Sevilen Kişi / El Ser Querido
ZEHİRLİ BİR BABA-KIZ İLİŞKİSİ
Rodrigo Sorogoyen “SEVİLEN KİŞİ”de bizi sinema setlerine götürüyor.
“Sentimental Value” ile akrabalıklar taşıyan konusuyla, ünlü bir yönetmenin 13 yıl önce terkettiği kızıyla buluşmasını izliyoruz. Halının altına süpürülen ihtilaflar, geçmişten gelen çözülmemiş çatışmalar, bir film çekimi projesiyle su yüzüne çıkar. Film Sorogoyen’in sinema sanatı ve aile ilişkileri üzerindeki düşüncelerine odaklanıyor.
Televizyon dizilerindeki başarılarından sonra 3. uzun metrajlı filmi “Canavarlar / As Bestas” (2022) ile uluslararası üne kavuşan genç İspanyol yönetmen Rodrigo Sorogoyen (45), son filmi “Sevilen Kişi / El Ser Querido” Cannes ana yarışmasının en iddialı ve başarılı filmlerinden biriydi. Filmin merkezinde ünlü bir yönetmen ve arasının açık olduğu, oyunculuk kariyerinde zorluklar yaşayan kızı var. Yıllardır süren küskünlüğün ardından aralarındaki gergin ilişki ve geçmişten gelen çözülmemiş çatışmalarla yüzleşirken, baba-kız bir film projesi üzerinde çalışırlar. Her ikisinin de doğrudan ele almak istemedikleri gergin ilişkileri ve çözülmemiş ihtilaflarıyla yüzleşmeleri gerekir. Geçmişin ağırlığı aralarındaki kapanmayan yaraların yeniden açmakla tehdit ediyordur. İlgi çekici bir film içinde film konseptinindeki karmaşık kurgu şekli de, Rodrigo Sorogoyen sinemasına yakışan klostrofobik ve tekinsiz havayı sunacak potansiyelde. Karakterlerini derinlemesine inceleyen, yönetmenin İsabel Pena ile yazdığı senaryo ile yine son derece ilginç bir film izliyoruz.
FİLM İÇİNDE FİLM KONSEPTİ
Sorogoyen’in bir önceki filmi “Canavarlar / As Bestias”daki senaryo yazılımı ortağı İsabel Pena ile birlikteliğini sürdürdüğünü görüyoruz. Bu ikili, cinsel şiddetin film ekiplerinin çalışma koşullaerını derinden değiştirdiği için, bunu önlemek için özel eğitim veriyorlar. Sorogoyen film içinde film konseptiyle, bizleri sinema dünyasının kulislerine götürüyor, setlerde yaşananları, ihtilafları, kıskançlıkları, krizleri gözlere seriyor. Filmin konusu 2025 yılının en iyi iki filminden biri olan, Joachim Trier başyapıtı “Manevi Değer / Sentimental Value” ile akrabalılar taşıyor. Her iki filmin merkezinde uzaklara gitmiş, ailesiyle ilgisini kesmiş iki ünlü sinema yönetmeni var. Küçük bir farkla, “Manevi Değer”de babalarına küsen iki, “Sevilen Kişi”de ise bir kız var. Her iki filmde de yönetmen baba film projesi için başrolü kızına teklif ediyor. Norveç filmi 2025’in En İyi Uluslararası Film Oscar Ödülü, Cannes Film Festivali Jüri Büyük Ödülü dahil 70’i aşkın ödül kazanmıştı.
Rodrigo Sarogoyen bu son filminde sinema sanatı ve aile ilişkileri üzerindeki düşüncelerine odaklanıyor. Madridli yönetmen hem baş döndürücü hem de samimi bir film yapmış; yapım aşamasındaki sinemaya duyulan aşkın bir ilanı, zehirli bir baba-kız ilişkisinin otopsisi ve yaratrıcıların gücüne dair rahatsız edici tespitler. Joachim Trier’in “Sentimental Value”sünü anımsatan çıkış noktasıyla, filmde her şeye gücü yeten ünlü bir yönetmen, 13 yıllık bir sessisizliğin ardından kızına filminin baş rolünü teklif etmek için onu bulur. Esteban (Javier Bardem) kızı Emilia’ya (Victoria Luengo) sahra Çölünde çekilecek “Çöl” adlı dönem filminde oynaması için teklif yapar. Kızı, “bana kıyak yaptığını ima ederler” diyerek düşüneceğini söyler. Aslında, babasının halının altına süpürdüğü geçmişi için, kendisini babasız bıraktığı için kızgındır. Sıkıntılı atmosferde baba müdafaya geçer. Bir sonraki sahnede filmin çekimlerinin başladığını ve Emilia’nın oynamayı kabul ettiğini görürüz. Filmin konusu 1930’lardaki bir İspanyol kolonisinde germektedir, erkek oyuncuların tümü çok ünlüdür.
Sette herkes Emilia’ya iyi davranmaktadır. Çekimler sırasında baba-kız arasındaki buzlar erir. Emilia babasında ilk görüşmelerinde gösterdiği tepki için özür diler. Emilia’nın annesinin de oyuncu olduğunu, ancak Esteban tarafından terkedilince işi bıraktığını öğreniriz. Esteban’ın yeni (genç) karısı Alice 2 çocuğuyla sete gelir ve Emilia’ya iyi davranır. Esteban kızını çok alkol tükettiği için azarlar. Emilia “ben burada sadece oyuncu olarak bulunmak istiyorum. Kişisel tenkitler yapmasan iyi olur” diye tepki koyar. Birkaç kez tekrarlanan bir yemek sahnesinde, Esteban rollerine yoğunlaşamayan oyuncuları azarlar. Kamerayı titretmekler eleştirdiği kadın görüntü yönetmeni işi bırakır. Filmin tamamlanmasına 2 hafta kala seti terkeden görüntü yönetmeni yüzünden 70 kişilik film ekibi zor durumda kalır. Becerikli Fransız casting sorumlusu (Marina Fois) hemen yani bir kameraman bulunca filmin çekimleri tamamlanır.
Sorogoyen – Pena senarist ikilisi karakter tahlillerinde çok başarılı. Ünü İspanya’yı aşıp Hollywood’ta çalışmayı sürdiren 2 Oscar Ödülü sahibi Esteban Martinez yetenekli, kaprisli, sert ama insan ilişkilerinde iyi olmayan bir sanatçı. 9 yaşında babası tarafından terkedilen, annesiyle çok iyi ilişkileri olan, baba sevgisi tadmadan büyüyen, sinema oyuncusu olan Emilia yaralı bir karakter. Babasına “bana verdiğin zararın farkında mısın ?” diye sorar. Gerilimi adım adım inşa eden tarzını ve sarsıcı anlatıcılığını sevdiğimiz Sorogoyen bu kez uluslararası statüye sahip Javier Bardem ile işbirliği yapıyor. Film, saygın ve ünlü yönetmen Esteban Martinez ile kariyeri pek parlak olmayan kızı Emilia arasındaki çatışmalı ilişkiye odaklanıyor. Yıllarca süren uzaklığın ardından baba-kız, Fuenteventura’da çekilen ve 1930’ların Batı Sahrasında geçen “Çöl / Desierto” adlı filmin setinde bir araya geliyor.
KLOSTROFOBİK VE TEKİNSİZ ATMOSFER
Film gücünü Sorogoyen’in ustalıklı mizanseninin ötesinde, ana temasını asla gözden uzak tutmamasındadır: sinema, hem yüce bir sığınak hem de zehirli bir makine olarak, hem onarıcı hem yıkıcı güçlere sahiptir. Bunu Emilia karakterinin dile getirdiğini görürüz. “Filmin her şeyi düzelttiğini iddia edemeyiz.” Sorogoyen filminde her türlü formatı kullanıyor : görüntü dokusunu değiştiriyor, siyah-beyazdan göz kamaştırıcı renklere geçiyor. Senaryo Esteban Martinez karakterini, hem putlaştırılan hem de nefret edilen bir yönetmen, sistematik bir canavar, sevme yeteneği olmayan bir adam olarak çiziyor. Javier Bardem’in yeteneğiyle onun vahşiliğini ve kırılganlığını aynı bakışta bir arada yansıtan performansı başarılı. Karşısında oynayan Victoria Luengo müthiş bir keşif. Emilia’nın her sessizliği yıllarca birikmiş bir öfkeyi yansıtıyor. Rodrigo Sorogoyen, Javier Bardem ile Victoria Luengo’nun sete çıkmalarından önce bir araya gelmelerini engellemiş.
Sorogoyen, iki ana karakterinin geçmişleri üzerine onlarla ayrı ayrı çalıştıktan sonra, bir saatten fazla süren gizli kamera çekimleriyle yeniden bir araya gelme sahnelerini kaydetmiş. Montajda bunu sadece 15 dakikasını kullanmış. 4 Oscar adaylığınan birini (İhtiyarlara Yer Yok / No Country For Old Men” ile ödüle çeviren Javier Bardem’in, “Biutiful” ile Cannes Film Festivaki’nde kazanılmış bie En İyi Erkek Oyuncu Ödülü var. İspanyol aktör aynı filmle Altın Küre Ödülü’nü de kazanmıştı. Victoria Luengo 79. Cannes Film Festivali’nde kırmızı halıyı iki kez katetti. Kendisi Pedro Almodovar’ın “Acı Noel / Amarga Navidad”ın da oyuncu kadrosunda yer alıyordu. Palma de Mallorca’da doğan 36 yaşındaki aktris Almodovar’ın Venedik Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan “Yandaki Oda / The Room Next Door”da da yer almıştı. Victoria Luengo, Sorogoyen’in senaryosunu yine İsabel Pena ile birlikte yazdığı TV dizisi “Antidisturbios”un 6 bölümünde oynamıştı. Luenga’nın “Born” filmiyle New York Film Festivali’nde kazanılmış bir En İyi Kadın Oyuncu Ödülü var. “Canavarlar”ın başrol oyuncusu olan Fransız aktris Marina Fois’in bu filmde küçük bir rolü var.
Yazımı son yılların en önemli İspanyol yönetmenlerden biri olarak kabul edilen Rodrigo Sorogoyen ile bitirmek istiyorum. 1981’de Madrid’de dünyaya gelen yönetmen, senaryo yazarı ve yapımcı. Sorogoyen üniversitede tarih eğitimi aldıktan sonra senaryo ve sinema eğitimi görmüştür. Büyükbabası da yönetmen olan Sorogoyen ilk dönem filmlerinden “El Reino” ile 2018’de En İyi Yönetmen ve Senaryo dallarında Goya Ödülü kazandı. Polis şiddeti, siyaset ve etik meseleleri ele alış nedeniyle İspanyol televiyon tarihinin en başarılı yapımlarından biri olarak değerlendirilen “Antidisturbios”tan sonra, kariyerinin ilk başyapıtı “Canavarlar / As Bestas” (2022) ile 9 Goya Ödülü ve En İyi Yabancı Film César Ödülü’nü kazandı. Gerçek olaylardan ilham alan, Fransa kırsalında geçen film, İspanya’da yabancı düşmanlığı, güç ilişkileri ve şiddeti ele alır. Ahlaki açıdan gri karakterler yaratan, belirgin kahraman veya kötü karakterlerden kaçınan Sorogoyen, siyaset, güç, toplumsal kutuplaşma ve insan ilişkilerini gerçekçi biçimde işlemesiyle ünlendi. Seyirciyi sürekli psikolojik baskı altında tutan ritmiyle tanınan genç yönetmen, günümüzde Almodovar’dan sonra uluslararası alanda en çok tanınan İspanyol yönetmenlerden biri olarak görülüyor.
Yönetmen : Rodrigo Sorogoyen
Senaryo : R. Sorogoyen, İsabel Pena
Görüntü Yönetmeni : Alejandro de Pablo
Müzik : Olivier Arson
Kurgu : Alberto del Campo
Oynayanlar : Javier Bardem, Victoria Luengo, Marina Fois, Raul Alevaro, Mourad Ouani, Raul Prieto
İspanya / Dram / 135 Dk.










