Calle Málaga

45.İstanbul Film Festivali Başlıyor

Yine çok ilgi çekici filmlerle dolu olan İstanbul Film Festivali 08 Nisan Akşamı “Üç Veda” filminin gösterimiyle açılıyor. Bir Festival öncesi tadımı olarak izlediğim bazı filmleri birkaç gün önceden sizlerle paylaşıyorum.

“Calle Málaga”, çok daha sıcak ve sevimli bir film olacakken sonlara doğru biraz hantallaşan ve sebepsiz yere iki arada bir derede kalan bir film. Tabii ki yine de, her zamanki gibi olağanüstü Carmen Maura’nın her karesindeki varlığı için kesinlikle izlenmeye değer.

OrtaKoltuk Puanı:

 

1980 Tanca doğumlu Faslı film yönetmeni, oyuncu Maryam Touzani yönetmenliğe Fas’ta fuhuşa odaklanan belgeseli “Sous Ma Peau Vieille” ile başlamış. Ülkesinde çok popüler olan bu belgeseli 2015’te “Zin Li Fik / Çok Sevilen” adlı, senaryosunu yazdığı, 1969 doğumlu Faslı-Fransız yönetmen kocası Nabil Ayouch’un yönettiği uzun metraja dönüştürmüş. Başrolünü oynadığı, Ayouch’un onunla birlikte senaryosunu yazarak yönettiği “Razzia”nın ardından ilk uzun metrajlı filmini çekmiş. Yazıp yönettiği, biri anne olan, diğeri ise isteksizce anne olmaya hazırlanan iki kadının nazik ve etkileyici portresi “Adam” (2019) Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilmiş. Senaryosunu eşiyle birlikte yazdığı, 2022 Cannes Film Festivali Belirli Bir Bakış FIPRESCI Ödülünü kazanan ikinci filmi, incelikli gözlemlerle dolu “Le bleu du Caftan / Mavi Kaftan”, eşcinselliğin yasa dışı olduğu ülkesinde eşcinselliği konu alarak bir terzinin cinsel kimliğinin evlilik hayatına yansımasını duyarlı bir dille anlatmış.

Senaryosunu yine Ayouch’la birlikte yazdığı “Calle Málaga”, bu kez Faslı karakterlere değil, İspanya’nın 1930’lardaki faşist Franco yönetiminden Fas’ın kuzeybatısına kaçan ve yıllar içinde gelişip büyüyen İspanyol toplumunun bir bireyine, doğup büyüdüğü Tanca’da yalnız yaşayan 70’lı yaşlarında Maria Angeles’e odaklanıyor.

Maria karakterini kısmen kendi İspanyol büyükannesinden esinlenerek yaratan Touzani, Pedro Almodóvar’in olağanüstü fetiş oyuncusu Carmen Maura‘ya harika bir kişilik yaratma fırsatı veriyor. Mahallesinin sokaklarında dolaşırken, alışveriş yaparken, onu iyi tanıyan ve seven dost canlısı komşularını sımsıcak şekilde selamlarken Maura, Maria’nın büyüdüğü bu şehirdeki sakin ve huzurlu hayatına ne kadar düşkün olduğunu ustaca belli ediyor. Maria’nın İspanya’da yaşayan kızı Clara (Marta Etura) kısa bir ziyaret için geldiğinde annesinden şok edici bir talepte bulunuyor. Kocasından boşanmakta olan, çok ciddi maddi sıkıntılar yaşayan Clara, annesinin 40 yıldır yaşadığı evi satmak ve parasıyla Madrid dışında kendisi ve çocukları için bir ev almak istediğini söylüyor. Babası evi aldığında kızının üzerine yapmış olduğu için bu teklif bir talepten çok bir “oldu bitti”dir.

Madrid’e gelip kendileriyle birlikte yaşama teklifini kesinlikle reddeden Maria’ya kalan tek seçenek, ömrünün geri kalanını onu ücretsiz kabul etmeye hazır bir İspanyol huzur evinde geçirmektir. Carla’nın kararının ardından Maura’nın yüzünde beliren yıkım, dehşet ve öfke giderek kabullenmeye geçiyor ve Maria başı dik ve kararlı bir heykele dönüşüyor. Mobilyalarının satılmasını, Clara’nın onu yaşlılar evine taşımasını çaresizce kabulleniyor. Yani hayatı işkence gibi sıkıcıdır ve Maria sadece dairesini değil, açık hava tezgahlarıyla dolu, genç yaşlı herkesin hayatın tadını çıkardığı mahallesini de özlüyor. Kızı Madrid’e döndükten bir süre sonra iç kapatıcı huzurevinden kaçıyor ve henüz satılmamış olan eski boş evine dönüyor.

Mobilyalarını satın almış olan Antikacı Absalam’ı (Ahmed Boulane) bularak parası tükenene kadar her birini tek tek geri almaya başlıyor. Parasız kaldığında da, geçimini sağlamak için genç bir komşusuyla anlaşıyor ve evinde yemekli futbol izleme partileri düzenliyor. Arada Absalam’la başlayan çekingen romantik ilişki giderek tutkulu bir aşka dönüşüyor ve orta yaşı çoktan geçmiş iki insan gerçekten ateşli anlar yaşıyorlar.

Maria, kimi zaman sert ve soğuk, kimi zaman canlı ve komik, ustaca yaratılmış bir karakter ve 80 yaşına gelmiş olmasına karşın o müthiş karizması ve iri gözlerindeki o ışıl ışıl neşeli parıltı hiç değişmemiş olan Maura yalın, etkileyici ve asla melodramatik olmayan bir yorumla kadının tüm yönlerini teker teker açığa çıkarıyor. Nadiren sert tepki gösteren Maria’nın uzun saçlarını daha kolay bakım için kısaltmakta ısrar eden iki kuaförü sert bir şekilde azarlaması, dayatmalar çok bunaltıcı hale geldiğinde nasıl katılaşabileceğini ustalıkla yansıtıyor. Maria, antikacı Absalam ile bağ kurduğundaysa, Maura hem karakterinin daha yumuşak ve sevecen yönünü gösteriyor hem de yaşadığı yeni hayatının geçici olduğuna dair endişelerini alttan alta hissettiriyor.

Maura ve Boulane’nin performansları sayesinde romantik alt konu, “Calle Málaga” nın en büyüleyici unsuru olarak öne çıkıyor. Ancak diğer alanlarda, Touzani ile eşi ve yapımcısı Ayouch‘un senaryosu bazen ciddi derecede tökezliyor. Çoğunlukla Faslıların yaşadığı bu şehirde, Maria’nın İspanyol bir kadın olarak hayatının nasıl olduğu konusunda pek fikir vermiyor; çok sevdiği mahalle sığ gösteriliyor; mahallelilerin karakterleri ve kişilikleri belirtilmiyor. Çocukluk arkadaşı, sessizlik yemini etmiş rahibe olan Josefena (María Alfonsa Rosso) bile tam olarak şekillenmiş bir kişiden ziyade, Maria’nın duygularını ve iç düşüncelerini dışa vurabileceği bir araçtan ibaret. En yakın arkadaşına Absalam’ın yataktaki performansını anlattığındaki gibi komik anlar olsa da aralarındaki bağın gerçek duygusal boyutu pek de ortaya çıkmıyor.

Kanımca senaryonun en önemli kusuru, anne ile kızının çatışmasında aslında her iki taraf da haklı olduğu hâlde, Touzani ile Ayouch’un açıkça Maria’dan yana tavır koymaları. İkili Maria’nın yerinden olma duygusuna hassas dokunuşlar katıyor, Madrid’e taşınmasıyla kaybedeceği şeyleri, arkadaşlarını, topluluk duygusunu, aidiyet hissini, ölen kocasına ve arkadaşlarına sık sık yaptığı mezar ziyaretlerini görünür kılıyor.

Buna karşın daireyi satmak için çok geçerli nedenleri olan, boşanmanın ardından toparlanmaya çalışan Carla’nın gerçek iç dünyasına nerdeyse hiç yer verilmiyor, onun endişe ve sıkıntılarını pek ciddiye alınmıyor. Sadece kendi acısına bencilce takıldığı, Maria’nın evine olan bağlarını bilerek görmezden geldiği izlenimi bırakılıyor.

Tabii ki İspanyol da olsa çoklukla İspanyolca da konuşsa Maria’nın ülkesi İspanya değil Fas kenti Madrid değil doğup büyüdüğü, öldüğünde gömülmek istediği Tanca ki Maura bunu büyük başarıyla hissettiriyor. Maria’nın bunlardan kopamaması doğal. Ancak Absalam gibi sağlam bir çözüm olasılığı varken işi inada bindirmesi, filmi anne ile kızının gergin ilişkisini anlaşmazlık içinde bırakarak, tatmin edici olmayan beklenmedik ve garip şekilde tatsız bir sona götürüyor

Sonuç olarak “Calle Málaga”, çok daha sıcak ve sevimli bir film olacakken sonlara doğru biraz hantallaşan ve sebepsiz yere iki arada bir derede kalan bir film. Tabii ki yine de, her zamanki gibi olağanüstü Carmen Maura’nın her karesindeki varlığı için kesinlikle izlenmeye değer.

“Calle Málaga” (**1/2)

Carmen Maura (*****)

Yönetmen : Maryam Touzani

Senaryo : Maryam Touzani, Nabil Ayouch

Görüntü Yönetmeni : Virginie Surdej

Kurgu : Teresa Font

Müzik : Freya Arde

Oyuncular : Carmen Maura, Marta Etura, Ahmed Boulane, Maria Alfonsa Rosso, Miguel Garcés, La Imén, Tarik Rmili, Mohamed Naimane, Laila Hotait Salas, Fouad Mnebhi, Sanae Regragui, Mohammed El Aouni

Fransa-İspanya-Fas-Almanya-Belçika / Dramatik Komedi / 116 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz