Ukrayna’dan dikkate değer sava karşıtı bir film

Bu bölgeyi Sovyet propagandasından ve mitoslarından temizlemek on yılınızı aldı. Savaş sonrasında yaşanır hâle getirebilmek için belki de yüzlerce yıla ihtiyacınız olacak

Kısaca bir anımsayalım. Ukrayna hükümetinin 2013’de Ukrayna-Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşmasını imzalamayı reddetmesi üzerine başlayan halk araklanmaları, Rusya ile iyi ilişkiler kurması taraftarı olan Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in istifasına ve hükümetin düşmesine yol açar. Rus etnik kökenli Ukraynalıların Kiev’de kurulan yeni hükümete karşı ayaklanmalarını fırsat bilen Rusya, 2014’te Ukrayna’ya bağlı bir ada olan Kırım’ı ilhak eder. Kırım’ın Rusların eline geçmesinden sonra Odessa, Kharkiv, Donetsk, Lugansk gibi Rus etnik kökenlilerin yaşadıkları şehirlerde protestolarla başlayan olaylar, Rusların çoğunlukta olduğu Donbass bölgesinde çatışmalara yol açar, çatışmalar, büyük olasılıkla Rusya’dan destek alan isyancılarla, Ukrayna ordusu arasında hâlen devam etmekte olan bir iç savaşa dönüşür.

Doğu Avrupa sinemasının yükselen yıldızlarından Valentyn Vasyanovych’in yazdığı, yönettiği, görüntü yönetmenliğini ve kurgusunu üstlendiği yeni filmi “Atlantis” 2025 yılında, Rusya-Ukrayna savaşının bitmesinden bir yıl sonraki çok yakın gelecekte, savaşlarla kırılmış Ukrayna topraklarında geçer.

1971 Ukrayna doğumlu Valentyn Vasyanovych Kiev Üniversitesinde Belgesel ve Görüntü Yönetmenlikleri eğitimi almış, Polonya’daki Andrzej Wajda ilm Yönetmenliği Yüksek Okulundan mezun olmuş ilk filmi ”Business As Usual”ı 2017’de çekmiş. “Black Level” (2017) Odessa Uluslararası Film Festivali FİPRESCİ ödülünü kazanmış.2019 Venedik Ufuklar ödülünü kazanan “Atlantis”, aynı yıl Tokyo Jüri Özel Ödülü, Minsk Büyük Ödül, Odessa Mansiyon, Les Arcs En İyi Kurmaca, Sevilla En İyi Görüntü Ödüllerini, 2020’de Tromsö Aurora Ödülünü kazanmış.

Filmde savaşın görüldüğü tek sahne, bir kişinin mezara benzer bir çukur kazdığı, ardından bir üçüncüyü sürükleyerek getiren iki adamın görüntüye girdiği filmin ilk sekansıdır. Üç kişinin adamı zorla çukura sokmaları, duyulan silâh seslerinin ardından tamamen hareketsiz kalan adamın gömüldüğü bu uzun sabit tak plan, belirli bir mesafeden kızılötesi çekildiğinden, olağanüstü görselliğiyle savaşın dehşetini vermekten çok, yaşamdan tamamen sıyrılmış ipnotik bir etki yaratır.

Savaşın asıl dehşetini, tahrip edilmiş endüstri yapılarının ve bombalamaların ikincil etkileriyle oluşan zehirli kirlenmenin, ülkenin büyük bir bölümünü kalıcı bir şekilde yaşanmaz hâle getirmiş olduğunu ima eden, can çekişmekte olan bir tabiatın görüntüleri verecektir.

Geniş ekranın görkemini çok iyi kullanan Vasyanovych, “Atlantis”in neredeyse tamamını, katledilmiş doğanın, yıpranmış ya da yıkılmış iç mekânların haşin güzelliğini yansıtan, sabit ve simetrik tek planlardan oluşturur. Olaylara ve karakterlere hem fiziksel hem duygusal mesafe koyarak bakan bu tek planlar, uzaklığın verdiği çarpıcılığı ustaca kullanırlar. Çok az sayda hareketli ya da kaydırmalı çekimden en etkileyicisi filmin başkişisi Sergiy’in bombalanarak harbeye dönmüş bir binada gezindiği sekanstır.

Filmin giriş sahnesinin ardından, Sergiy ve onun gibi savaş sonrası sivil hayata dönmüş eski asker arkadaşının karlı manzarada birer hayalet gibi duran hedeflerle atış talimi yaptıkları sekans gelir. Savaş sonrasında baskı altına alınmış şiddet eğilimi, çığırından çıkan talimde birinin çelik yelekli arkadaşına ateş etmesiyle sonuçlanır. Travma Sonrası Stres Bozukluğu terkedilmiş bir binada yaşayan iki arkadaşta farklı şekillerde ortaya çıkar. Sergiy iyice içine kapanırken, arkadaşı aşırı uykusuzluktan çıldırtmak üzeredir. Birlikte çalıştıkları fabrikada ustabaşısı yaptığı kaynağı beğenmeyip onu azarladığında arkadaşı beklenmedik bir dürtüsel tepki göstererek kendini erimiş demir kazanına atar. Etrafındakilerin arkadaşının ölümünden üstü kapalı olarak onu suçlamalarıyla iyice yalnızlığa sürüklenen Sergiy fabrika da kapanınca savaştan kalmış mayınların temizlenmeye çalışıldığı yıkık ve çökmüş bölgeye eski bir askeri tankerle su taşıdığı yarı zamanlı bir işe girer. Burada tesadüfen, savaş sırasında ölen sivil ve askerlerin toplu veya işaretsiz mezarlara gömülmüş, ya da açıkta bırakılmış sahipsiz cesetlerinin yerini saptayan, kimliklerini bularak düzgün bir şekilde gömülmelerini sağlayan gönüllülerle tanışır. Sergiy, amaçsız yaşamına bir anlam bulmak amacıyla onlara yardım etmeye karar verir.

Ölümle bu derecede haşır neşir bir çaba, iyi niyetle çalışan insanları bile umutsuzluğa ve hissizliğe de yöneltir. Öyle ki, Sergiy’in mayına çarpıp alev almış bir otomobilden sağ olarak kurtardığı bir kadını hastaneye taşıması hem Sergiy hem de ölümü artık fazlasıyla kanıksamış izleyici için duygusuzca, alışılmış bir durum olarak duyumsanır.

Gönüllülerden kendisi gibi travma sorunlarıyla cebelleşen Katya ile derinleşen samimiyetin İçtenlikle beklenmedik bir yakınlığa dönüşmesi belki de bu iki kayıp ruhun tekrar insanlıklarını kazanmalarına yardımcı olacaktır…

Sonuç olarak Valentyn Vasyanovych’in son derece etkileyici filmi, neredeyse hiç göstermediği bir savaşın sonuçları üzerinden, son yılların en sağlam savaş karşıtı mesajını veren üst düzey bir çalışma.

Yönetmen / Senaryo / Kurgu / Yapımcı : Valentyn Vasyanovych

Oyuncular : Andriy Rymaruk, Liudmyla Bileka, Vasyl Antoniak

Ukrayna / Dram-Bilimkurgu / 106 Dk.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here