Örümcek Adam : Evden Uzakta / Spider-Man: Far From Home

Örümcek Adam Avrupa’da

Captain America yaşlanmış, Thor evrenin öbür tarafında görev almış, Peter Perker’in hâmisi ve akıl hocası Demir Adam, evrenin Thanos ve Snap tarafından alt üst edilen dengesini yeniden kurarken ölmüştür. 16 yaşında bir yeni yetme, Örümcek Adam bile olsa, bütün kahramanları yok olduğunda ne yapabilecektir?

10 yıl ve 22 filmin ardından, üstelik uzun soluklu bir serinin “Avengers: Endgame” gibi başarılı sayılabilecek bir finalinden sonra, Marvel Sinemasal Evreninde acaba anlatılacak özgün öykü kalmış mıdır? Hele hele Örümcek Adam’ın zaten tekrar başa dönüp defalarca anlatılmış olan hikâyesini, hangi mucize izleyiciye tekrar seyrettirebilecektir?

Aslında bu mucize de geçen yıl gerçekleşmiş, kadınlı erkekli çok sayıda Örümcek Adam’ın öyküsüne odaklanan, müthiş keyifli ve heyecan verici olağanüstü animasyon filmi “Spider-Man: İnto the Spider Verse” kahramanın artık bıkkınlık getirmiş olan sayısız karakteryel oluşumunu müthiş başarıyla harmanlayarak, hem eleştirmenlerin, hem her yaştan seyircinin, hayranlığını kazanmış, hem de fazlasıyla hak edilmiş bir Oscar ödülü almıştı.

Kala kala iyice yavanlaşmaktan kurtarılamayacak bir öyküyü, allayıp, pullayıp farklı bir hedef kitleye pazarlamak kalıyordu.

Marvel Comics ya da onlardan türeyen filmlerin meraklısı olan çizgi-roman ya da film meraklıları aldanmasın lütfen. Karşınızda bildiğiniz ve sevdiğiniz bir türün farklı tadı olan bir çeşitlemesi yok. “Spider-Man: Far From Home / Örümcek Adam: Evden Uzakta”, süper kahraman öyküsüymüş gibi yapan, ama aslında 12 – 15 yaş arası yeniyetmeler için çekilmiş romantik gençlik komedisi bir film.

Yapımcılar ve filmin ithalatçıları “spoiler” vermememizi özellikle rica ettiklerinden, James Wan gibi bir zenaatçının eli yüzü düzgün yönettiği, Tom Holland, Jake Gyllenhaal, Samuel L. Jackson, Zendaya, Cobie Smulders, Marisa Tomei ve Jon Favreau gibi üst düzey oyuncuların başarıyla yorumladıkları öykü hakkında pek bir şey anlatmayacağım. Sadece üç boyutlu ve İMAX kopyasını izlediğimiz filmin görsel efektlerinin – her ne kadar sanırım tüm izleyiciler bu konuda artık doyuma ulaşmış olsalar da – çok başarılı olduğunu söylemekle yetineceğim.

Filmin beni çok etkileyen farklı bir tarafından söz etmek istiyorum. Eskiler “merd-i kıpti şecaat arz ederken sirkatin söyler” demişler. Yeni kuşaklar için çevirisini yapayım: “Çingene, öğünürken hırsızlığını anlatır”. Hemen hırsızlığı çingenelere yükleyen ötekileştirmeye ve ayırımcılığa müthiş karşı olduğumu, ancak bu ifadeyi “kendini yüceltirken en aşağılık tarafını ortaya koymanın” karşılığı olarak kullandığımı belirteyim.

Evet, Amerikalı dostlarımız da, olağanüstü başarılı bir görsellikle, Avrupa’nın Venedik ya da Londra gibi kültür merkezlerini hunharca yıkıp yakarken, İngiliz Sarayının hazinelerini çer çöp ederken, tarihi geçmişe sahip olmamanın tüm bilinçaltı kıskançlığını ortaya koyuyorlar. Bu yıkımdan aldıkları orgazmik keyif bir yana, 12 ay sayısız festivale ev sahipliği yapan Prag’da, aylarca önceden bilet alınmamışsa yer bulunması imkansız olan operayı, basit bir sokak eğlencesi sebebiyle boş göstererek, ya da muhteşem bir lâle tarlasına iğrenç bir jet indirerek, sanat ve estetiğe olan gizli düşmanlıklarını da açığa çıkarıyorlar. İlginç değil mi ?

Bence serinin en zayıf halkası. Tabii ki karar sizin.

Yönetmen : Jon Watts

Görüntü Yönetmeni : Matthew J. Lloyd

Müzik : Michael Glacchino

Oyuncular : Tom Holland, Jake Gyllenhaal, Samuel L. Jackson, Zendaya, Cobie Smulders, Marisa Tomei, Jon Favreau, Jacop Batalon

ABD / Macera-Aksiyon / 130 Dk.

 

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here