En iyi savaş filmi olmaya aday..

Film, salgın hastalık riskine rağmen vizyona girdiği 21 Ağustos ayından bu yana dünyada en çok izlenen ve hasılat elde eden yapım özelliğini taşıyor. Tamamı IMAX kameralarla çekilen ilk Çin ve Asya filmi olan Sekizyüz’ün hazırlıkları 10 yıl sürmüş. Film için Çin’in Jiangsu eyaletinin Suzhou bölgesinde 133.333 metre kare alana sahip 68 binadan oluşan gerçek bir savaş sahnesi inşa edilmiş. Filmin tamamlanması için 550 milyon yuan harcanmış. Filmin çekimlerine 9 Eylül 2017’de başlanmış ve 27 Nisan 2018’de tamamlanmış. 15 Haziran 2019 yılında vizyona girmesi planlanan film, ”Çin Kırmızı Kültür Araştırma Derneği” nin düzenlediği konferans da katılımcılar filmde anlatılan öykünün tasvirine katılmadıkları için filmin gösterimi yasaklandı. Yapılan üst düzey görüşmeler neticesinde ancak 21 Ağustos 2020 yılında gösterime girebildi.

Filmde, 1937 yılında Çin-Japonya arasında yaşanan ve 3 yıl süren Şangay Savaşı sırasında tamamen Japon ordusu ile çevrili Shiang ismi verilen depo da mahsur kalan Sekiz Yüz Çin askerinin, hayatta kalabilmek için 4 gün 4 gece boyunca Japon kuvvetlerinin baskısına karşı direnmeleri anlatılıyor.

Toza döndüğümde güldüğümü göreceksin..

20.000 Japon askerden oluşan Japon imparatorluk tümenine karşı Çin askerlerinin verdiği direniş mücadelesi oldukca hamaset yüklü bir anlatımla seyirciye aktarılıyor. Filmde aksiyona o kadar yoğun bir şekilde odaklanılmış ki, sanki bir süper kahraman filmi izliyor hissine kapılıyorsunuz. Buna birde özel efektlerle daha inandırıcı hale getirilen muazzam bir şekilde çekilmiş gürültülü savaş sahneleri eklenince seyri doyumsuz bir iş çıkmış ortaya. Anlatılan hikayede herşey o kadar çabuk gelişiyor ki karakterlerin, duygusal yaşamlarına ayıracak zaman bulamıyor ve kimin yaşayıp kimin yaşamadığını umursamıyorsunuz. Bunda yapılan kurgunun önemi ortaya çıkıyor. Bu nedenle, 1937 yılında yaşanan bu vahşi savaşın döneme uygun olarak başarılı bir şekilde canlandırılmasında yapılan kurgunun başarısını da gözardı etmememiz gerekiyor.

Filmin açılış sekansında ki savaşın verdiği tahribat, yıkık dökük bina görüntüleri Piyanist filmi ile birebir benzerlik taşıyor. Nefes kesen bir savaşı, cesareti, kahramanlığı, destansı bir hayatta kalma mücadelesini, çaresizliği, savaşmak istemeyen savaş firarisi askerlerin dönüşümlerini, yenilgi de bile zafer kazanmış olmayı anlatan Sekiz Yüz, zaman zaman izleyene beceriksizlik ve yetersizlik hissi verse de bana göre, bugüne kadar yapılmış en iyi savaş filmi olmaya aday bir yapım.

Savaşın doğası her zaman siyasettir..

Filmde korkunun, acının, şevkatin ve şavaşın verdiği tahribat bir çok yüzü ile ortaya çıkıyor. Anlatılan savaş alanın ortasından bir ırmak geçiyor. Irmağın ayırdığı bir tarafta ”bir ulusun namusu olan bayrağı yere düşürmemek için” savaş olanca hızı ile devam ederken savaştan ayrılan güvenilir bölge diye tabir edilen, savaşın bir film seyreder gibi izlenildiği öteki tarafta şatafat, günlük yaşam olanca hızı ile devam ediyor. Başka bir deyişle bir taraf cennet, bir taraf harabelerle dolu yıkılmış bir cehennem.

Savaşın doğası her zaman siyasettir. İğrenç siyasetin leş kargaları Fransa, İngiltere, Almanya, Belçika günümüz dünyasında olduğu gibi o günlerde de yine çıkan savaştan nemalanma peşinde. İngiltere ve Fransa Japonlardan yana ve Çinlilerin çekilmesini istiyor. Almanya bile SS bayrağı ile iki yakayı birleştiren köprü üzerinde arz-ı endam ediyor. Belçika başbakanı bile bu savaş yüzünden istifa edebiliyor, gerisini siz düşünün artık. Savaş bazen o kadar şiddetleniyor ki güvenli bölge yaratmaya yarayan Kızıl Haç bayrağı dahi güvenli bölge yaratmaya yetmiyor. Filmin bir çok sahnesin de boy gösteren beyaz at ise özgürlüğü, saflığı, barışı ve sevgiyi temsil ediyor. Peki, ya beyaz at öldürülürse ?

savaşı kazanamıyor olsan bile sağ kalmak da bir zaferdir

Yapılan savaş esnasında atılan zehirli gazdan korunmak için beze işeyerek ağzı ve burnunu kapayarak korunmayı ben bilmiyordum filmden öğrenmiş oldum. Savaş esnasında zehirli gazdan İlginç bir korunma yöntemi! Bence bu durum seyirciye ”savaşı kazanamıyor olsan bile sağ kalmak da bir zaferdir” mesajıdır. Japonların kullandığı ”A5M” ler o dönem için oldukça etkili, modern, savaşın seyrini değiştiren savaş uçaklarıymış. Çin askerlerini mahsur kaldığı deponun tepesinde gezen zeplin’in üzerinde yazan ”Good Year” ve deponun duvarında ki ”Coco Cola” yazıları dikkatimi çekti. Araştırmadığım için bilmiyorum ama 1937 yılında bu markalar varmıydı acaba?

Filmin senaryosunu, kurgusunu, kullanılan özel efektlerini, gerçekmiş hissi veren görüntülerini beğendim. Oyunculuklar da ise asker kaçaklarını canlandıran Qianyuan Wang, Wu Jiang ve Zhang Yi‘yi beğendim.

Sözün özü : Savaş filmlerini, aksiyonu ve gerçek yaşam hikayelerini seviyorsanız bu film tam size göre, kaçırmamanızı tavsiye ederim. İyi Seyirler.

Not : Filmden tat alabilmeniz için birinci sınıf geniş format IMAX ekranlarda izlemekte fayda var.

Yönetmen / Senarist : Hu Guan

Görüntü Yönetmeni : Yu Cao

Müzik : Andrew Kawczynski, Rupert Gregson-Williams

Oyuncular : Yi Zhang, Yao Chen, Augusta Xu-Holland, Huang Zhi Zhong, Hao Ou, Wu Jiang, Qianyuan Wang, Chun Du

Çin / Savaş-Dram / 147 Dk.

Still from “The Eight Hundred”
Film notum:

1 YORUM

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here