta olduğunu ve hepimizin bunu kanıksamış ve kabullenmiş oluşumuzu simgeler.

Filmin ana karakterlerinden biri de, bir yandan reklamlarla duyurulan, “Modern Türkiye’de harika bir yeni yaşam sunacak olan Yeni Rezidanslar” ın görkemli ve iç dondurucu soğukluğu ve kişiliksizliği, diğer yandan da derme çatma ve döküntü semtte yaşayanlar arasında hâlâ mevcut olan insanî ilişkileriyle İstanbul kentidir. Azra Deniz Okyay, bu varoş mahalle kültürünün bir parçası olduğunu 5-6 yıl önce Aysim Türkmen’in “Çekmeköy Underground” filminde keşfetmiş olduğumuz, hip hop ağırlıklı yeraltı dünyasını da ustalıkla filmine dahil eder.

Görüntü Yönetmeni Barış Özbiçer’in kıpır kıpır kamerasıyla izleyiciyi filmin içine çeken çalışması “Hayaletler”i soluk soluğa izlememizi sağlıyor. Ayris Alptekin’in öykünün anekdotik yapısından bir patchwork bütünlüğü oluşturan usta işi kurgusunu da unutmayalım.

Hayaletler”in bir başka etkileyici yönü de, son zamanlarda beğendiğimiz birçok Türk filmi gibi bir kadın sinemacını elinden çıkmış olması. Gerçekten de kadınlar tarafından yapılmış, kadınlara yönelik her türlü ayrımcılığa cesaretle başkaldıran, eleştirisinde de sözünü sakınmayan bir çalışma. Filmin en itici karakteri Raşit’in, aptallığı ve beceriksizliği yüzünden kendi yarattığı bir kazanın kurbanı olurken, dolaylı olarak Didem ve İffet’in başlarını belâya girmekten kurtarması ise, sanki Azra Deniz Okyay’ın kadınları aşağılayan, ötekileştiren ve fütursuzca katleden erkek egemen toplumdan aldığı hak edilmiş bir intikam.

Sonuç olarak “Hayaletler”, içinde yaşadığımız karanlık dönemi ustaca yansıtan son derece etkileyici ve cesur bir film. Tüm erdemlerinin yanında geleceğin önemli bir sinemacısını da müjdeliyor. Bulabildiğiniz her ortamda kesinlikle izlemeye çalışın derim.

Yönetmen / Senaryo : Azra Deniz Okyay

Görüntü Yönetmeni : Barış Özbiçer

Kurgu : Ayris Alptekin

Müzik : Ekin Üzeltüzenci

Oyuncular : Nalan Kuruçim, Dilayda Güneş, Beril Kayar, Emrah Özdemir

Türkiye / Dram / 90 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here