Şeytan Marka Giyer 2 / The Devil Wears Prada 2

Şeytan Marka Giyer ama karşısındakine pabucunu ters giydirir!

Moda ve Medya dünyası, 20 yıl aradan sonra ikinci kez David Frankel’in yönetiminde hem eğlendiriyor, hem düşündürüyor. Yazılı basın yok olurken moda dergileri tıklanma sayısına düşmüş. Moda renkli ve parıltılı ama kimse Prada giyemiyor. Herkes birbirinin kuyusunu kazarken aynı oyuncular aynı yönetmenle dünyayı düşünmeye ve görsel bir şölene çağırıyor!

OrtaKoltuk Puanı:

 

Merakla beklenen film, “Şeytan Marka Giyer 2’nin ilk sahnelerinde birden kendimi görür gibi oldum; bir grup gazeteci öğle yemeği için buluştukları kafede telefonlarına düşen mesajla şok geçirir, çalıştıkları yayın organı kapandığı için hepsi işsiz kalmıştır! Yeni Gündem Dergisi’nde çalışırken yaşamıştık bu şoku; şahane bir ekiple kendimizce şahane bir dergi çıkarıyorduk ama kapakta poposu ya da göğsü açık kadın basmadığımız için satmıyordu! Yazılı basının geçireceği krizin ayak sesleriydi ama o zaman tam farkına varamamıştık!

20 yıl sonra tekrar motor

Gelelim filme: Lauren Weisberger’in “Şeytan Prada giyer” adlı romanından ilki çevrileli 20 yıl olmuş! Miranda rolündeki Merly Streep de yaşlanmış, 20 yılda kim yaşlanmadı ki? Miranda, NewYork’ta çıkan ve moda dünyasının tepesinde kılıç gibi sallanan Runway isimli derginin, aslında Vogue kastediliyor ama, yayın yönetmeni. Merly Streep huysuz ve cadaloz yönetmeni canlandırıyor, hem de ne canlandırmak, 50 yaşındayken çektiği ilk filmden sonra aynı kadını bu kez 70’li yaşlarında çekmek onun için pek de kolay olmamış, özellikle o topuklu pabuçlarla nasıl yürümüş olduklarını unutmuş olacak ki ayakları çok acımış! Onun hırsıyla mı acaba yanında çalışan herkesin kalbini kırıp param parça eden bir karakteri rahatça canlandırıyor?

Diğer oyuncular da aynı

İşin şakası bir yana, filmin hoşluklarından biri 20 yıl önceki ana kadronun tekrar bir araya gelmesi. Acımasız Miranda’yı oynayan Merly Streep’in o zaman canına okuduğu asistanı rolündeki Andy Sachs bu kez çalıştığı dergi battığı ve işten çıkarıldığı için eski iş yerine geri dönüyor ama artık Miranda’nın asistanı değil, yaratıcı haberler editörü olarak! Miranda onu tekrar darlayacak ama sonra ortak sinsilikler çevirecekler. Andy Sachs rolünde Anne Hathaway, fizik olarak sanki daha az değişmiş ama yazar olma hayallerini bir kenara bırakarak moda dünyasının karanlıklarına dalmaya razı olmak zorunda kalacak! Miranda onu kendisine rakip bulduğu için küçük bir ofis ve büyük işler verir. Her konuda da canını yakar, ama en azından ilk filmdeki gibi elinde kahvesiyle Miranda’nın peşinden koşması gerekmez!

Diğerleri de aynı

Filmin diğer bir ana karakteri, derginin görsel ve sanat yönetmeni Niguel rolünde Stanley TucciEmily Blunt da Emily rolünde, ilk kadrodan yeniden rol alan ve sinsiliğini koruyan karakter.

David Frankel’in çektiği film, konusuyla sizi sarmasa bile bir görsel şölen! İlkinde bu kadar yoktu, teknik olanaklar da elvermiyordu hiç kuşkusuz, ama gerek NewYork, gerek Milano Moda Günleri ve Venedik’teki defile ve davetin çekimleri özellikle kadınları büyüleyecektir, tam bir moda ve sanat şöleni! O defilelere katılmış kadar olduk, hele Lady Gaga’nın da elverdiği ve bir şarkılık bir gösteri yaptığı moda defilesi bile filmi zenginleştiriyordu!

Bu kadar tanıtım yeter mi bilemiyorum, çünkü önümüzde hem 20 yıl arayla çekilmiş bir filmin 2. Si var, hem medya ve moda dünyasının ne kadar değiştiği gibi devasa bir konu. Ne dergicilik kalmış, ne kağıda basılı yayınlar! Tirajın yerini tıklama sayısı almış. Sermaye sahipleri artık medya sektörüne para yatırmak istemiyor. Ya özgür basın ne olacak, fikirler nasıl yayılacak? Eleştiriler nasıl yapılacak? Tıpkı günümüzde yaşadığımız gibi, hep sermaye sahiplerinin dediği mi olacak? Babasının ölümünden sonra derginin sahibi olan oğlu, başka alanlara yatırım yapmak isteyecek ve elindekileri devredecek, gazetecilik nasıl yaşayacak?

Ciddi konular da var

Sinema salonunun karanlık atmosferini aydınlatan güzel kadınlar ve şık kıyafetler, aksesuarların parıltısını izlerken zihnimize de bu sorular soruluyor ve yanıtları aranıyor. İki yüzlü insanlar yollarını bulmaya çalışır ve başarılı olurken gerçeği yazmak ve yansıtmak isteyenler hiç mi görülmeyecek? Onların arkasında duran hiç mi kimse olmayacak?

İki saate yakın süren filmin nasıl geçtiğini anlamadım bile, birbirinden şık kadınların kıyafetlerine, defilelerin geçtiği tarihi mekanlara mı bakayım, hangi haberi nasıl ve ne çabayla yapıp yazdıklarını mı izleyeyim, kısaca şunu söyleyeyim: medya sektöründeki herkesin ilgisini çekecektir, bir.  Moda, tekstil, hazır giyim ve lüks perakende  sektöründeki herkesin ilgisini çekecektir iki. Koca koca markaların mağazaları bomboş duruyor, kriz herkesi vuruyor, nasıl bir çıkış yolu bulmalı, herkesin ilgisini çekecektir üç. Yönetmen David Frankel, ilkinin yarattığı kadar ilgi uyandıracak ikinci bir film yapmış. İyi ki sinema var! Eğlendirerek düşündürtmek de onun başarısı… Bir Mayıs gibi bir İşçi ve Emekçi bayramı gününde vizyona giriyor olması da ilginç bir rastlantı.

Yönetmen : David Frankel

Senaryo : Aline Brosh McKenna

Görüntü Yönetmeni : Florian Ballhaus

Kurgu : Andrew Marcus

Müzik : Theodore Shapiro

Oyuncular : Meryl Streep, Anne Hathaway, Emily Blunt, Stanley Tucci, Kenneth Branagh, Simone Ashley, Lucy Liu, Justin Theroux, B.J. Novak, Calep Hearon, Tracie Thoms, Tibor Feldman, Lady Gaga, Rachel Bloom, Pauline Chalamet

ABD / Komedi-Dram / 118 Dk.

 

 

 

 

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz