Backrooms
ÇOK KATMANLI BİR FİLM VAR KARŞINIZDA, HAFIZANIZI DİRİ TUTUN!
Başta söyleyeyim. “Backrooms” kesinlikle bir popcorn filmi değil… Bana göre bir kere izlenip geçilecek bir filmde değil. Bana göre bir kere izlenip geçilecek bir filmde değil. Birkaç kere izlerseniz de travma sonrası stres bozukluğu tehlikesi artar. Hafızamız filmin detaylarında o kadar kalıyor ki, pür dikkat izlememe rağmen korku, gerilim, tedirginlik, rahatsızlık türünden duygular eğlenmeye fırsat tanımıyor. Yapımcı kadrosunda James Wan‘da olunca, – ki kendisine korkunun Nolan‘ı ismini takmışlar- sinemada çığır açabilecek bir yapımla karşı karşıya olduğumuza eminiz.
İnternet dahisi Kane Parsons imzalı “Backrooms” vizyonda. Bu tuhaf film hakkında bugüne kadar yazı yazmak konusunda ambargo vardı. Esasen, sinemada bize tatlı tatlı ricada bulunan ve filmin ambargo tarihinden önce hakkında paylaşım yapılmamasını öneren şirin projeksiyonist kız hafızanızı sonuna kadar diri tutun diye uyarsa iyi olurdu. “Backrooms” çok katmanlı bir film olduğu için her an karşılaşılacak bir detay, hikayeye yeni bir anlam yüklüyor…
Başta söyleyeyim. “Backrooms” kesinlikle bir popcorn filmi değil… Bana göre bir kere izlenip geçilecek bir filmde değil. Birkaç kere izlerseniz de travma sonrası stres bozukluğu tehlikesi artar tabii. Klostrofobiniz varsa hiç tavsiye etmem. Sarı sarı odalardan geçirip, yanıp sönen floresan lambalarınin, eski duvardan duvara halılaların atmosferi geçilen aşılan sonsuz tekrar içinde yolunuzu kaybedip tekinsizliklerin ortasına düşürecek sizi… Bu yolculukta anlam yüklemek zorunda olduğunuz pek çok obje, varlık size eşlik ederken, zindan koşusunda pür dikkat kesileceksiniz.
Yanlış yerlerde gerçeklikten kopmayın değme korku filmlerinden daha beter kendinizi arka odalarda hatta en yırtıcı kanyonlardan daha derin apartman boşluklarında bulursunuz vesselam. Kaybolursunuz, hem de öyle bir kayboluş ki… Bırakın başkasının bulmasını siz kendinizi bulabilir misiniz bilemem. Duvarları tavanı eski tip kare fayanslarla kaplı, loşluklarda korkunun ecele faydası olmuyor. Dünyanın geri dönüştürülmüş parçaları ürkütücü biçimde karşılıyor seyirciyi. Ben hayatın bir similasyonu gibi gördüğüm filmde yanlış yapıp, vicdan azabı çekerseniz bir şeyler sizi alıp götürebilir gibi bir duyguya kapıldım… Tam bu noktada Kane Parsons‘dan bir uyarı : “Olan bitene ilahi bir anlam yüklemeyin”.
20 yaşında Youtube dehası genç yönetmen Kane Parsons, Backrooms un en başındaki görüntülerde seyircileri selamlarken bu çocuğun her şeyi evinin bir odasında bir masa ve diz üstü bilgisayarıyla başlatmış olduğunu ve bu sırada yalnızca 13 yaşında olduğunu bilmekte fayda var. ’’kendini Youtuber’ mı, yönetmen mi görüyorsun sorusuna “ikisi de aynı şey” yanıtını veren Kane Parsons filmin doğası gereği oyuncu olarak değil belki ama yönetmen kimliğiyle “Backrooms” pazarlamasında genç yaşı ve öncesinde youtube kanalıyla oluşturduğu altı yedi senelik kısa film alt yapısı nedeniyle filmin görünmez başrolünde gibi… Ortamda fikri mülkiyetin elinden alınıp, hiçbir şey bilmeyen bir yazarın eline verildiğine şahit olmuş olmalı ki, menejeri avukatı derken işi sağlama almış…
Parsons‘a gelen eleştiriler arasında, bu işlerin modası geçer, unutulur diyenler olsa da büyük çoğunluk tam desteğini ve ilgisini esirgemiyor… Çünki bu çocuk neredeyse ortasından çatlayacak kadar emek vermiş “Backrooms“un yaratım sürecinde… Hitap ettiği kitle kendisinin de içinde olduğu kitle olunca, bizim çocukları neden maincraftlarının başından kaldırdık, çocuklara ve kendimize işkence yaptık diye düşünmeden edemedim. Kane ve yaşıtları osmasis yoluyla öğrenmeye ve keşfetmeye çok açık oluyor… Bilgisayar oyunları zalim yönü çok olsa da bilgiyi bilinçsiz şekilde kapmalarına da katkıda bulunuyor. Düşünsenize 2020’de 14 yaşında bir çocuk, pandemide zoom derslerine katılırken kendi kendine Blender kullanmaya başlıyor. Portal, Half-Life oyunlarının hayranı, hatta bu oyunlar için fan art yapıyor. Attack on Titan‘la ilgileniyor… 1930 – 1940’lardaki savaş filmlerinden alınmış buluntu görüntüler tarzına uyarlarken, bu dünyaya ait gerçekten korkutucu otantik bir canlı çekim görüntüsü elde etmeye çabalalıyor. İlk videosu 10 milyon izlenme alıyor kanalının abone sayısı 200 binlere ulaşıyor. O sarı oda düşüncesi nerden doğmuş derseniz, bir gün 4chan’da loş, sarı bir yerin fotografı anonim olarak Parsons’un karşısına çıkınca işaret fişeği atılmış oluyor. Erken yaşta yazılımlarla haşır neşir olmak sünger gibi öğrenme faaliyetini hızlandırıyor.
Ama benim yaş grubu şöyle seslenir herhalde : “Sevgili oğlum Kane, filmin konusu orta yaşa hitap ediyor. Üstelik 90 ların havasında geçiyor ama o kadar çok detayda takılıyoruz ki, ana konu takibinde ciddi sınavdan geçiriyorsun bizi… “
Hafızamız filmin detaylarında o kadar kalıyor ki, pür dikkat izlememe rağmen korku, gerilim, tedirginlik, rahatsızlık türünden duygular eğlenmeye fırsat tanımıyor. Yapımcı kadrosunda James Wan‘da olunca, – ki kendisine korkunun Nolan‘ı ismini takmışlar- sinemada çığır açabilecek bir yapımla karşı karşıya olduğumuza eminiz.
“Backrooms” varoluşsal gerilim türünde olunca, kendinizden bile şüpheye düşmeniz anlamına geliyor demektir… Üstelik maruz kaldığınız sarı odalar, koridorlar, öyle birbirine masum kapılardan geçitlerden açılmıyor.. Sadece sonsuz tekrarı bile ürpertici iken nerden çıktığı belli olmayan bir şeyler, sizi yok edebilir…Ve bütün bunlar ya beynimizin arka odalarında olup bitiyorsa… Çok ürkütücü… Zaten filmlerden etkilenen biriyim, Kanyon alışveriş merkezinde öğle kalabalığına karışana kadar iyice sersemledim desem yeridir…
Oyuncularının performanslarıyla da güçlü “Backrooms“… Clark rolünde Akademi ödül adaylığı, Bafta ve Olivier ödüllü “Enduring love, Children of Man, Steve Mc Quenn”in yönetmenliğini yaptığı “12 yıllık kölelik” gibi filmlerde heyecan verici oyunculuğuyla bilinen Chiwetel Ejiofor, Backrooms evrenine no-clip yöntemiyle tesadüfen giriş yapınca, onun depresif halleri, karısıyla ayrılık hikayesi, alkol problemleri, başarısız iş hayatı hakkında akıl almaz kodlarla karşılaşıyoruz… Karısından ayrılan bu başarısız ‘kendi deyimiyle mimar’ satıcının ve iflasın eşiğindeki mobilya magazasında yapayalnız geçen zamanları gerçeklikten kopmaya ciddi zemin hazırlıyor. Gerçeklikten kopunca da başınıza ne geleceğini bilemezsiniz. Çünki yaşadığınız her şey geçmişle ilgili.
Evrene derdini döktüğü ama dertlerle boğuşan kusurlu olan sisteme aşırı bağımlı psikiyatrist Mary Kline (Renate Reinsve) de katılacaktır bir süre sonra… O arka odalarda ne yaşandı sormayın bile … Asıl dehşet o zaman başlıyor. Mark Duplass, Finn Bennet, Lukita Maxwell‘de “Backrooms“a hayat veren güçlü oyuncular… Düşünsenize 20 yaşındaki Youtuber çocuk Oscar adayı oyuncularla böyle creepypastadan hareketle böyle bir iş çıkarıyor.. Sadece bu merak bile seyirciyi cezbeder. Filmin müzikleri de yönetmenin kamera hakimiyeti, bakış açısı kadar dikkat çekici. Piyano çalmayı bile bilmeyen ama her gün doğaçlama müzik çalışmaları yapan Parsons, “Backrooms“da sentetik akor pedleri, perde bükmeleri, valhalla yankıları ile görselliğe büyük destek sağlamış..
Film Vancouver’de inşa edilen 30 bin metrekarelik kapalı alanda çekilmiş. Hayal edebiliyor musunuz çekim ekibi de gerçekten arka odalarda kaybolmuş olabilir.
Yönetmen bundan sonra anlaşılan o ki herhangibir şeyi, klasik korkutma argümanlarına ihtiyaç duymadan kolayca korkuya yönlendirebilecek vizyona, sahip görünüyor..
Kameranın arkasında olduğunuzu hissederek bir süreliğine rüyada dolaşıyormuş hissi yaşayarak tuhaf bir şeyler izlemek için “Backrooms” tercih edilebilir.
Bakalım beyazperde, çevrimiçi dünyadan önümüzdeki dönemlerde kaç yönetmen kazanacak?…
Yönetmen : Kane Parsons
Senaryo : Will Soodik, Kane Parsons
Görüntü Yönetmeni : Jeremy Cox
Kurgu : Greg Ng
Müzik : Kane Parsons, Edo Van Breemen
Oyuncular : Chiwetel Ejiofor, Renate Reinsve, Mark Duplass, Finn Bennett, Lukita Maxwell, Avan Jogia
ABD / Bilimkurgu-Gerilim-Korku / 105 Dk.











