Siyah Top / La Bola Negra
EŞCİNSEL BİR “APOCALYPSE NOW”
“SİYAH TOP” yönetmenlerine Cannes’da Mizansen ödülü getirdi
Filmin konusu İspanya Cumhuriyeti (1932), İspanya İç Savaşı (1937) ve 2017’de 3 eşcinsel erkeğin gözünden anlatılıyor. Milliyetçiler tarafından öldürülen Federica Garcia Lorca’nın bir futbolcuyla olan ilişkisini anlatan tamamlanmamış romanı filmin merkezinde yer alıyor. Yoğun kurgu ve sürekli zaman sıçramaları filmi izlenmesi zor ve yorucu yapıyor. Vaad ettiğini karşılamayan, disiplini olmayan bu 155 dakikalık müzikal melodramı ben sevmedim.
79. Cannes Film Festivali’nde yarışan 3 İspanyol filminden biri olan, müzikal dram “Siyah Top / La Bola Negra” yönetmenleri Javier Calvo ile Javier Ambrossi’yi En İyi Mizansen Ödülü’ne ortak yaptı. Pawel Pawlikowski “Anavatan / Farherland” bu ödülü İspanyol yönetmenlerle paylaştı. Filmdeki hikaye İspanya Cumhuriyeti (1932), İspanyol İç Savaşı (1937) ve 2017 İspanyası arasında gidip geliyor. Sarsılmış, harap olmuş ve kana bulanmış bir ülkenin tarihindeki bu 3 önemli durak, hayatları birbirine bağlı 3 genç eşcinsel erkeğin gözünden inceleniyor.
Merkezi tema, Federico Garcia Lorca’nın (1936’da Milliyetçiler tarafından suikaste uğrayan ve öldürülen ünlü yazar) tamamlanmamış romanı “Siyah Top / La Boule Noire” ve İspanya İç Savaşının kurbanlarından biri olan eski Atletico Madrid oyuncusu Rafael Rodriguez Rupin ile olan ilişkisidir. Burada, çatışmalar hem miras alınan acıyı hem de sanatın nasıl mirasımızın bir parçası haline geldiğini araştıran bir anlatının arka plamnını oluşturuyor.
Bu konuyu “Karanlık Taş / La Piedra Oscura” adlı tiyatro oyununda işleyen Alberto Conejero da filmin senaryo ekibinde yer alıyor. Futbolcu Rupun İspanya İç Savaşında hayatını kaybetmişti. Lorca’nın mirasını sinemasal açıdan etkileyici bir biçimde yeniden yorumladığı için beğenen eleştirmenler “Siyah Top”u hem klasik bir tarihi destan, hem filmdeki karakterlerin Lorca’nın şiirsel dünyasını canlı biçimde yansıttığını anlatının sabırlı ilerleyen şiirsel atmosferini öven eleştirmenler filmi hem görsel hem de dramatik anlamda etkileyici buldular. Hem klasik sinemaya hem de çağdaş duyarlılığa sahip epik bir film olarak, İspanya’nın bastırılmış queer tarihini güçlü bir şekilde sahiplendiği için “Siyah Top” övgüyü hak ediyor. Federico Garcia Lorca’nın mirasını yaratıcı bir biçimde işleyerek onu sahiplenen film Cannes jürisini de etkilediği için kendisine ödül listeside yer buldu.
Film şimdiden Oscar’da En İyi Uluslararası Film dalında ve NETFLİX’in yapacağı tanıtım kampanyasıyla diğer dallarda ödül alabileceği konuşuluyor. Lorca’nın kayıp olduğu varsayılan bir metni etrafında kurulan hikayenin tarihsel belleğini yeniden canlandırma projesine, filmin 2 yönetmeni tutku ve samimiyetle katılıyorlar. Bu son derece cüretli proje, görünmez bağlar aracılığıyla eşcinselliğin ebedi ve evrensel temasına odaklanıyor. Film, sarsılmış, ihlal edilmiş bir ülkedeki 3 dönüm noktasında, birbirine yakından bağlı 3 genç eşcinselin gözünden aktarılıyor. Burada, çatışmalar, acıya, miras aldığımız acıya ve sanatın mirasımızdaki yerine odaklanan bir öykünün zeminini oluşturuyor. Bu, uyum içindeki oyuncu kadrosuyla canlandırılan, hem modern hem de tarihi unsurları bir arada barındıran film, zengin fikirli bir mizansenle işleniyor.
FİLMİN ZAAFLARINA GELİNCE
Filmin 3 zaman diliminde geçen öykülerinin tek tek ilgi çekici olduğunu, ancak bir araya geldiklerinde berklenen, hedeflenen duygusal etkiyi yaratamadığını düşünüyorum. Yoğun kurgu ve sürekli zaman sıçramalarının, filmi izlenmesi zor ve yorucu yaptığını söylemek mümkün. Ben kendi hesabıma aynı ilgiyle izleyemediğim filmin 155 dakikalık süresiyle pek sevemediğimi belirtmeliyim. Lorca’nın mirasını fazla ticari ve duygusal bir çerçevede kullanan film, tarihi belleği melodrama dönüştürerek puan kaybediyor. 3 zaman dilimi arasında yapılan kafa karıştırıcı geçişlerin zaman zaman karmaşık olmasıyla, duygusal tonunun aşırı melodramatik olmasıyla film eleştirilebilir. Televizyon dizilerindeki alışkanlıklarını bu ilk filmlerinde kullanan yönetmenler, TV dizierindeki paralel kurgu modeline fazla yaslanarak filmin sinemasal özgünlüğünü ikna edici olmaktan uzaklaştırmışlar.
3 farklı dönemde ilerleyen uzun süreli, zaman zaman kontrolünü kaybeden film geniş kapsamlı ama disiplini olmayan bir melodram. Benzer konularda filmleriyle tanınan Pedro Almodovar’ın klasik dönem filmlerinin duygusal zenginliğine ulaşamayan “Siyah Top”, Almodovar’ın anlatımındaki zerafet ve ritmi yakalamaktan uzak kalıyor. Javier Calvo ile Javier Ambrossi İspanya’da çok popüler olan aynı ismi kullandıkları için “Los Javis” olarak anılıyorlar. “Los Javis” bir bulmaca gibi anlattıkları hikayeyi, önceden ikna olmuş bir izleyici kitlesi için tasarlanmış bir eşcinsel film klişesi formatında anlatıyorlar. Calvo ve Ambrossi “Zehir / Veneno”, “Paquita Salas” ve “Mesih / La Mesiah” adlı TV dizilerinden tanınıyorlar. “Los Javis” İspanya tarihini konu alan “Siyah Top” ile ilk yönetmenlik deneyimini yaşadılar.
Film 1932, 1937 ve 2017 zaman dilimi ile İspanya’nın 3 döneminde, 3 ayrı hikaye ile birbirine bağlı 3 erkeğin hayatlarını konu alıyor. “Siyah Top” Lorca’nın idam edilmesinin nedenini filmin karakterleri aracılığıyla gözlere sermeyi deniyor. 1932’de Sanjuro darbe girişimine giden günlerde, varlıklı bir ailenin varisi Carlos’un karşı karşıya kaldığı ikilemde Natalia ve Antonio birer erdem timsali olarak karşımıza çıkıyor. Genç adam eşcinselliğini gizleyip gizlememeye karar vermek durumunda kalır. 85 yıl sonra hikayenin kalbinde, İspanyol bir folkorist olan Alberto vaktini Yunan müziği plakları satın almakla geçirirken, büyükbabasının gizemli bir mirasa sahip olduğunu öğrenir. Filmin ikinci bölümünde, İspanya İç Savaşı döneminde sahne alan şarkıcı ve gösteri sanatçısı Nené Romero karakterini canlandıran Penélope Cruz filme renk katıyor. Nené savaşın acımasızlığı içinde insanlığını korumaya çalışan bir figür olarak, filmin temel temaları olan sevgi, kimlik, şefkat ve hafızayı güçlendiriyor.
PENELOPE CRUZ FİLME RENK KATIYOR
Penélope Cruz’un ekran süresi az olmasına rağmen, bilhassa filmin en başarılı sekanslarından biri olan müzikal sahnede, karizması ve coşkusuyla öne çıkıyor. Reuter’s verdiği röportajda Cruz, bu projeyi kabul etme nedeninin rolünün büyüklüğü değil, filmin Lorca’nın mirasını ve LGBTQ + bireylerin görünürlüğünü merkeze alan güçlü mesajı olduğunu söyledi. Ancak 155 dakikalık filmin dağınık ve disiplinsiz olduğu, aşırı melodramatik olduğu için incelikten uzaklaştığı, hikayesinin zaman zaman dağıldığını unutmamak lazım. 16 Aralık’ta ABD’de vizyona girecek film yalnız bu ülkenin NETFLİX’inde gösterilecek. Eşcinsel temalı filmlerin Oscar yarışında pek şansı olmadı. Oscar’da 3 ödül almasına rağmen “Brokeback Mountain” En İyi Film Ödülü’nü alamadı. Tek istisna 2017’de Barry Jenkins’in “Moonlight”ıyla oldu.
Kimlik, hafıza, özgürlüğün savunması temaları etrafında dönen “Siyah Top” hakkında Javier Calvo : “Başından beri bir savaş filmi yapmak istedik. Gerçekten de eşcinsel bir savaş filmi olan Francis Ford Coppola’nın “Kıyamet / Apocalypse Now”ı veya Elem Klimov’un epik savaş filmi “Gel de Gör” gibi filmleri seviyoruz. Eşcinsel insanlar da aynı sinematik hırsla kendi savaş hikayelerini neden anlatmasınlar ki ? Hayran olduğumuz türün destanlarıyla rekabet edecek popüler, iddialı bir film yapmak istedik. Bir eşcinselin kalbi sırlarla doludur” dedi. Filmin 2 eşcinsel yönetmeninin özel hayatını merak edenler için bir not ekleyeyim. Javier Calvo ile Javier Ambrossi uzun yıllar yaşadıkları birlikteliğe “Siyah Top” projesinden önce son vermişlerdi. Oyuncu kadrosunaki Amerikalı Oscar Ödüllü Glenn Close için de bir notum var. Tek kelime İspanyolca bilmemesine rağmen rolü kabul eden prestijli aktris aylarca bir dil koçuyla çalışarak, tüm sahnelerini bu dilde oynamış.
Oyuncu kadrosundaki, yan rollerde kısa ama çarpıcı bir performans sergileyen, Woody Allen’in “Vicky Cristina Barcelona” ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar Ödüllü’nü kazanan Penélope Cruz bu ödüle 8 kez aday gösterildi. Cruz Cannes Film Festivali’nde Almodovar’ın “Volver”i ile En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı. Aynı yönetmenin “Madres Paraleles”iyle Venedik’te En İyi Aktris Volpi Kupasının sahibi oldu. Almodovar’ın fetiş aktrisi (yine Cannes Ödüllü) Lola Duenas’ın da “Siyah Top”ta kısa bir rolü var. Her ikisi de Madrid doğumlu olan yönetmen Javier Calvo (1991) ile Javier Ambrossi (1984) hem tecrübeli birer oyuncu, hem yapımcı ve senaryo yazarı. Calvo 100, Ambrossi 120 filmde oyuncu olarak yer almışlar. İspanyol ikili son Cannes Film Festivali’nde 2 kez kırmızı halıda boy gösterdiler : Almodovar’ın “Acı Noel”inin oyuncu kadrosundaydılar.
Yönetmen : Javier Calvo, Javier Ambrossi
Senaryo : J.Ambrossi, J.Calvo, Alberto Conojero
Görüntü Yönetmeni : Gris Jordana
Müzik : Raul Fernandez Miro
Kurgu : Alberto Gutierrez
Oynayanlar : Miguel Bernardeau, Carlos Gonzales, Penélope Cruz, Lola Duenas, Glenn Close, Julio Torres
İspanya / Dram-Müzik-Romantik-Savaş / 155 Dk.











