Banliyö Çocukları 3 / Banlieusards 3
FRANSA’DAN BİR BANLİYÖ FİLMİ DAHA
4 Mart 2026’da “Banliyö Çocukları”nın üçüncü ve son serisi izleyici ile buluştu. Farklı üç kardeşin hayatını merkeze alan film serisi son bölümü ile didaktik bir yol izleyerek “Şiddetle bir şey elde edemezsiniz, eğer yabancı bir ülkede var olmak istiyorsanız okuyun ve yönetimlerde yer alın” mesajını veriyor. Önümüzdeki hafta (15 Mart) Fransa’da yapılacak olan belediye seçimlerini düşünecek olursak yerinde bir öğüt…
Fransa sineması kenar mahallelerdeki göçmenlerin hayatından beslenmeye devam ediyor. Bu anlatımların içinde başyapıt sayılan çok ödül alan “La Haine” (2021 yılında eleştirisini yazmıştım, merak edenler filmin ismini yazarak Ortakoltuk motorundan arama yapabilirler) 1995 yılında çekilmişti, aradan otuz yıl geçti ve çok şey değişti. 2019 yılında banliyöden bir film daha geldi” “Les Miserables” (Zavallılar ya da Sefiller olarak çevirebiliriz. Bu, Victor Hugo‘nun Sefilleri değil elbette, Hugo o dönem (1862) kendi ülkesinin alt kesimlerini yazmıştı) “Les miserables” epeyce ödül topladı, Cannes Jüri Ödülü, Fransa’nın Oscarı sayılan Cesar, En İyi Avrupa Filmi Goya, Lumieres ödüllerini aldı. Fransız medyası bu iki filmi karşılaştırdı ama Miserables’in yönetmeni Ladj Ly serzenişte bulunarak şöyle dedi “La Haine yirmi küsür yıl önce çekildi o zamandan bu zamana çok şey değişti. Yeni jenerasyon geldi ve doğal olarak hikayeler farklılaştı. Biz bir mahalleden bahsediyoruz”
La Haine’in yönetmeni Mattieu Kassovitz ise iki filmi şöyle karşılaştırdı : “Les Misérables filmi La Haine ‘e göre daha sivri ve özlü.”
Bunun dışında Eylül 2022’de gösterime giren costa Gavras’ın oğlu Romain Gavras’ın ve Ladj Ly’nin yönetmeliklerini yaptıkları “Athena” filmi de bir banliyö filmiydi, o film için de “Göçmen trajedisinin epik anlatımı” diye yazmışım.
Evet ben de fransa’da son iki kuşağa eğitim veren biri olarak çok şeyin değiştiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bunlardan en önemlisi de özellikle Türk göçmenler yavaş yavaş gettolardan ayrılmaya başladılar ve daha konforlu alanlara geçtiler. Ekonomik yapı değişince doğal olarak sosyal yapı da değişiyor. Fransa’dan gelen son banliyö filmi bunu çok iyi anlatıyor…
ÜÇ FARKLI KARDEŞ SEMBOLÜ GÖÇMENLERİN BUGÜNKÜ TOPLUM YAPISINI OLUŞTURUYOR
Film üç seriden oluşuyor, ilk film Ekim 2019, ikinci film Eylül 2023, üçüncü ve son film ise henüz (4 Mart Netflix’te) gösterime girdi. Önce Traore ailesinin bireyleri ile tanışalım :
Demba (Kery James) : Ailenin büyük oğlu, geçmişte suç dünyasına yakın durmuş, hayatını düzene sokmaya çalışan ama geçmişi peşini bırakmayan karakter.
Soulaymaan (Jammeh Diangana) İkinci Traoré kardeş, ailenin en aklı başında olanı, başarılı ve idealist bir avukat, hukuk yoluyla değişim yaratmak istiyor. Noumouké (Bakary Diombera) Üçüncü küçük kardeş. O da kendini müzikle ifade etmeye çalışıyor ancak sokak arkadaşları onu suç piyasasına çekmek istiyor. Müzik ve sokak kültürü arasında sıkışmış, banliyö gençliğinin çıkış arayışını temsil ediyor.
Yani Hikâyede üç kardeş farklı yolları temsil ediyor : biri müzikle yükselmeye çalışan ama sokak etkisinden kurtulamayan bir genç, biri geçmişinin gölgesinden kurtulmaya çalışan bir aile adamı, diğeri ise hukuk ve siyaset aracılığıyla sistem içinde değişim yaratmaya çalışan bir karakterdir. Bu üç yol, filmin temel dramatik çatışmasını oluşturuyor. Film bu yönüyle banliyöden çıkmanın yalnızca bireysel bir irade meselesi olmadığını; sosyal koşulların ve çevrenin de belirleyici olduğunu gösteriyor.
Filmde bir de yabancı kökenli belediye başkanı adayı var, avukat Soulayman da onu yardımcısıdır..
Evet bugünkü Fransız toplumuna baktığımız zaman bu üç kardeşin temsil ettiği değerleri görebilirsiniz. Siyahilerin ve Arap kökenli gençlerin yaptığı rep tarzı müziğe Fransızlar da bayılıyorlar, ben dinlemesem de yaptıkları müzikler oldukça popüler. Öte yandan Türkler de dahil yüksek tahsil yapmaya başladılar. Burada görev yaptığım ilk zamanlarda üniversiteye gidenlerin sayısı çok azdı. (Velilere çocuklarını sonuna kadar okutmaları yönünde çok telkinde bulunuyorduk.) Tabii Demba gibi suç dünyasının özellikle uyuşturucu işlerlerle uğraşanlar da az değil.
Görsel atmosfer de dikkat çekicidir. Film, Paris banliyölerinin gri ve sıkışmış mimarisini dramatik bir fon olarak kullanır. Bu mekânsal estetik, karakterlerin psikolojisiyle paralel ilerler: dar sokaklar, beton bloklar ve gece sahneleri, karakterlerin çıkış arayışını sembolik olarak yansıtır. Bu yönüyle film yalnızca bir suç ya da dram filmi değil, aynı zamanda bir sosyal portre niteliği taşır.
Eleştirilecek kısım ise film bazı noktalarda önceki iki filmin temasını tekrar eder gibi ilerliyor. Dramın kurulma biçimi ve bazı çatışmalar tahmin edilebilir hale gelebiliyor. Bu nedenle film güçlü bir mesaj taşısa da dramatik açıdan zaman zaman klişelere yaklaşıyor…
Sonuç olarak Banliyö Çocukları 3, Fransız banliyö gerçekliğini politik ve insani boyutlarıyla ele alan, yer yer didaktik olsa da etkileyici bir final filmi olarak değerlendirilebilir. Serinin önceki filmlerini izleyenler için karakterlerin kaderini tamamlayan bir kapanış sunuyor; yeni izleyiciler için ise banliyö yaşamının çelişkilerini anlatan sert ama düşündürücü bir toplumsal dramdır.
Yönetmen : Leïla Sy, Kery James
Senaryo : Kery James
Görüntü Yönetmeni : Colin Wandersman
Kurgu : Lila Desiles
Oyuncular : Jammeh Diangana, Kery James, Bakary Diombera, Cherine Ghemri, Joy Ezan, Enzo Bour
Fransa / Dram / 112 Dk.







