Kokuho
Japon drama aktörleri
Filmde bir Kabuki oyuncusunun çocukluktan başlayarak yarım asırlık yaşamını üç saati aşkın bir sürede, sanatla psikolojiyi karıştırarak anlatan bir destan diye özetleyebiliriz. Belki bir oyununu bile sahnede izlemek için maddi manevi gayret sarfetmeniz gereken pek çok ünlü Kabuki eserini, hazırlanışı ve sahnelenişi ile yakından izleme şansını buluyorsunuz
Amerikan korku filmlerinin vizyonda sinemaları sardığı bir ortamda Uzakdoğu’dan, Japonya’dan gelen bir film, bence sinema seyircisinde ilgi ve merak uyandırmalı. Hem de Japon Turizm ilgililerinin açıkladığı gibi Türk turistlerin Japonya’ya gidişlerinde büyük bir artış görüldüğü dönemde vizyona giren Kokuho, Japon kültürünü ve gösteri sanatını orada bile göremeyeceğiniz bir ayrıntıyla yarım asırlık bir dönem boyunca gözler önüne seriyor. Japonya, sadece suşi yenilen, uniclo alışverişi yapılan, taksi şöförlerinin beyaz eldiven taktığı, kalabalık ve temiz bir ülke değil. Büyük bir uygarlığın, zenginliğin, sanatın ve güzelliğin ülkesi. Aynı zamanda acımasız, sert bir erkek egemenliğinin. Bir Japon filmi size bunların bir başka yüzünü gösterebilir.
Japon tiyatrosu
Kokuho, geleneksel Japon tiyatrosu Kabuki’nin oyuncularına verilen bir paye, tiyatroyla ilgili çok ayrıntılı bilgiyi üstat Erdoğan Mitrani’nin bu sitedeki yazısında bulabilirsiniz ama ben filme odaklanacağım için size sadece geleneksel Kabuki tiyatrosunun iki özelliğini vurgulayacağım. Biri kadınların olmadığı bir sahnede kadın ve erkek rollerini sadece erkeklerin canlandırdığı bir muhafazakarlık. Ama bir tür zennelik değil. Kadın rolüne çıkan erkek sanatçılar, tiyatro dışında yaşantılarını erkek olarak sürdürür, evlenir, çocuk sahibi olur. Tabii ki kadın karakterini benimseyenler de çıkmış içlerinden.
İkinci özellik ise Kabuki oyuncuları olan Kokuho’ların babadan oğula geçen çıraklık döneminde çocukluktan başlayarak çok sert bir eğitim süreci geçirmeleri. Ağaç yaşken eğilir ilkesine bağlı olarak Kokuho’lar yıllar boyu süren eğitimlerinden bedenlerini öyle bir eğitimden geçirirler ki o hareketleri beyinleri unutsa bile bedenleri unutmaz, yaşadıkları sürece.
Filme gelirsek; bir Kabuki oyuncusunun çocukluktan başlayarak yarım asırlık yaşamını üç saati aşkın bir sürede, sanatla psikolojiyi karıştırarak anlatan bir destan diye özetleyebiliriz. Sanat, çünkü belki bir oyununu bile sahnede izlemek için maddi manevi gayret sarfetmeniz gereken pek çok ünlü Kabuki eserini, hazırlanışı ve sahnelenişi ile yakından izleme şansını buluyorsunuz. “Sonezaki’de Aşk İntiharları” ve “İki MorSalkım Kızı”, muhteşem!
Tiyatro sanatçıları ve meraklılarına
Tiyatro meraklıları dışındakiler için sıkıcı gelebilir belki ama içinde dans, drama, edebiyat ve bir ülkenin folklorunu barındıran bir temsil, giysileri, makyajları, sahneleme tekniği, sahnede kıyafet değiştirmeleri, çalınan müziğin enstrümanları ve dekoru gözlemleme açısından büyük bir şans. Her operayı da eğlenerek izlemiyorsunuz, ama bayılıyorsunuz, bu da öyle, oyunlar hep dramatik ama çok ilginç.
Eğitim
Ayrıca büyük yer ayrılmış olan eğitim kısmı da, biraz uzun tutulmuş olsa da, 13 yaşlarında farklı karakterlerde ve farklı ailelerden gelen iki ergenin, bu acımasız zorlu eğitime gösterdikleri dayanma ve sebat kısmı ilginç. Tıpkı bale gibi, şan gibi, hiçbir sahne sanatı kolay hazmedilmiyor, kolay öğrenilmiyor, kolay sergilenmiyor ve başarı çok sonra geliyor.
Karakter analizleri
Filmin psikolojik bölümünde ise gençlerin yaşamları boyunca geçirdikleri evrelerin karakterlerine göre gösterdiği farklılıklar ortaya konuyor. İki gençten biri iniyor, biri çıkıyor, çıkan iniyor, inen çıkıyor. Yaşamları gelenekler, rastlantılar, hayatın tokatları, şiddet ve alkol, bu zor yaşamı sürdürebilme gibi nedenlerle inişli çıkışlı geçiyor. Japon kültürü ve yaşam biçiminde zirvede kalabilmek çok zor. İki erkek arasında gidip gelen filmde kadınlara çok az yer verilmiş. Gölge karakterlerde rolleri silik. En çok acı çekenler ise onlar…
Japonların yaşadığı felaketler
Arada, “atom bombası hastalığından ölenler”, “şekerden kangren olanlar” gibi ülkenin çeşitli felaketlerinden kaynaklanan sağlık sorunlarına da küçük göndermeler yapılıyor.
Bütün bu acılara göğüs gerebilmeniz için arada kiraz ağacı çiçekleri ve japon bahçeleri gibi muhteşem Japonya manzaraları da yok değil.
Filmin ana karakterleri iki genci Japonya’da çok arayıp bulmuş olmalılar ki çok yakışıklılar! Başroldeki Ryo Yoshizawa ve Ryusei Yokohama, her kadının yüreğini hoplatabilir ama ben Ryo’ya hayran oldum. Mitrani üstadın yazdığına göre her ikisi de bir yıl süreyle Kabuki dersi almışlar.
Sadece iki genç usta oyuncu değil, filmin baba ve anne rollerindeki sanatçılar da oyunculuk açısından muhteşem performanslar çıkarıyor.
Filmin yönetmeni Lee Sang-il, sadece bir sanat filmi değil, aynı zamanda bir aile dramı, psikolojik sarsılmalar ve çözülmelerin yanı sıra muhteşem tiyatro sahneleri ve çarpıcı Japonya manzaralarıyla sadece kendi kültürüne seslenen değil, evrensel bir film yapmayı başarmış ve herkese sesleniyor. Evet biraz uzun. Ama ne uzun filmler izledik ki değmezdi! Bu Japon filmi sizi Japonya’ya, tiyatrosuna, tarihine, bahçelerine götürüyor. Filmde sadece aşk yok diyebilirim. Sevişilen kadınlar var, seven ve acı çeken kadınlar! Onlar da zaten arka plandalar. Bu yüzden bir puanını kırıyorum!
Yönetmen : Lee Sang-il
Senaryo : Satoko Okudera, Shûichi Yoshida
Görüntü Yönetmeni : Sofian El Fani
Müzik : Marihiko Hara
Oyuncular : Ryo Yoshizawa, Ryusei Yokohama, Soya Kurokawa, Keitatsu Koshiyama, Nana Mori, Min Tanaka, Ken Watanabe
Japonya / Dram / 174 Dk.









