Little Joe

Geniş bir yelpazeye dokunan film..

“Little Joe” kısa süresine ve sade yapısına rağmen derin bir anlam potansiyeli barındıran, oyuncularının zarafeti ile göz doldurduğu, görsel açıdan zenginlik sunmasa ve zaman zaman tekrara düşse de müzikleri ile bu açığı kapatabilen, ruhunu kavramaya yakın hissedebileceğimiz ve mikrodan makro düzeye kadar geniş bir yelpazeye dokunan bir film. Keyifle izleyebilirsiniz.

OrtaKoltuk Puanı:

 

Yeni bir bitki türü

Ülkemizin değerli sinema insanı Nuri Bilge Ceylan’ın yönetmenliğini ve Ebru Ceylan ve Akın Aksu’nun ise senaryosunu üstlendiği “Kuru Otlar Üstüne” filmi ile bu yılki Cannes film festivalinde “En İyi Kadın Oyuncu” ödülüne layık görülen Merve DİZDAR aracılığıyla hafızamızı tazelediğimizde, akıllara 2019 yılı Cannes film festivalinde bu ödülü kazınan oyuncu “Emily Beecham” ve “Little Joe” filmi geliyor. Little Joe, vizyon tarihi itibariyle büyük yankı uyandırmış ve Emily Beecham’ın kazandığı “En İyi Kadın Oyuncu” ödülü ise hakkaniyet açısından tartışılagelmişti. Dilerseniz birlikte filme yeniden göz atalım..

Little Joe” filmi, yeni bitki türleri geliştirme işini icra ettikleri bir şirkette çalışan, kıdemli bir bitki yetiştiricisi olan ve oğlu Joe ile birlikte bekâr bir anne olarak yaşam süren Alice’in ve yardımcısı Chris’in “Little Joe” isminde yeni bir bitki türünü geliştirme programı üzerinde çalışmasını konu ediniyor. Little Joe, bir “antidepresan bitkisi” olarak adlandırılan ve polenleri aracılığıyla “oksitoksin hormonunu” yükselterek mutluluk kokusu yaydığı düşünülen bir bitki. Little Joe’nun vaat ettiği mutluluk kokusunu vermesi içinse sizden beklentisi onunla konuşmanız ve ilgilenmeniz, yani kısacası, ona sevgi ve şefkat göstermeniz. Şirket içerisindeki hem çalışanlar hem de diğer bitki türleri arasında süregelen rekabet ortamında, yeni bir türün gelişmesinin oldukça zor olduğu ifade edilse de, Little Joe bu rekabet ortamından sıyrılarak ve ilk zaferini aynı serayı paylaşmakta olduğu “Flash 2” bitkisine karşı kazanarak hayata tutunmayı başarıyor.

Little Joe’nun, üzerinde çalışmakta oldukları “Flash 2” bitkisine karşı edindiği bu zafer, şirketin diğer çalışanları Karl ve Bella tarafından hoş karşılanmıyor. Alice ve Alice’e yönelik ilgisini her fırsatta çeşitli davetler ile belli etmekten çekinmeyen fakat Alice tarafından iş pozisyonlarının hatırlatılması sonucu reddedilen yardımcısı Chris ise; Little Joe’nun yaratıcıları olarak, onun tamamen zararsız bir bitki ve Flash 2’nin başarılı olamamasının ardında yatan faktörlerin Little Joe’dan bağımsız olduğunu dile getirmekte ısrarcı davranıyorlar. Henüz filmin başlangıcında, hızlı gelişiminin ve kısırlaştırılmasının sebep olduğu şüphe sonucu, öngörülemezliği ve kontrol edilemezliği ortaya konulan Little Joe’ya karşı savunucu bir tutum sergileyen Alice, bu yaklaşıma dönük inancı ile de tutarlı olarak “Little Joe’nun” bir örneğini oğlu Joe ile birlikte yaşadığı eve getiriyor.

Anne Alice ve oğlu Joe arasındaki ilişkiye odaklandığımızda, boşanmış ebeveynlerin oğlu olan Joe’nun yaşının ilerisinde bir sosyal zekaya sahip olduğunu, hatta annesinin Chris ile olan hoşlanma içerikli ilişkisini desteklediğini, bilime merak duyduğuna dair evinde göstergesel objeler barındırdığını ve hafta sonlarını ortak bir özelliğinin bulunmadığını ve anlaşamadığını düşündüğü babası ile geçirdiğini anlıyoruz. Tüm hayatını işine adayan Alice ise düzenli olarak gittiği terapistiyle olan görüşmesinden çıkarımda bulunduğumuz üzere, oğlu Joe’ya yeterli zaman ayıramadığı için suçlu hissetmekle ve sırf ortak bir payda oluşturabilmek adına yeni bitki türüne oğlunun ismini vermekle meşgul.

Alice başarı odaklılığıyla hayatına devam ederken, şirket çalışanı Bella’nın köpeği Bello’nun önce kaybolması, sonrasında ise Bella’nın tanıyamadığı huzursuz ve agresif davranışları ile geri dönmesi üzerine şirkette bakışlar yeniden Litttle Joe’ya çevriliyor. Çünkü, Bella’ya göre, Little Joe polenlerindeki alerjen salınımı ile beynin kişilik ve davranış özelliklerinin yönetildiği limbik sisteme etki ediyor. Böylelikle de, Little Joe, kısırlaştırılmasına bir tepki olarak, etrafındaki diğer canlı türlerini enfekte ediyor ve onların üzerinde yarattığı davranış değişiklikleri ile hayatını sürdürmeye çalışıyor.

Bella’nın yaklaşık 1 sene önce psikolojik sorunları nedeniyle işine ara vermiş olması ise öne sürmüş olduğu tezlerin şirket çalışanlarınca kabul edilmesinin önünde engel teşkil ediyor. Buna ek olarak; Bella Alice’i Little Joe’nun olası sonuçları hakkında uyarsa ve “Hangi oğlunu seçeceksin?” şeklinde bir soru yöneltse de, Alice oğlu Joe’daki bazı davranış değişikliklerini gözlemleyene kadar bu uyarılara kulaklarını tıkıyor.

Bir süre sonra, Joe, annesi Alice’in tanıdığı Joe’dan farklı olarak, evinde beslediği karıncalara karşı ilgisini yitiren, anlaşamadığını düşündüğü babası ile yaşamaya karar veren, annesi ile iletişimini giderek azaltan ve Little Joe’ya ulaşmak için kız arkadaşı ile gizlice laboratuvara girmeye çalışan bir çocuğa dönüşüyor. Joe’da oluşan bu farklılıkları açık bir şekilde gözlemlemeye başlayan Alice, Little Joe hakkında ilk kez şüpheye düşüyor. Tam da bu noktada, kullanılması yasak olan virüsün gen mutasyonuna uğrayarak bir tehlike yaratıp yaratmadığını anlayabilmek adına alerji testlerinin sonuçlarını beklemeye ve denekler ile yapılan görüşme videolarının içeriklerini izlemeye dikkat kesiliyor.

Little Joe’nun kokusuna maruz kalan denekler oldukça mutlu hissettiklerini ve bir oyun veya filmde kendilerini oynuyormuş gibi bir algıya kapıldıklarını belirtirlerken; Little Joe’nun insanlar üzerinde yarattığı bu etkinin “boşlukta hissederek deneyimlenen mutluluk” tarifine uyduğunu düşünmek mümkün. Alice, her ne kadar kullanımı yasak olan virüs vektörlerini kullanarak, gen mutasyonuna uğramış bir bitkinin gelişimine sebebiyet verip vermediğini tespit etmeye çalışsa da, şirkette birlikte çalıştığı kişilerin enfekte olmuş hallerinin ve neredeyse canları pahasına Little Joe’yu koruma çabalarının sunduğu baskıyla Little Joe’nun yetiştirilmesine devam etme kararına karşı çıkamıyor ve çiçek fuarında tanıtımının yapılmasına engel olamıyor. Sonlara doğru ise korkulan başa geliyor ve Alice de Little Joe tarafından enfekte edilen kitlenin arasında yerini alıyor.

Little Joe birçok açıdan ele alınması muhtemel bir film. Bunlardan ilki, Alice’in şirket politikasına uymayışı ve kullanımı yasak olan virüs vektöründen Little Joe’nun üretiminde faydalanması. Alice’in bir laboratuvar ortamında çalışması, çalışma koşulları gereği önlük giymesi ve genetik alanına hizmet vermesi bilim insanı kimliğini öne çıkaran faktörlerden bazıları. Bir kuralı ihlal eden Alice, bilim insanının güvenirliğini/şeffaflığını ve bilimde kullanılan teknik ve yöntemlerin öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen sonuçlarını sorgulatıyor biz izleyicilere. Bu yönlü bakıldığında ise, Polonyalı ünlü yönetmen Kieslowski’nin elinden çıkma “Dekalog” serisinin ilk filmini anımsatıyor. Bilime giden yolda iyi niyetle döşeli taşlar, maalesef ki iyi neticeler doğurmayabiliyor ve bilim insanlarının etik kurallar çerçevesinde hareket etmesinin ve başarıdan ziyade güvenliği öncelik haline getirmesinin önemini kavratıyor.

Beraberinde, enfekte olan kişilerin Little Joe ile kurdukları ilişkinin bir “saplantılı bağlanma” ile karakterize olduğunu; kurulan bu ilişkide diğer her şeyin anlamını yitirmesinden, hayatın merkezine Little Joe’nun konmasından, bu ilişkiyi devam ettirebilmek adına birçok şeyin göze alınmasından ve tüm odak noktasının Little Joe üzerinde konumlanmasından anlıyoruz. Joe ve şirkette çalışanlar, dışarıya bağımlı bir bebeği yaşatmak istercesine Little Joe ile ilgilenirken, Little Joe herkesin yaşamını esir alıyor da diyebiliriz. Enfekte olanların da ifade ettiği haliyle, “mutlu” oldukları sürece sorun yok.. Ve “mutlu” olmak” için “Little Joe’ya saplantılı bir bağlanma geliştirenler için bu bağı kaybetme korkusu da beraberinde geliyor.

Yine, Little Joe’nun kokusunun beynin limbik sistemi üzerinde olan etkisinin kişilerde kişilik ve davranış değişikliğine yol açtığı savı ile ilgili olarak, filmin birçok sahnesinde enfekte olan kişilerin filmin başında verilen karakter özelliklerini değiştirip dönüştürdüklerini fark ediyoruz. Süperegoları ile bağlantıda, toplumsal kurallara uyumlu ve kontrolü yitirmeden davranan karakterler; enfekte olmalarını takiben “id”lerini ön plana çıkaran, saldırganlaşan ve birçok toplumsal kuralı ihlal eden karakterlere evriliyorlar. Örneğin, annesi ile arkadaşça bir ilişki deneyimleyen Joe, Little Joe’ya ulaşabilmek için önce annesinin anahtarlarını alarak habersizce şirkete girme sonrasında ise Little Joe’yu koruyabilmek için annesine fiziksel şiddet uygulama gafletine düşüyor. Şirket çalışanları da, Little Joe’nun yetiştirilmesinde olumsuz duygu ve düşüncelerini ilan etme teşebbüsünde bulunan Bella’ya ve Little Joe’nun üretiminin durdurulmasını destekleyen Alice’e fiziksel zarar vermekten ve çeşitli manipülasyonlara başvurmaktan geri durmuyorlar.

Ayrıca, gerek filmin ortalarında şirket çalışanlarının Little Joe’yu korumak için onun zararsız hatta aksine faydalı olduğuna ve kimsenin ondan mahrum kalmaması gerektiğine dair yarattıkları algı oyunlarından gerekse filmin sonlarına doğru Alice’in terapisti ile son görüşmesinde “Kim olduğumu inkâr etmeme gerek yok, sanırım içten içe oğlumdan kurtulmak isteyen bir yanım vardı. O yüzden babası ile birlikte yaşamasında bir sorun yok” şeklinde kullandığı repliklerden de gözlemde bulunulabileceği üzere, filmdeki karakterlerin davranışlarının altında yatan motivasyonlar için “rasyonelleştirme ve mantığa bürüme” savunma mekanizmalarını kullandıklarını söylemekte bir beis yok. Enfekte olan Alice’in bu aşamada dile getirdiği sözlerin, Bella’nın “Hangi oğlunu seçeceksin?” soruna bir cevap olarak göz kırptığını ve tercihini Little Joe’dan yana kullandığını görüyoruz.

Filmin tartışmaya açık bir diğer yönü de, kültürel bir dayatma olarak günümüz modern insanının zihnini meşgul eden ve arzulanan mutluluk… Peki, mutluluk yaratılan mı yoksa doğalında deneyimlenen bir şey mi? Alice’in filmin son sahnesinde, terapistinin çalıştığı bina girişine Little Joe’yu yerleştirmesi, terapistin varlığına ve terapinin gerekliliğine de bir müdahale olarak yorumlanabilir. Little Joe’nun insanları enfekte ederek onlara çaba harcamadan ve kolaylıkla mutluluk verdiği iddiası, çağımız insanının mutluluk elde etmek için kullandığı antidepresanları da çağrıştırıyor. Bu yüzden ki, terapötik yaklaşımın savunulduğu ve insanların iyilik hallerini ve farkındalıklarını zahmete girerek güçlükle kazandıkları bir ortama Alice’in antidepresan kullanımını andıran Little Joe’yu bırakmasını masumane olarak değerlendirmek zor.

Son olarak, fuar aracılığıyla tanınırlık elde eden Little Joe’nun bundan sonraki süreçte okul ve hastane benzeri yapılara dağıtımının gerçekleşeceğine değinilmesi filmin kolektif yanına temas eder nitelikte. Little Joe “mutluluk” adı altında kötücül polenlerini güzel ve sevimli görüntüsünün ardında gizlerken ve bu kötücül polenlerini güzelliğinin ardında keşfetmek güçleşirken, tıpkı “Flash 2” bitkisine etmediği gibi yanında başka hiçbir bitkinin ya da “fikrin” çiçek açmasına müsaade etmiyor. Bir kafe ya da evden ziyade okul ve hastaneler benzeri binalara yapılan vurgu ile kurumsallığa parmak basan mekanlara Little Joe’nun dağıtılacağı bilgisinin verilmesi ise yersiz değil. Little Joe tarafından oluşturulan “sistemin” sürekliliğinin onun “kurumsal mekânlara” dağıtılarak sağlanacağının da işaretini almış oluyoruz aynı zamanda. Bu esnada da, Little Joe’nun yaydığının ne olduğu sorusunu sormadan edemiyoruz ve polen olmadığı konusunda hemfikir olarak düşüncelerimize dalıyoruz?

Genel olarak değerlendirmeye tabii tutulduğunda, “Little Joe” kısa süresine ve sade yapısına rağmen derin bir anlam potansiyeli barındıran, oyuncularının zarafeti ile göz doldurduğu, görsel açıdan zenginlik sunmasa ve zaman zaman tekrara düşse de müzikleri ile bu açığı kapatabilen, ruhunu kavramaya yakın hissedebileceğimiz ve mikrodan makro düzeye kadar geniş bir yelpazeye dokunan bir film. Keyifle izleyebilirsiniz.

Yönetmen : Jessica Hausner

Senarist : Jessica Housner, Géraldine Bajard

Görüntü Yönetmeni : Martin Gschlacht

Müzik : Teiji Ito

Oyuncular : Emily Beecham, Ben Whishaw, Kerry Fox

Avusturya-Almanya-İngiltere / Bilimkurgu-Dram / 105 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz