Oyuncak Hikayesi 5 / Toy Story 5

SEN OYUNCAK OLSAYDIN, NEDEN KORKARDIN?

Her aşamasında özenle revize edilen, güncellenen “Toy Story 5” çok zengin oyuncak ve çocuk kadrosuyla, sinema tarihinde pek çok şeyi değiştiren misyonuyla yeniden izleyicinin karşısında. Her filminde hikaye odaklı hareket eden sinema ile ilgili bölümlerde ders gibi okutulması gerektiğinin altı çizilen, tabiri caizse ‘‘temiz’’ bir animasyon. Senaristlerin ben oyuncak olsaydım, neden korkardım fikrinden hareketle yola çıktığı filmin yönetmenliğine benim için “Kayıp Balık Nemo” ve “Wall- E” ile özdeşleşen Andrew Stanton imza atmış.

OrtaKoltuk Puanı:

 

HER YAŞTAN İZLEYİCİ ÇOK KEYİF ALACAK

Alışkanlık belki, ne zaman sinema salonunda orta koltuk da yerimi alsam kulağım salondan gelen seslere takılır. Yazar kadrolarıyla birlikte izlediğim filmlerde ilk eleştiriler salonda kendini ele verir. Bu kez salon çok keyifli.. Bakıyorum yetişkin ve mutlu insanlar…

Şimdi pixar’ın kült filmlerinden Toy Story‘nin beşincisi ne gerek vardı “Toy Story 5“e diyenler de olacaktır, saygıyla karşılayacağız ama ben de ne deseler duygular tavan yapmış… Oyuncak hikayesi filmi yaşıtlarımın dünyasında çocuklarını büyüttükleri en önemli seri, nasıl sevmem? Fakülteli üç gencin annesi olarak, çocuklarımla izlediğim önceki filmlerin kahramanları ile yeniden karşılaşmanın yaratacağı duygusallık daha ilk sekanslardaki öncesi sonrası söylemiyle daha da artıyor. Öyle ki serinin önceki filmleri hatta sıkı eleştirilere maruz kalan dördüncüsü de dahil olmak üzere filmleri öyle bilirkişilerin eleştirilerine bakmadan çoluk çocuk neşe ile izlemiştik. Bence sinemadaki özellikle devam filmleri kuşaklar arasında duygusal bağ kurulmasını kolaylaştırıyor. Toy Story serisi de öylece geçip giden değil, iz bırakan animasyonlardan..

Son hikayede küçük bir düşüş derecesi kaydetse de oyuncak hikayesi her karesinde herkesi tutuklu gibi beyazperdeye bağlıyor. Ve samimiyetle açıkça hiçbir oyuncağın asla son kullanma tarihi olmayacağını seyircinin gözüne sokarak vurguluyor. Hatta ilk dijital oyuncaklardan olan Smarty Pants adındaki tuvalet eğitimcisi, fotoğraf çeken kameralı bir oyuncak ya da eski navigasyon teknolojilerini temsil eden bir oyuncak aletin bile unutulmuşluğunun zekice kurgulanmış hali sizi çekmecelerdeki teknoloji çöplüğünüze döndürebilir. Ve eski teknoloji de kalmış, yatak altlarına, garajlara kutulara sığınmış olsalar bile her zaman işbirliği içindeler. Ivır zıvır diye oraya buraya konuşlanmış neleriniz vardır kim bilir. Dile gelseler, sitem ederlerdi tabii. Kafama takılan bir konu da oyuncak fiziki olarak çok önemli iken ne ara dilimize küçümseyici ifade etmek anlamında “oyuncak etmek” diye kullanılır oldu? Dilimizin evrimi işte…

“Toy Story 5“de Bu kez oyuncaklar, çocukların kendilerini teknoloji dünyası yüzünden unutma tehlikesinin önüne geçmek için kenetleniyor, planlar yapıyor ve komik, sürükleyici ve  duygusal bir hikayeyle karşımıza çıkıyorlar. Yine harika bir tempo… Oyuncaklara hayat veren kuşkusuz çocukların hayal gücü ve günümüz çocuklarının o parlak ekranlara hapsedilmesinin önüne geçerek, asla unutulmak istemeyen kahramanların  arkadaşlık için emek vermek istemeyen bütün çocukları uyandırmaya güçleri yetecek mi acaba?

Toy story’lerin 6 yaş üstü olduğu malumunuz.. Ama  60 yaş üstünü bile çekebilir kanımca… Bilgisayarla yapılan uzun metrajlı animasyon filmlerinin atası olduğunu da hatırlattıktan sonra gayet kemik bir izleyiciyle, altıncısının da geleceğini Pixar filmin sonunda hissettirdi.. Bu da sürpriz olsun. İsterse 3 ‘ten sonra bu yolda yürümeyiz diyenler de gelmesin yol uzun ve yapımcıları için karlı görünüyor. 30 yılda 16 milyar dolar gelir sağlayan bir konuyu köpürtmek ve her bir oyuncaktan kahraman yaratmak böyle köklü bir kuruluşu zorlamasa gerek. Üstelik bu ilk Toy Story’nin şirketi kapanmanın eşiğinden kurtardığını da hesaba katarsak neden devam etmesinler? Küresel çapta ve 2006 dan sonra da Disneyland ile yarattığı etkiyi de hesaba katarsak, mahşerin atlılarından biri olduğu gerçek Toy Story serisinin.

Yeni filmde  en merak edilen sorulardan biri Woody nasıl geri döndü sorusunun cevabı olacak herhalde.. öyle tatlı ve doğal şekilde Tom Hanks‘in sesiyle Woody’yi izliyoruz ki hem de hafif kel haliyle, bir ara pançosuyla da gördüğümüz dönüş öyküsünü keyifli izlemelere bırakalım…

Dedik ya her oyuncaktan bir başrol çıkabilir diye.. Bu kez başrolde güçlü, etkili karakter olarak kadın şerif Jessie var.  Kararlı bağımsız hiç vazgeçmeyen, duygusal derinliğiyle büyüleyen sevimli Jessie, Emily’nin evini ve salıncağını da ziyaret ediyor..  Burada Pixarcılar herhalde erkek kahramanların hep öncü olması eleştirisini ortadan kaldırmak istemişler gibi görünüyor. İzleyen her yaştan insanı yüksek duygulara taşıyacak bir sürprizi olacak ki filmin sonlarına doğru  bayılacaksınız.

Buzz Lightyear hayranları burada mısınız? Disney’in marka değerine büyük katkıda bulunduğu ışık yılı tutkunları, sıkı durun sadece kendisi değil, ordusu karşılayacak sizi. Üstelik hikayenin yönünü sürpriz şekilde değiştirecekler. Çok gülümseyeceksiniz çok.. Dayanamayıp yazıyorum, nasılsa izleyeceğinizi bildiğim için_ Buzz sonunda  Jessie’e evlenme teklif ediyor. Nasıl olduğunu ve sonuçlandığını yine “Toy Story 5“e bırakalım.

Filmin çocuk kahramanlarının merkezinde olan Bonnie Anderson, Andy den daha önceki filmlerde devraldığı oyuncaklarını, oyuncak başrolünde kız şerif Jessie karakteri ve onun konuşmasa da çok aktif at dostu Bullseye çok sevmesine rağmen, işin bütün büyüsünü hayatına giren kurbağa kılıklı tablet Lilypad bozar. Küçük kızın bütün vaktini alır. Oyun  ve arkadaşlık algısını sanal dünyaya çevirir. Bu dünyada arkadaş olmak istediği diğer kızlar da Bonnie’yi dışlarlar. O da kabul görmek için sadık oyuncaklarını… Jessie asla vazgeçmez, o sıralarda oyuncak kurma operasyonlarında olan Woody ‘den yardım ister.. Bir dizi olaydan sonra Lilypad’in bile fikirlerinin değişiminde teknolojik aksaklıkların yetersizliklerin komikliğine gülüyorsunuz.

Buzz ile ilgili spoiler vermemek için yazmıyorum, yıldız kumanda uzay korucusu ordusuyla sizi karşılayacak ve Woody ile tatlı tatlı atışacak… Serinin sinemaseverlerine sürprizleri olacak. İlk filmde tek ebeveynli Andy‘ye karşın bu kez Bonnie’yi anne ve babasıyla birlikte görüyoruz. “Toy Story 5” için yaratılan özel bir karakter de hayvanlarla hatta Jimmy Dean adında bir domuzla  arası çok iyi olan ve Daffodil adında gerçek bir atı olan Blaze.. İki kızın dostluk öyküsü son filmden bu yana geçen yedi yılı telafi edecek taze kan damarlarından.

Nedense oyuncaklarla ilgili söz dolanıp geldiğinde aklıma hep  bizim Sunay Akın‘ımız gelir. “İki çocuk rahatlıkla oturduğumuz kapı eşiğine / kendi başıma zor sığıyorum bugün / büyüdükçe insan yalnız mı kalıyor” diye sorar… Yeni doğan çocukların eline tablet verip de sonra günah çıkaran bizler kendi yalnızlığımızın farkına ne zaman varacağız acaba? Teknolojik iyimserler ufuklarımızı genişletmek için sanal topluluklara ve deneyimlere ihtiyacımız olduğunu söylese de bu süreçlere ulaşmadan çocuklarımıza bir oyuncağa dokunmanın, onu içselleştirmenin ve hayallerine katmanın hatta korumanın neleri temsil ettiğini hissettirmeyi unutmayalım, yanında olalım derim.

Toy Story’nin yönetmenleri değişse de müzikleri hep Randy Newman imzasını taşıyor. Yine serinin hayranlarını atmosferi kuvvetle yaratan müziklere ek olarak 5 yaşından beri Toy Story çocuğu olan, galada at nalı kolyesi ve paskalya yumurtasıyla dikkat çeken ve Jessie’yi ikinci doğası gibi gören Taylor Swift‘i de duyacaklar. Bu arada filmin sonunda Shazamlamak isterken kırmızı ışıkla ikaz edildim. “I KNEW IT,I KNEW YOU’’. İndireceksiniz eminim..

Sözü bağlayalım. Filmi izledikten sonra  hemen klavyenin başına geçmedim tabii. Saçları ve kirpikleri seyrelmiş Patoş (yazım hatası değil gerçekten p harfiyle) bebeğimi, annemin ilk oyuncağı porselen yüzlü Nilgün bebeği, kızım Hasta hanedeyken koşa koşa kardeşinin kapanmak üzere olan bir dükkandan yalvararak aldığı Barbie bebeği, annemin kolu olmadığı için özenle diktiği kıyafetle kamufle ettiği bebeği, bugüne kadar koruyup kızıma sakladığım için kendi Toy Stroy’min kahramanı gibi hissettim.. Bakalım sizin anılardan neler çıkacak?…

O zaman eski seriden hatırda kalanla bitirelim. Klasik kahramanımız Woody oyuncaklara der ki ”Sizinle ne kadar oynadığı önemli değil, ihtiyacı olduğu zaman orada mısınız? Bu önemli .

Ayrıca oyuncak kardeşliğinde “ihtiyacı olan” diye bir durum olmadığını biliyorsunuz.. Oyuncak bağışları, değiş tokuşları   bütün çocukların çocukluklarına renkli taşlar bırakmaz mı? Her çocuğun hakkı değil mi oyuncaklara kavuşmak?

Yönetmen / Senaryo : Andrew Stanton, McKenna Harris

Görüntü Yönetmeni : Jean-Claude Kalache

Müzik : Randy Newman

Seslendirme Oyuncuları : Tom Hanks, Tim Allen, Joan Cusack, Greta Lee, Craig Robinson, Conan O’Brien, Tony Hale, Wallace Shawn, Bonnie Hunt

ABD / Animasyon-Aile-Macera / 102 Dk.

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz