DÜŞÜNDÜRÜCÜ BİR PSİKOLOJİK GERİLİM

Tedirginlikleri,korkuları,endişeleri barındıran, umutsuzluk taşıyan gerçeküstü olayları anlatan senaryolarıyla tanınan Kaufman bu filmle sinemada 3. Yönetmenlik denemesini yaşıyor. İan Reid’in romanından alınan film bizleri hiç bir şeyin görüldüğü gibi olmadığı bir dünyaya götürüyor. Atmosfer yaratmadaki becerisi ve diyaloglardaki ustalığıyla tanınan Kaufman ayrıksı bir sinemacı ve 21. Yüzyılın en iyi senaristlerinden biri olduğunu kanıtlıyor.

Tedirginlikleri, korkuları, endişeleri barındıran, karanlık, umutsuzluk taşıyan gerçeküstü senaryolarıyla tanınan Charlie KaufmanHer Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum / I Am Thinking Of Ending Things” ile sinemadaki 3. Yönetmenlik denemesini yaşıyor. NETFLİX’te vizyona giren bu film ile Kaufman atmosfer yaratmada usta, ayrıksı bir sinemacı olduğunu tekrar kanıtlıyor. İan Reid’in psikolojik gerilim türündeki romanından alınan film bizleri hiç bir şeyin görüldüğü gibi olmadığı bir dünyaya götürüyor. Romanda önemli değişiklikler yapyığı söylenen Kaufman, bu 16. senaryosunda müthiş bir diyalog ustası ve 21. Yüzyılın en önemli senaryo yazarlarından biri olduğunu kanıtlıyor.

BİLİNÇALTININ KARANLIK DEHLİZLERİNDE

Film bizi bilinçaltının karanlık dehlizlerinde bir yolculuğa çıkarsa da ,akıl karıştırıcı gözükse de , fantastik ve metafizik özellikleriyle çok katmanlı bir bulmacayı andırıyor. Gerçeküstü olaylar ve fantezileriyle bu yaratıcı yol filmi Kaufman’ın yalnızlık, yaşlılık, sosyal uyumsuzluk gibi fetiş temalarını işliyor. Zekice yazılmış diyaloglar eşliğinde , Kaufman karşılıksız aşk ve intihar düşüncesi üzerine ilginç şeyler söylüyor.

Film kafası karışık bir genç kadının hikayesi olarak başlıyor. 7 haftadır birlikte olduğu sevgilisi Jake’e (Jesse Plemons) dair şüpheleri olan bir genç kadın (Jessie Buckley) , gözden uzak bir çiftlikte yaşayan sevgilisinin anne-babasıyla tanışmak için onunla kar kıyamet bir kış günü yolculuğa çıkar. Otomobil yolculuğu sırasında yaptıkları uzun sohbetin ardından geldikleri çiftlik evinde tuhaf şeyler olup bitmeye başlar. Sevgilisinin ve ailesinin davranışlarından genç kadın her şeyin göründüğü gibi olmadığını ve yeni sevgilisi hakkında bilmediği çok şeyin olduğu gerçeğiyle yüzleşir.

Adını hiç bir zaman oğrenemiyeceğimiz genç kadın ile Jake’ in araba yolculuğu , çiftlik evinde tanışma yemeği ve Jake’ in okuduğu lise binası ziyareti olarak film üç mekanda geçiyor. Bir iç ses genç kadının aklından geçenleri ve rahatsızlıklarını dile getiriyor. Jake’in kar fırtınasına rağmen şehire dönüş yolunu uzatması, bir dondurmacıya uğramak bahanesiyle yoldan ayrılması, okuduğu liseyi göstermek için oyalanması ve boş binaya gidip sevgilsini arabada yalnız bırakmasıyla film kuluvar değiştiriyor. Tırmanan tansiyonla film gerilimden korku türüne geçiş yapıyor.

UZUN BİR AYRILIK DİYALOGU

Filmin final bölümünde üniformasıyla sık sık karşımıza çıkan yaşlı ve gizemli hademenin kim olduğu bilmecesini çözmeye çalışıyoruz ve kafamız her geçen an biraz daha karışıyor. “Her Şeyi Bitirmeyi Düşünüyorum”da karakterlerin konuştuğu her şey ve filmlere, müziklere, kitaplara yapılan bütün göndermeler, filmin sonunda ortaya çıkan bulmacayı çözmek için bize sunulan ipuçları oluyor. İki sevgili John Cassavetes’in eşi ve fetiş oyuncusu Gena Rowlands ile yaptığı dram filmi “Etki Altında Bir Kadın / A Woman Under The İnfluence”ı (1974) uzun uzun tartışıyorlar.

Charlie Kaufman, bir saatlik araba yolculuğu sekansında ve Jake’in anne-babasıyla yemek masasında yaptıkları havadan sudan konuşmalardan iki sevgilinin ilişkisinin neden yürümediğinin ipuçlarını veriyor. Film ilk izlenişinde kendini ele vermiyor . Kaufman izleyiciden filminin gizemli dünyasını kavramak için birden fazla izlenmesi gerektiğini talep ediyor, “kaçırdığınız çok şeyi tekrar izlediğinizde kavrayacaksınız” diyor.

Filmin son yarım saati Stephen King’in korku- gerilim türü başyapıtları “Cinnet / The Shining” ve “Ölüm Kitabı / Misery”den esinlenmişe benziyor. Psikopat yüzünü keşfettiğimiz Jake karakterinin, Stanley Kramer ve Rob Reiner’in Jack Nicholson ve Katy Bates tarafından canlandırılan cani ruhlu kahramanlarından farkı yok.

Filmin çiftlik evi bölümünde Jake’in anne ve babasını aynı sekansta gençlik ve yaşlılık halleriyle görüyoruz. Burada film David Fincher başyapıtı “Benjamin Button’un Tuhaf Hikayesi / The Curious Case Of Benjamin Button”u akla getiriyor. O filmde Brad Pitt ihtiyarlıktan bebekliğe yaşlanıyordu.

Film müthiş etkileyici bir final sekansıyla noktalanıyor. Lisenin boş koridorlarında, Fred Zinneman ustanın klasik müzikali “Oklahoma”yı (1955) akla getiren, görkemli bir koreografi eşliğindeki bale sahnesi nefes kesiyor. Pawel Pawlikowski’nin ”İda” (2013) ve “Soğuk Savaş” filmlerindeki siyah-beyaz fotograflarıyla harikalar yaratan Polonyalı görüntü yönetmeni Lukas Zal’in özenli çalışması ,Kaufman’ın mizansenine katkıda bulunuyor.

Filmin dört oyuncusunun En İyi ve Yardımcı Oscar adayları arasına girmesi kuvvetle muhtemel. Brie Larson’a teklif edilen, programı uymadığı için aktrisin reddettiği, ismi geçmeyen kadın sevgili rolünde Jessie Buckley (Chernobil) ,yeni sevgilisini terketmeyi aklına koymuş entellektüel kadın rolünde şaşırtıcı bir performans çıkarıyor. Kapalı kutu Jake rolünde Jesse Plemons (The İrishman) gizli ajandası olan gizemli sevgili rolünün hakkını veriyor. Avustralyalı aktris Toni Colette sorunlu ve şizofren kadın rolleri için Hollywood’un en çok aranan oyuncusu oldu. Bu filmde de mükemmel. Charlie Kaufman’ın yazıp-yönettiği “Anomalisa”nın (2015) oyuncusu David Thewlis bu yeni işbirliğinde ,oğlu Jake ile iftahar ettiğini her fırsatta dile getiren baba rolünde kusursuz.

İYİ SENARİST, İYİ YÖNETMEN OLUR MU ?

Sinema kariyerine senaryo yazarlığıyla başlayarak yönetmenliğe geçiş yapan sayısız örnek var. Bunların içinde ,son 20 yılda yazdığı senaryolarla Alejandro G.İnnaritu’ya şöhretin kapısını açan Guillermo Arriega sonraları yönetmenliğe soyundu. “Paramparça Aşklar ,Köpekler/Amores Perros” (2000) ile başlayan beraberlik “21 Gram” (2003), Oscar’lı “Babel” (2006), Cannes ödüllü ”Biutiful” (2010) ile devam etmiş, ikili yollarını ayırdıktan sonra İnnaritu 4 Oscar’lı bir yönetmen olmuştu. Guillermo Arriera 2008’de “The Burning Plain” ile başlayan yönetmenlik kariyerini 2 filmle sürdürmüştü.

Yazar-yönetmen Charlie Kaufman‘a dönecek olursak, adını duyurduğu “Being John Malkovich” (1999) ve 3 yıl aradan sonra “Tersyüz / Adaptation” ile Spike Jonze’a iki müthiş senaryo yazmıştı. Kaufman Fransız sinemasının iddialı yönetmeni Michel Gondry’ye kariyerinin en kaliteli iki filmine imza attığı iki senaryoyu altın tepsi içinde sunmuştu: “Human Nature” (2201) ve kendisine ertesi yıl En İyi Senaryo Oscar Ödülünü getiren “Sil Baştan /Eternel Sunshine Of The Spotless Mind”. Bu şekilde Kaufman 5 Oscar adaylığından birini ödüle dönüştürme başarısını göstermiş oldu. Bu arada George Clooney’in yönettiği “Confessions Of A Dangerous Mind”ın (2002) senaryosunu yazdı.

Yönetmen olarak kamera arkasına geçme kararı alan Charlie Kaufman, biri televizyon için olmak üzere (“How and Why” ) 4 film yönetti. İlk yönetmenlik denemesini “Synecdoche, New York” (2008) ile yapan Kaufman’ın “Anomalisa”sı (2015) Venedik Film Festivalinde Jüri Büyük Ödülüne layık görülse de gişede başarısız oldu.

Yönetmen / Senaryo : Charlie Kaufman

Görüntü Yönetmeni : Lukasz Zal

Müzik : Jay Wadley

Oyuncular : Jesse Plemons, Jessie Buckley, Toni Colette, David Thewlis, Jason Ralph, Colby Minifie, Guy Burnet, Abby Quinn

ABD / Gerilim-Dram / 134 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here