Annabelle Attanasio’dan müthiş başarılı bir ilk film

1993 doğumlu Amerikalı oyuncu Annabelle Attanasio’nun yazıp yönettiği, son zamanların ilk uzun metrajı “Mickey and the Bear / Mickey ve Ayı”, en çok övgü alan Amerikan bağımsız filmlerinden biri. 2019’da, 2019 Boston Bağımsız FF Kurmaca Film Jüri Büyük Ödülü, Montclair Gelecek/Şimdi ve Audible Storyteller Ödülleri, Nantucket Kusursuz Sinemacılık Ödülü ve New Hampshire En İyi Kurmaca Film Ödülünü kazanmış.

Mickey ve Ayı”, Anaconda Montana’da yaşayan, lise son sınıftaki bir genç kızın, sorunlu, Irak’ta savaşmış, Travma Sonrası Stres Bozukluğu problemleri olan, alkol bağımlısı babasıyla istikrarsız ilişkisini, kızı Mickey’in gözünden anlatır. Olayların Montana’da geçmesi sadece döküntü orta Amerika’yı bir kez daha karşımıza getirmek değil, Mickey’in annesinin yıllar önce kanserden ölmüş olması üzerinden, bir dönemde bu yörede çevre kirliliği sebebiyle kanser olaylarında yaşanmış olan patlamayı da anımsatmaktır.

Camila Morrone’nin içe işleyen bir inandırıcılık ve doğallıkla canlandırdığı Mickey, hayvan doldurulan bir taksidermistin asistanlığımı yaparken, yaşadığı ruhsuz taşra kentinden kurtulacağı yetişkin yaşamı hayal eder. Ancak, kaslı, dövmeli ve yakışıklı babası Hank’in (James Badge Dale), sağlık ve içki sorunları, belirli oxycontin dozajını alamadığı zaman çığırından çıkma olasılığı genç kızı Anaconda’ya demir atmaya zorlar. Kendisini yıllar önce ölen karısı tarafından “terkedilmiş” hisseden, sarhoş olup gecelerini karakolda bitiren, kızı tarafında kurtarılıp yatırılan Hank, kesinlikle ideal baba sayılmaz. Kızını sevmesine sever ama, bağımlılık sorunları, yaşlanmış yeniyetme davranışları, kendine acıması ve acındırması gibi sebeplerle ebeveyn-çocuk ilişkisini ters yüz ederek, 18 yaşındaki Mickey’in anne rolünü üstlenmesine sebep olur.

Kızına karşı kimi zaman aşırıya kaçma olasılığı olan tutkusunda, sevgisi kadar terkedilme korkusuyla onu psikolojik şantajla devamlı sömürmeye çalışır. Hem fiziksel hem ruhsal olarak kendisinin gençleşmiş bir kopyası gibi görünen Aron’la (Ben Rosenfield) kızının uzatmalı ilişkisini kıskanır, Mickey Aron’da bulamadığı sevecenliği kendisine veren tatlı ve nazik Wyatt (Calvin Demba) ile yakınlaşınca, mezun olduklarında kızını alıp götürme olasılığı daha büyük olan bu düzgün gence iyice düşman olur…

Babasının onu bilinçli ya da bilinçsiz kendisini istismar etmesine çoğunlukla isyan eden Mickey bir çıkış yolu arar, hatta bulur ama, bir yandan ona duyduğu sevgi, diğer yandan onu bırakırsa adamın iyice yıkılacağı korkusuyla babsına devamlı taviz vermeye devam eder.

Ta ki…

Annabelle Attanasio, Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile ilgili birçok filmde yapılageldiği gibi böyle bir sorun yaşayan kişinin çektiği acılara odaklanacağına, bu tip bir insanın, bilerek ya da farkında olmayarak etrafında yaşayanların yaşamını nasıl cehenneme çevirebileceğini, aşırı duygusallığa prim vermeden, klinik bir vaka gibi inceler.

Bir yeniyetme tüm sevgisine rağmen tek ailesi olan, hem kendi çıkarı için başkalarını ustaca kullanmayı bilen, tehlikeli ama çok da kırılgan bir babanın giderek kötüye gidişini nasıl durdurabilir? Annabelle Attanasio, babasının fiilen ruhunu yiyip bitirdiği bu genç kızda belki de, umutları ve geleceği beceriksiz ve kötücül bir yönetim tarafından yok edilmekte olan günümüz Amerikan gençliğini simgelemektedir.

Kendisi de oyunculuktan gelen Annabelle Attanasio, oyuncu duyarlığını çok iyi bilen bir yönetmen. Sadece yukarıda söz ettiğim Camila Morrone’den değil, en küçük rollere kadar tüm oyuncularından dört dörtlük bir performans elde ediyor. Böylece zaten çok sağlam olan senaryosunu doğal oyunculuklarla daha da inandırıcı kılıyor.

Yönetmen / Senaryo : Annabelle Attanasio

Görüntü Yönetmeni : Conor Murphy

Kurgu : Henry HayesÖzgün

Müzik : Brian McComber, Angel Deradoorian

Oyuncular : Camila Morrone, James Badge Dale, Calvin Demba, Ben Rosenfield

ABD / Dram / 88 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here