Önce Kadınlar / Ladies First
Empatik Tersine Dönüşler
Başrollerini Sacha Baron Cohen ve Rosamund Pike paylaştığı “Önce Kadınlar” filmi Guinness firmasında genel müdür olarak seçilecek kişinin erkek mi kadın mı olması gerektiğine empati kurarak çifte bir bakış açısı sunuyor. Günümüzde işyerlerindeki kadınların gücü yadsınamaz olsa da hala erkek hegemonyasının hakim olduğu gerçeğinden yola çıkan film erkeklere “empati kurun” çağrısını hicivle yapıyor ve ortaya komik görüntüler çıkıyor….
Guinness ile ilgili bu yıl sık sık film ve diziler yapılıyor. 2025 Eylül ayında Netflix’te “House of Guinness” (Guinness Hanedanı) adlı güzel bir dizi gösterime girmişti, eleştirisini yazmış ve beş üzerinden dört puan vermiştim. “Önce Kadınlar” filmi de doğrudan Guinness’leri anlatmıyor ama hikaye o şirketin içinde geçiyor. Bu yıl izlediğim ikinci ilgili yapım olunca yapay zekaya firmanın kar zarar durumunu sordum bana verdiği cevabı direkt aktarıyorum buraya : Guinness aslında tek başına bağımsız bir şirket değil; Diageo bünyesinde yer alan dünyanın en büyük içki markalarından biri. Yani Guinness’in finansal durumu, büyük ölçüde Diageo’nun genel bilançosu içinde değerlendiriliyor. 2025 mali yılında Diageo’nun toplam satış geliri yaklaşık 20,2 milyar dolar oldu. Ancak şirketin faaliyet kârı ciddi biçimde düştü. Faaliyet kârı yaklaşık %28 gerileyerek 4,3 milyar dolara indi; net kâr ise yaklaşık %39 düşüşle 2,5 milyar dolar seviyesine geriledi.” Tahminimde haklı çıktığımı gördüm. Bu arada Guinness’in alkolsüz birası da piyasaya sürülmüş…
Filmin ilk anda bana düşündürdükleri kapitalizm günah mı çıkarıyor, sorusu oldu. Düşünsenize film “Bilindiği üzere bu dünyada her şeye sahip insanlar en kötüleridir” cümlesiyle başlıyor. Hikaye; hırslı, güçlü, kibirli, kadınları nesne olarak gören kötü karakterli reklamcı Damien Sachs (Sacha Baron Cohen) üzerinden anlatılıyor. Tabii biz bu hikayenin klasik bir şekilde Damiens gibi bir erkeğin karşısında güçlü kadın boyutuyla gideceğini düşünürken durum tersine dönüyor. Erkek kadın rolüne, kadın erkek rolüne giriyor ve erkekler empatiye davet edilerek “Yaptığınız bütün pislikleri kadınlar size yapsaydı kendinizi nasıl hissederdiniz” diye düşünmeye itiyor.
Özetle İş dünyasını cinsiyet ayrımı olmadan ahlaklı ve düşünceli olmaya çağırıyor. Kapitalizm günah mı çıkarıyor derken kastettiğim bu; kapitalizmin vahşiliği dünyayı bitirme noktasına götürüyor, bu noktada sermayaderler de bitecek ya da insanlığı tükettikleri için mallarını pazarlayamayacaklar. Dolayısıyla sınıfa fiziken makyaj yapmak, moralmen ahlak dersi koymak en azından müfredatın ömrünü uzatacaktır; fakat para ve güç olan yerde ahlak olmuyor malesef, örnekler gözümüzün önünde…
Kadın Düşmanı Bir Erkeğin Anaerkil döneme uyanması
Guinness firmasına genel müdür olma hayali kuran ve firmanın reklam departmanında yetkili olan Damien, Guinnness’in kadın piyasa payını artırma amacıyla kadın kreatif talebi üzerine Atlas ajansın başına kendi departmanında çalışan, çok da tanımadığı ama danışmanının önermesiyle orta yaşlı çalışkan Alexandra Fox (Rosamund Pike) reklam firmasına kreatif direktör olarak atar. Ancak yapılan ortak toplantıda Damien onu insan yerine bile koymaz, fikirlerini dinlemez. Erkek çoğunluklu toplantıda alexandra’yı küçümserler, alay ederler ve dışlarlar. Alex bu durumu kabullenmez, firmaya sırf vitrin mankeni olarak alındığını fark edince istifa eder, onun bu kadar ileri gidebileceğini tahmin edemeyen kibirli Damien, Alex’i geri dönmeye ikna etmek için peşinden gider, yolda tartışırlarken Alex Damien’e empati yapması gerektiğini söyler ve tam da bu anda Damien orada geçmekte olan alımlı bir kadına bakarken kafasını direğe çarpar ve bambaşka bir dünyaya uyanır. İlkel toplumdaki anaerkil dönemiyle kapitalist toplumun erkeğini birleştiren bir dünyadır bu. Ama roller değişmiştir bugünün kapitalist toplumunun erkeği kadın rolündedir…
Bizde şaşırtıcı bir durum olduğunda “Ne o, kafanı bir yere mi çarptın” deriz ya tam da bu işte. Metafor yerli yerinde oturmuş. Diğer beğendiğim metafor ise yürüyen merdivenler üzerinde Alex yukarı çıkarken Damien’in aşağı inmesi ve kesiştikleri nokta sahnesi. Film afişi zaten bu görseli taşıyor…
Filmde işçi sınıfını temsil eden temizlikçi kadın var, çok az yer verilmiş ama Damien’in zaman zaman yoluna çıkan kısa boylu bu kadın Damien’in geçişine engel oluyor. Damien işçi sınıfını da küçümsüyor ve “Bu boyla yolu nasıl engel kapatıyorsun” diyor. “Ben de bilmiyorum, gizemli bir durum” cevabını alıyor. Bu replik de kendi çapında güzel bir metafordu ama durum gizemli falan değil, bu gidişatı kapitalizmin kendine ayar verip düzeltmesi ile değil emekçi sınıfların kaliteli birlikteliği ve mücadelesi durdurabilir…
Bu arada Anaerkil dönemin kapitalist erkek figürünün yerinde olmak ister miydim sorusunu cevaplayayım. Ne kadar özgürlük alanım geniş olursa olsun o durumda olmak istemezdim. Çok itici ve çirkin. Aynı davranışları erkek de yapsa kadın da yapsa oldukça itici duruyor. Bütün mesele insan olabilmekte…
Oyuncular çok iyiydi. Rosamund Pike “ I Care a Lot” filminde dolandırıcı bir karakteri canlandırmıştı. Güçlü ama kötü kadın imajını çok iyi oynamıştı. Neyse ki bu filmde iyi karakterli…
Thea Sharrock’un yönetmenliğini yaptığı film sinema tadını hissettirmiyor modern ortamlar zaten sinematografik açıdan derinlik sağlayamıyor. Diğer taraftan senaryo yer yer sivri olması gereken eleştirilerini güvenli alanda bırakıyor. Bu yüzden Önce Kadınlar, sistem eleştirisini tamamen radikalleştiren bir film değil; daha çok popüler kültür içinde tartışma açmayı hedefleyen, parlak ama kontrollü bir hiciv…
Evet filmin finalinde Alex’in Guinness için bulduğu söz reklamı var: “Aşk zaman alır ama değer.” Filmde aşk derecesinde olmasa da cinsiyet yüzleştirmesi yaptığı için izlenmeye değer bence…
Yönetmen : Thea Sharrock
Senaryo : Natalie Krinsky, Cinco Paul, Katie Silberman
Görüntü Yönetmeni : Haris Zambarloukos
Kurgu : Mark Everson
Müzik : Atli Örvarsson
Oyuncular : Sacha Baron Cohen, Rosamund Pike, Richard E. Grant, Emily Mortimer, Charles Dance, Fiona Shaw, Tom Davis, Weruche Ophia
İngiltere / Komedi / 90 Dk.











