The Nile Hilton Incident / Esrarengiz Cinayet

“BOŞVER, NUREDDİN. BURASI KAHİRE.”

“The Nile Hilton Incident” 1972 Stockholm doğumlu Tarik Saleh’in Sundance ve Beaune Film Festivallerinde büyük ödül kazanan 2017 tarihli filmi.

Saleh on parmağında on marifet bir sanatçı. 1989’da yaptığı duvar resmi “Fascinate” Isveç hükümeti tarafından kültürel miras ilan edilerek koruma altına alınmış. Sanat yönetmeni çalışmış, önce Kahire’de “Alive” adlı belgesel dergisini yaratmış, birkaç sene sonra da efsanevi Isveç dergisi “Atlas”ı çıkarmış. Erik Gandini ile beraber 2001’de“Sacrificio: Who Betrayed Che Guevara” ve 2005’de “Gitmo: The New Rules of War” adlı belgesel filmleri yönetmiş. Animasyon filmi “Metropia”, dünya çapında 65 festivalde gösterilmiş yapıldı. Suç ve gerilim filmi “Tommy”nin (2014) ardından, “The Nile Hilton Incident” (2017) filmini yazıp yönetmiş.

 

Gerçek bir cinayet davasından esinlenen film, Kahire’de, Tahrir Meydanı ayaklanmasının hemen öncesinde, bir şarkıcı kadının Nil Hilton Oteli’nde öldürülmesi ve detektif Nureddin Mustafa’nın (Fares Fares) cinayeti araştırmakla görevlendirilmesiyle başlar. İlk karelerden itibaren, polisin kentte yasal olan veya olmayan bütün irili ufaklı işletmelerden sistematik olarak rüşvet aldığı ve bunun toplumda doğal karşılandığı görülür. Zaten Nureddin için de bu soruşturma rüşvetle cebine biraz daha para katabileceği sıradan bir iştir.

İpuçları onu siyaset ve iş dünyasının en üst seviyelerine kadar götürdüğünde seyirci sosyal çürümüşlüğün Mısır’ın her kademesine nasıl yayılmış olduğunu keşfetmeye başlar. Yakın tarihi ezilenler safında incelediği ilk çalışmalarının belgesel bakış açısıyla polisiye gerilimi başarıyla harmanlayarak giderek karabasana dönüşen, politik göndermeleri olan otel odası polisiyesini öykülerken, 2011 Mayıs’ında başlayan ve halkın Mubarek’in otoriter başkanlığına isyanıyla sonuçlanacak olan Arap Baharı’nın gelişme sürecinden de gözünü ayırmaz.

2010’ların başında Mısır, yozlaşmanın tüm sistemi ele geçirdiği, adaletin kendi karikatürüne dönüştüğü, iş ve siyaset dünyasıyla yakından bağlantılı bir polis devletidir. İşler, canilerle devletin temsilcisi olan polis, ayak takımı ve kokuşmuş siyasiler arasındaki gizli (ama herkesin haberdar olduğu) anlaşmalarla yürütülmekte, rahatsız edici tanıklar sorun yaratmadan önce yok edilmektedir.

Aslında bu kangrenleşmiş mekanizmanın dişlilerinden biri olan Nureddin, seks, kan ve uyuşturucu batağında kendi küçük hesaplarının peşinde koşarken, maço-mafya ortamdan rahatsız olmak bir yana, sudaki balık kadar rahattır.

Ancak “önemli kişilerin” olayın çözümlenmesini istemediklerini ve örtbas edileceğini keşfettiğinde nedenlerini merak etmeye başlayacak, olayın derinlerine inmeye karar verince de çok önemli bir başka keşifle kendi insanlığını bulmaya başlayacaktır. Amerikan “film noir” tarzının aksine cinayet olayının pek de büyük gizemi yoktur. Soruşturmanın izleyici için asıl heyecan verici tarafı, kendi kesinliklerine saplanmış görünen bu anti-kahramanın giderek kendi insani özgürlüğüne ulaşmasını izlemektir.

Tabii ki bu kişisel değişim olayların akışını değiştirmek için yeterli olmayacak, Tarik Saleh, filmini insanın kanını donduracak karamsarlıkta bir finalle bitirecektir.

Bu yıl birbirinden iyi filmlerle dolu !f istanbul’un çok iyilerinden.

Film notum:

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here