Gece Vardiyası / Late Shift / Heldin
SAĞLIK SEKTÖRÜNE SAYGI DURUŞU
Petra B. Volpe’nin “GECE VARDİYASI” İsviçre’nin Oscar adayı
Film Basel’in bir hastanesinin gündelik rutini içinde özverili, çalışkan bir hemşirenin bir günlük mesaisinde yaşadıklarını anlatıyor. Sadece 2 hemşire ve 1 stajyerin çalıştığı serviste herkesi memnun etmeye çalışan tecrübeli hemşirenin koşuşmasını izlemekten yorgun düşüyoruz. Bu rolü canlandıran Alman aktris Leonie Benesch’in performansı olağanüstü.
Senaryosunu yönetmen Petra Biondina Volpe tarafından, mesleği hemşirelik olan Madeline Carvelage’in “Mesleğimiz Sorun Değil, Koşullar Sorun” adlı otobiyografik kitabından uyarlanan “Gece Vardiyası / Heldin” bir psikolojik hastane draması. Film, İsviçrenin en zengin şehri Basel’in bir hastanesinin onkoloji servisindeki günlük rutini içinde, bir gece hemşiresinin bir günlük mesaisinde yaşadıklarını anlatıyor. Belgesel tadında bir film olan “Gece Vardiyası” hızlı, hatta nefes kesici, akıcı temposuyla, başroldeki Leonie Benesch’in olağanüstü performansıyla, büyüleyici, övgüyü hak eden bir film. Film Floria Lind’in (Leonie Beresch) hastaneye otobüsle varışından sonra, sadece 2 hemşire ve bir stajyerin çalıştığı serviste yatan hastalar aradındaki koşuşturmasına odaklanıyor. Bütün odaları dolaşıp hastalara verilmesi gereken ilaçları götürmek, onların dertlerini, şikayetlerini dinlemek, çözüm üretmek, hasta yakınlarının çoğu zaman baskıları, hatta hakaretleriyle baş etmek, ilgili doktorlarla temas kurmak, herkesi memnun etmek hemşirenin görevleri arasındadır.
HEMŞİRENİN ZAMANA KARŞI YARIŞI
Filmin kapanış jenerik yazılarından, Dünya Sağlık Örgütünün 4 yıl sonra İsviçre’de 30 bin hemşire açığı olacağını, yaşanacak küresel hemşire kriziyle dünyada 13 milyon hemşire açığı olacağını okuyoruz. Bir hastanenin yönetim kurulunda 33 yıllık bir üyesi olarak, deneyiminden, yaşadıklarımdan son yıllarda ülkemizde hemşire eksikliğinin hastanelerin en önemli sorunlarından biri olduğunu söyleyebilirim. Sağlık sektörü emekçilerinin değerini bilmeyen, empati yoksunu hasta ve hasta yakınlarının ağır iş yükü altında ezilen sağlık görevlilerinin emeklerine saygı duymamaları kabul edilemez. Filmin 92 dakikalık süresinde ekrandan eksik olmayan Floria’yı gölge gibi kovalayan omuz kamerası, hiç düşmeyen temposu, ağır dramatik atmosferi izleyiciyi soluksuz bırakıyor. Ben kendi hesabıma binbir türlü sorunla boğuşan Fliora’yı izlerken yorgun, hatta bitkin düştüm.
Kariyerinde sadece 4 uzun metrajlı film yönetmesine rağmen Petra Biondina Volpe’ye, temposu hiç düşmeyen dinamik ve mükemmel mizanseniyle, ele aldığı ciddi temaları işlemedeki becerisiyle, oyuncu yönetmedeki başarısıyla hayran kaldım. Mesaisinde sürekli bir koşuşturma içinde izlediğimiz Floria’nın insani tepkileri çok gerçek hissediliyor. Yönetmen Petra Biondina Volpe Floria’nın yaşadığı stresi daha da görünür kılmada çok başarılı. Genç hemşire özverili, çalışkan, tutkulu, hümanist, fedakar, şefkatli, vicdanlı, sabırlı, iletişimi güçlü, toleranslı, tecrübeli bir sağlık çalışanıdır. Ancak çıkan aksilikler, bencil hastaların haksız ithamları, yetersiz kadro yüzünden yardım alamamanın sancısı Floria’da fiziksel yorgunluktan başka duygusal bir yıpranmaya da yol açar. Floria’nın her hareketi mükemmeldir, stresli durumlarda bile hastaları için her zaman açık bir kulağı vardır. Ancak, günlük hayatın genellikle öngörülemeyen sert gerçekliliği içinde, işler farklı görülür.
Tüm koşuşturmaya rağmen, Floria ağır hasta bir anneye ve teşhisini acilen bekleyen yaşlı bir adama aynı özenle ve rutin bir şekilde bakar. Ama her yere yetişememekten kaynaklanan ölümcül bir hata yapar, bu onu çöküşün eşiğine getirir. Sinir bozucu bir zamana karşı yarış başlar. Filmi izlerken, İsviçre gibi dünyanın en müreffeh ülkelerin birinde, personel ve kaynak yetersizliği nedeniyle özel bir hastanede yaşanan kaosa şaşırıyorsunuz.
Hastanenin günlük rutini içinde, gelen telefonlara cevap verirken her yere yetişmekte zorlanan şefkatli Floria’nın tükenmişliğini, bir hastanın ölümünde pay sahibi olmanın vicdan azabını film izleyiciye geçiriyor. Ancak romanın yazarı Madeline Calvelage son derece insancıl ve iyimser finalde bulduğu formülle meslektaşı hemşireleri kucaklamayı biliyor. Bu formül ile, ölümcül bir hastalığa yakalandığını ailesine açıklamayan, ancak bitmez tükenmez talepleriyle hastane personelini aşağılamaktan zevk alan bencil milyarder bir hastanın kayıp 40 bin euro’luk saati üzerinden, izleyicinin yüzü ilk kez yüzünü gülüyor.
HÜMANİST, ŞEFKATLİ BİR HEMŞİRE
Petra Biondina Volpe’nin tempolu, aksiyon tadında hastane draması, görünüşte bize sadece başkahramanının profesyonel kişiliğini gösteriyor, ancak kendisi de bakıma ihtiyaç duyan kusurlu bir insanı ortaya çıkarıyor. Film, duygusal bir baskı altında bunalan emektar hastane çalışanlarının, insan ruhuna dokunan, içini acıtan koşuşmasına odaklanıyor. Nefes kesen zamana karşı bir yarışa dönüşen filmde, izleyici Floria ‘nın gergin dünyasına çekilir; hastane ortamında dikkat ve dayanıklılık adeta bir teste tabi tutulur. Feminist bir yönetmen olan Petra Biondina Volpe’nin bu son filmi, uyarlandığı romanın kahramanı, yönetmeni, senaryo yazarı, görüntü yönetmeni, bestekarı ve baş karakteriyle bir kadın filmi. Dünya prömiyerini 2025 Berlin Film Festivali’nde yapan “Gece Vardiyası” bu yıl Oscar yarışında İsviçre’yi temsil edecek. İsviçre- İtalyan kökenli Volpe 1970 yılında isviçre’nin Suhr kentinde doğdu. Film eğitimini Almanya’nın Konrad Wolf Akademisinde tamamladı. İlk uzun metrajlı filmi “Rüyalar Ülkesi” (2007) idi. Önemli filmi “The Divine Order” (2017) gişe rekorları kırdı, Oscar’da İsviçre adayı seçildi. Ayrıca dünya çapında en başarılı İsviçre filmi olan “Heidi”nin (2015) senaryosunu yazdı. Son filmi “Gece Vardiyası” İsviçrede 4 hafta boyunca en çok hasılat getiren film oldu. Volpe New York ve Berlin’de yaşıyor.
Oyuncu kadrosuna gelince, Floria’yı canlandıran 1991 Hamburg doğumlu Alman aktris Leonie Benesch’i Michael Haneke’nin Altın Palmiye Ödüllü “Beyaz Bant / Das Weibe Band” (2009) filminden tanıyoruz. Benesch kariyerinin en başarılı performansını (son Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı Ödülü kazanan) Türk yönetmen İlker Çatak’ın “Öğretmenler Odası / Das Lehrerzimmer” (2015) filminde mücadeleci eğitimci rolünde çıkarmıştı. Benesch “5 Eylül / September 5” (2024) filminde soğukkanlı bir çevirmen rolünü oynamıştı. Film, 1972 Münih Yaz Olimpiyatlarında, Amerikalı bir spor yayın ekibinin, İsrailli sporcuların bir terörist grup tarafından rehin alınmasını canlı yayında gerçekleştirmesini anlatıyor. “Gece Vardiyası”ndaki rolüne hazırlanmak için Leonie Benesch bir hastanede staj yaptığı biliniyor. Filmde gündüz vardiyasını Floria’ya devreden doktor Akın, ölen kanser hastası anne ve 3 oğlu gibi Türk karakterleri, jenerikten isimlerinin Alireza Bayram, Onur Kurtulmuş, Ali Kandaş, Ayhan Şahin gibi Türk oyuncuların canlandırdığını okuyoruz.
Yönetmen / Senaryo : Petra Biondina Volpe
Görüntü Yönetmeni : Judith Kaufmann
Kurgu : Hansjörg Weißbrich
Müzik : Emilie Levienaise-Farrouch
Oyuncular : Leonie Benesch, Sonja Riesen, Alireza Bayram, Selma Jamal Aldin, Rıdvan Murati, Ali Kandaş, Onur Kurtulmuş, Ayhan Şahin, Lale Yavaş
İsviçre-Almanya / Dram-Gerilim / 92 Dk.










