Koloni
Dünyayı kadınlar kurtaracak!
Protest ve feminist bir film, sadece bilimkurgu ve aksiyon değil!
Filmde üç karakter vardı ki sonuna kadar cesur, yardımsever, akıllı ve yaşamlarını hiçe sayacak kadar özverili: Üç kadın! Bir ilginç saptama daha : akademik kariyeri olan iki kadın, aynı adamın sevdiği kadınlardı; biri ilk, biri ikinci karısı! Ve birbirlerine hiç kazık atmadan, insanlığı kurtarmak adına büyük işler başardılar!
Koloni’yi tanımlamak için bilimkurgu, gerilim, gizem, zombi, akıllarına ne gelirse yazmış editörler. Koreli yönetmen Yeon Sang-ho’nun yazıp yönettiği filmini biraz da görmeden, daha önce çektiği gerilim Busan’a Tren ve Peninsula filmlerine gönderme yaparak tanımlamışlar ama bu filmin bence önemli özelliklerinden biri feminist bir film olması! Hoppala, nereden çıkardın diyecek bütün erkekler şimdi, ama işte kadın gözünün farklılığı da burada: filmin hemen her karakteri kötüydü, ama üç karakter vardı ki sonuna kadar cesur, yardımsever, akıllı ve yaşamlarını hiçe sayacak kadar özverili: Üç kadın! Bir ilginç saptama daha: akademik kariyeri olan iki kadın, aynı adamın sevdiği kadınlardı; biri ilk, biri ikinci karısı! Ve birbirlerine hiç kazık atmadan, insanlığı kurtarmak adına büyük işler başardılar, yaşamlarını hiçe saydılar ve erkeklerin hiç aklına gelmeyecek çözüm yolları buldular. Üçüncü kadın ise, tekerlekli sandalyeye mahkum, özürlü bir kadındı ama o da yaşamını hiçe sayarak pek çok kişinin bir felaketten kurtulmasını sağladı.
Yöneticilerle dalga geçti
Koloni, elbette sadece feminist değil, aynı zamanda protest bir filmdi de: Yönetmen, baştan sona hükümeti, askeri, polisi yerdi, yermek ne kelime, küçük düşürdü, rezil etti! En yeteneksiz, en sığ düşünen tipler, polisler, kumandanlar, hükümet üyeleriydi! Ve herkesin pes edip kaçtığı ortamda üç kadın bütün ülkeyi ve insanlığı kurtarmak için uğraştı. Hem de bilgileri, zekaları, akıl yürütmeleri ve soğukkanlılıkları yanında gözü peklikleriyle. O yüzden beni görüp te “Bu zombi filminde senin ne işin var?” diyenler sonra filmi izledikten sonra ve beni ağzım kulaklarımda bayılmış çıkarken görünce hak verdiler, ama kadınlar. Erkeklerin bazıları, üstelik ustalarımız, filmi sadece komik denecek kadar saçma bulmuştu. Her bilim kurgu filmine saçma diyebiliriz zaten. Nereden baktığınıza bağlı.
Filmin konusu
Beni biraz da bu açıdan sarsmış olabilir film: çünkü konusu iletişim üzerine. İletişim sosyolojisi uzmanlık alanım olduğu için sadece insanların değil, arıların, karıncaların ve diğer canlıların iletişim kurma yollarını kullanarak bir topluluğu önce virüs bulaştırıp sonra kendi kölesi haline getirmek, üzerinde düşünülürse çok daha büyük fikir tartışmalarını birlikte getirebilir: bir toplumu iletişim yoluyla etkileyerek rejime kul köle yapabilirsiniz, tabii ağzından köpükler saçmadan ve gözlerini devirmeden; o kadarı da filmin gerilim dozu için diyelim.
Bilimsel kısmı
Film aslında akademik bir kavganın izini sürüyor: bir araştırma laboratuarının başındaki bilim adamı, bir yanlış uygulaması yüzünden işinden oluyor ve oğlu bunu bir kin ve öç alma konusu haline getiriyor. İşi maymunlar üzerinde deneyler yaparak insanları da köleleştirmeye kadar götürüyor. Bilimsel bir konferans sonrasında ortaya çıkarak insanlara virüs aşılayan ve kölesi haline getiren genç adam, sonuna kadar “aşısı onda olduğu için” öldürülmeden müdahale edilerek sağ kalıyor ama olaya müdahale sürecinde başta asker ve polis üst düzey yetkililerin yanlış kararları, iş bilmez tavırlarıyla ciddi ciddi dalga geçiliyor.
Sonunda oradan enfekte olmadan kaçmaya çalışan gruptan sadece iki kadın sağ kalıyor. Ve umut onlarla geliyor. Bütün bu süreç boyunca ölen, öldüren gırla gitti. Prodüksiyonu ve çekimi hiç de kolay olmayan sahneler, kaçmalar, kovalamacalar, zombiye dönüşen insanlar ya da sadece kendilerini kurtarma çabasına girenlerin karakterleri bir bir açığa çıkıyor. İzlerken heyecan vaat eden, düşündüren, bilimsel dayanakları olan ve insan analizleri yapan filmi ben her açıdan çok beğendim! Oyuncular da çok başarılıydı, sadece başrol değil, o zombileri oynamak hiç de kolay olmasa gerek, kan ve salya içinde, sürekli gözlerini pörtleterek ve yerlerde sürünerek, Çok zor muhtemelen.
Çamurda, toprağın içinde yoksulluktan debelenen Güney Korelileri savaştan kurtarmaya gitmiştik. Şimdi dünyanın her alanda en önde gelen ülkelerinden biri oldular. Koreliler gerçekten çok ilginç insanlar… Kore sinemasından daha çok örnek izlemeye gayret edeceğim, bundan sonra.
Yönetmen : Yeon Sang-ho
Senaryo : Yeon Sang-ho, Gyu Seok Choi
Görüntü Yönetmeni : Bong-sun Byun
Oyuncular : Jun Ji-hyun, Koo Kyo-hwan, Ji Chang-wook, Gianna Jun
Güney Kore / Bilimkurgu-Aksiyon-Macera-Gizem-Korku / 122 Dk.












