Netflix’de Berkun Oya’nın fenomen dizisi “Bir Başkadır”

Türk Dizi Tarihinin en sağlam oyunculuk gösterisi…

Bir haftadır nerdeyse bütün Türkiye Neflix’in hâlen 16 ülkede “Top Ten” listelerine girmiş olan yeni Türk dizisi “Bir Başkadır”ı konuşuyor. Birileri “Netflix’in yapmış olduğu en iyi dizi” diye göklere çıkarırken, bazıları da yerden yere vuruyor. Bir televizyon kanalında baş örtülülerin hep temizlikçi ya da hizmetçi olarak gösterilmeleri uzun uzun tartışılmış. Diziyi muhafazakârları yüceltip seküler kesimi aşağıladığı için eleştireni de var, “İslam karşıtı Netflix”i başörtüsünü cinsel obje olarak göstermekle suçlayanı da.

Bir eleştirmen kardeşimiz ise “serebral palsi hastası kardeşin harika oyunculuğu dışında” her tarafını kötüleyerek sert bir şekilde eleştirmiş. Herkesin fikrini açıklama özgürlüğüne tabii ki saygım var; sadece bu eleştirmen arkadaşa “serebral palsi’li” Rezan’ı gerçekten de büyük başarıyla canlandıranın, “Bornova Bornova” (2009) ile 46. Altın Portakal’da En İyi Erkek Oyuncu, 23. ve 17. Afife Jale Tiyatro Ödüllerinde ikisini de Berkun Oya’nın yazıp yönettiği “Babamın Cesetleri” (2013) ve “Dünyada Karşılaşmış Gibi” (2019) ile Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu ödüllerini kazanmış olan, kuşağının en iyi oyuncularından Öner Erkan olduğunu hatırlatmak isterim.

Mini dizinin yaratıcısı Berkun Oya, aslında sinema ve tiyatro seyircisinin hiç te yabancısı olmadığı bir isim. Oya, on parmağında on marifet bir sanatçı. Çoğunun yönetmenliğini, dekor ve kostüm tasarımını yaptığı bol ödüllü 13 oyun yazmış, tiyatro ve sinemada oyunculuk yapmış, yazıp yönettiği, kurgusunu yaptığı “İyi Seneler Londra” filmi ona 2008 Uluslararası Strasbourg Film Festivalinde “en iyi yönetmen” ödülü getirmiş. 1998’de Ali Atay ile birlikte kurduğu Krek Tiyatro Topluluğu, kuruluşundan beri genel direktörü olan Oya’nın “Iska” haricinde hepsini yazıp tamamını yönettiği, devamlı kapalı gişe oynanan birbirinden etkileyici oyunlarla bir tiyatro efsanesine dönüşmüş. Bu benzersiz tiyatro deneyimini 2010 yılından itibaren Santral İstanbul’daki binasında sürdüren Krek, Bilgi Üniversitesi sahibi olduğu bu mekânı kiralamaktan vaz geçince Oya bir süre tiyatro yapmamaya karar vermiş. İzleyicinin özlemle beklediği dört sezonun ardından Berkun Oya, yazıp yönettiği, Sahne ve Kostüm Tasarımlarını yaptığı “Dünyada Karşılaşmış Gibi” ile 2018- 2019 tiyatro mevsiminde yine olağanüstü bir tiyatro olayı yaratmış.

Adını, Ayten Alpman’ın seslendirdiği, Fikret Şeneş’in bir Yahudi halk ezgisinden uyarlamış olduğu “Memleketim” şarkısından alan “Bir Başkadır”, türbanlı başkişisinin etrafında dönen, kapalısından entelektüel elitine, depresifinden lezbiyenine, yogacısından engellisine, yalıda yaşayanından temizlikçisine, çağcıl çapkınından dindar hocasına, Türkünden Kürtüne, ülkenin her kesimini bir arada anlatmaya çalışan bir dizi. Zaten Netflix’in yurt dışı kanallarındaki adı, sözlük anlamı “bir kültürün, topluluğun ya da toplumun kendine özgü niteliği; ruhu ya da dini” olan “Ethos”.

Bir Başkadır”, Beykoz’un köy koşullarını aratmayan bir kenar mahallesinden yola çıkan “kapalı” Meryem’ın, tarlalar, çamurlu yollar, patikalar, otobanlar aşarak, uzun bir otobüs yolculuğuyla şehrin öteki yakasında temizliğe gittiği eve vardığı uzun sekansla açılıyor.

Bu aşırı uzun sahne sanki, evimize temizliğe gelen, kahvemizi getirdiğinde arada bir sohbet ettiğimiz, farklı görsek de öteki olarak algılamadığımız (ya da algılamamaya çalıştığımız) insanların bize hem çok yakın hem de çok uzak olduklarının, aynı dünyaya girebilmek için aşılması gereken çok büyük bir mesafe olduğunun simgesi.

Meryem’in temizliğe gittiği Sinan’ın evinde bayılmasıyla bir flashback yaparak bir yıl öncesine dönen “Bir Başkadır”, o noktadan itibaren 6-7 saat süren tek bir film olarak kronolojik olarak gelişiyor ve 8. Bölümün sonunda başlangıç anına dönerek finale ulaşıyor.

Askerliğini komando olarak yapmış olan, işleri bozulduğundan beri bir gece kulübünde güvenlikçi olarak çalışan abisi Yasin (Fatih Artman), onun kendine zarar vermeye yatkın, hep yorgun, hep bitkin karısı Ruhiye (Funda Eryiğit) ve onların iki çocuğuyla birlikte yaşayan Meryem (Öykü Karayel), önce halasının kızının Erzincan’daki düğününde, sonra komşunun kızının nişanında, bir de Esra Erol’un evlilik programını izlerken durup dururken bayılmış. Meryem devlet hastanesinde psikiyatrist Peri’yle (Defne Kayalar) ile konuşurken başlayan öykü, oradan Peri’nin süpervizörü psikiyatrist Gülbin’e (Tülin Özen), Gülbin’in arada bir görüştüğü, rezidansta yaşayan varlıklı, ilişkisi olduğu bütün kadınları nesnelleştiren seks düşkünü Sinan’a (Alican Yücesoy) geçiyor.

HDP’li Gülbin’den AKP bağlantılı kocası Civan (Nazmi Kirik) sayesinde zenginlemiş ablası Gülan (Derya Karadaş) ve özürlü kardeşi Rezan’a (Öner Erkan) atlayarak, Meryem’le ailesinin ne olsa danıştıkları Ali Sadi Hoca’ya (Settar Tanrıöğen), hocanın kalp hastası karısı Mesude’ye (Gülçin Kültür Şahin) ve hissetmediklerini sırf annesiyle babasının hatırı için kabullenen kızları Hayrünnisa’ya (Bilge Önal) uzanan, hemen herkesin şu veya bu şekilde izlediği “total” bir dizinin ünlü oyuncusu Melisa’yı (Nesrin Cavadzade) da içine alan bir ilişkiler yumağı içinde günümüz Türkiye’sinin ustalıklı bir resmini çiziyor.

Spoiler vermemek için konuya pek girmek istemiyorum ama, Berkun Oya’nın metninin tüm karakterlere getirdiği gerçeklik ve derinlikten mutlaka söz etmem gerekiyor. Berkun Oya’nın yazıp yönettiği, henüz 22 yaşında bir konservatuar oyuncusu iken Karayel’e çok sayıda ödül kazandıran Krek’in ünlü yapımı “Güzel Şeyler Bizim Tarafta”nın başkarakteri türbanlı Ayşe ile çok yakın akraba olan Meryem, Oya’nın da, kendisini olağanüstü bir yorumla var eden Öykü Karayel’in de yabancısı olduğu biri değil. Karayel, sadece mimikleri ve ses tonlamalarıyla değil, satır aralarında söyleyemedikleriyle de çok başarılı. Kimsenin doğru dürüst dinlemediği, abisininse dinlemek bir yana, her lafını ağzına tıkadığı Meryem’in başlarda izlediği dizilerin etkisiyle evine temizliğe gittiği Sinan’a hayran olmasını, ancak onu insan yerine koyup uzun uzun konuşan, çağcıl felsefeyle inancı kendince bağdaştırmaya çalışan Hoca’nın geveze müridi Hilmi’den (Gökhan Yıkılkan) ilgi gördükçe ona ısınmasını dantel gibi işleyerek nerdeyse sadece bakışlarıyla aktarması çok etkileyici.

Ama Oya, sadece Meryem’i değil istisnasız bütün karakterlerini kanlı canlı ve gerçek olarak yazdığı için müthiş inandırıcı.

Misafir oyuncular Nur Sürer ve Taner Birsel’in canlandırdıkları “kapalıları öcü gibi gören” anne babanın kızı olan Peri, onlardan devraldığı önyargılarla yaşayan, ancak eğitimi sayesinde kendi içindeki bu ayırımcılığın bilincinde olan, fakat isyan etse de kendinin engelleyemeyen bir karakter. Az tanıdığımız Defne Kayalar, çok katmanlı oyunculuğuyla Peri’nin ikilemini, kırılgan egosunun her türlü yakınlaşmaya şüphe ile bakışını, giderek de Meryem ile oluşan aktarımın bir bakıma kendisini de tedavi etmeye başlayışını ustalıkla veriyor.

Peri ve Tülin Özen’in canlandırdığı süpervizör psikiyatr Gülbin üzerinden, bir psikiyatri seansının duyguları pek açığa çıkarmayan sakin ve dingin gidişatının altında ne fırtınalar yattığı, danışan-danışman ilişkisinin söylen(e)meyenleri ustaca aktarılıyor.

Özgür ve modern Gülbin karakteri ustalıkla çizilmiş ve oynanmış da olsa, kadının olası HDP taraftarı ilerici yönüyle ablası Gülan’ın işbirlikçi davranışlarının karşı karşıya getiren Oya’nın Kürt davasını da diziye katma çabası kanımca epey zorlama kalıyor. Bu yapaylık ve oturmamışlık etkisi, Kürt babanın özürlü oğluna şarkı söylediği sahnenin tüm dizinin belki de en güzel anı olmasını engellemiyor tabii ki.

Kadınlar üzerinden devam edersek, Oya, intihar eğilimli depresif Ruhiye’nin sorunsalını azar azar açarak, bir içsel ve fiziksel yolculuk üzerinden kendi geçmişiyle yüzleşmesini ustaca aktarıyor. Funda Eryiğit zorlu karakterin yorumuyla bir kez daha büyük oyuncu olduğunu kanıtlıyor.

İstanbul’da anne ve babasının hatırına istemediği bir hayatı yaşayan Hoca’nın kızı “evlatlık” Hayrunnisa, sonunda okulunun olduğu Konya’ya dönerek hem hayatını baş ıaçık olarak hem de cinselliğini yaşamak istediği gibi sürdürmeye karar veriyor.

Geldik erkeklere.

Klasik erkek egemen toplumun temsilcisi Yasin, hep son sözü söyleyen, yasakçı, dediğim dedik Türk erkeği olarak, iki boyutlu bir kişilikmiş gibi görünse de, Oya karakteri giderek açarak gizli erdemlerini birer birer ortaya çıkarıyor. İlk kez “Dünyada Karşılaşmış Gibi”de izleyip çok beğenmiş olduğum Fatih Artman müthiş başarılı bir yorumla, ilk başta haşin ve antipatik görünen bu karakteri, Ruhiye’yi iyileştirme çabalarının ya da köpeğin ısırmış olduğu bir kadına yardım etme dürtüsünün azar azar ortaya çıkmasıyla başlayarak, nihayet yüzleşebildiği karısına duygusal bağını giderek açarak başarıyla sevilesi bir kişiliğe dönüştürüyor.

Berkun Oya, ne iş yaptığını, hatta kim olduğunu bile tam olarak açmadığı Sinan karakterini anal dönem fiksasyonuna gönderme yaparak sık sık tuvalete sokuyor. Bu obsesif bağlanma korkusuyla karşısındakine devamlı mesafeli duran adamı, bir başka misafir oyuncu Nihal G. Koldaş’ın canlandırdığı annesiyle gördüğümüzde, “rahmetli” babasıyla bir alıp veremediği olduğu da ortaya çıkıyor. Her zaman iyi oyuncu olarak bildiğimiz Alican Yücesoy burada da çok iyi.

Ali Sadi Hoca, ailesine bağlı, inançlı bir emekli din adamı. Kafası çalışan düzgün biri olarak ilk başta Meryem’e sahte çiçekle gerçek çiçeği gösterdiği aklı başında bir ders veriyor. Hatta en sonda Meryem’in sahte Sinan’ı değil gerçek Hilmi’yi seçmesi bunu gerçekleştirir gibi. Ancak giderek Hoca’nın tüm hikmetinin bu çiçek hikâyesinde olduğu, kendisine her danışana aynı şeyleri anlattığı ortaya çıkıyor. Settar Tanrıöğen, Hoca’yı ustalıkla canlandırırken, karşısındakinin düşüncelerine de saygı duyduğunu, hatta başını açmaya karar veren kızının kararını onaylamasa da kabul ettiğini yansıtıyor.

Sonuç olarak, çektiği toplumsal tepkiler bir yana, kesinlikle bugüne kadar Netflix’de yayınlanmış en iyi dizi. Mutlaka izleyin derim.

Yönetmen / Senaryo : Berkan Oya

Görüntü Yönetmeni : Yağız Yavru

Kurgu : Ali Aga

Müzik : Cem Yılmazer

Oyuncular : Öykü Karayel, Fatih Artman, Funda Eryiğit, Defne Kayalar, Tülin Özen, Settar Tanrıöğen, Bige Önal, Nesrin Cavadzade, Alican Yücesoy, Öner Erkan, Gökhan Yıkılkan

Türkiye / Dram-Gerilim / 40 Dk. (8 Bölüm)

Film notum:

7 YORUMLAR

  1. Sevgili Erdoğan Mitrani; sizin verdiğiniz anahtarlarla çözdüğüm kodlar açısından düşündüğümde işi beğendim; sizin kadar incelikli düşünmemiştim ama yine de bu kodların 10-20 yıl geride kaldığını düşünüyorum. 2020’de Meryem de, Gülbin de, hele hele ablası da başka yerlerde! Böyle Hoca kalmadı, herkes çok daha kötü! Zaten 24 nolu otobüs de yok, Beykoz’da bile boş arazi kalmadı!

  2. Yazgülü, emin ol ki toplumsal ve siyasal açıdan senin yorumuna kesinlike katılıyorum. Dediğin gibi ne yazıktır ki böyle insanların artık kalmadığı, iyice kötücülleşmiş bir dünyada yaşamak zorunda bırakılmışız.
    Dizinin bakış açısı her türlü medyada artı ve eksi yorumlarıyla tartışıldığı ve bu tartışma büyük olasılıkla uzunca bir süre devam edeceği için, ben sadece sanatsal açıdan ele almayı yeğledim. Sinemanın ya da tiyatronun tamamen kendine has bir gerçekliği olduğunu ve bu gerçeklik içinde tutarlı kalındığı sürece başarılı bir iş çıkarıldığı düşüncesiyle yapımı çok başarılı bulduğumu belirtmek isterim. Zaten her türlü ayrıntıyı çok incelikli olarak düşünen Berkun Oya da aslında var olmayan 24 no.lu otobüs seferiyle sanırım paralel bir evrende geçen bir öykü anlattığını söylemek istemiştir.
    Bu vesileyle, hak etmeden aldığın yeni ceza için, ya sabır mı desem, geçmiş olsun mu desem ben de bilemiyorum. Umarım temyiz yolu açıktır.
    Sevgiler.
    Erdoğan Mitrani

    • Tşk ederim yanıtınız için. Günümüz Türkiyesinde bizim payımıza sadece ceza düşüyor. Bu dizide de benim mahallemin kadınlarına haksız bir yansıtma yapıldığını düşündüğüm için tepkiliyim. Ne Peri, ne Gülbin, ne Peri’nin annesi bu kadar yerilmeyi hak etmiyor. Ne de bu kadar sığ olabilirler. Ruhiye de ne çabuk iyileşti, ya baş kahraman yüzüğü görünce nasıl da sevinçten bayıldı o Fetöcü tipli imam çırağıyla “mutlu yuva” kuracak diye?

  3. Bu kadar berbat bi film olamaz, saatlerinizi boşa harcamayın, amaçsız saçma sapan konu içeren hep acaba şimdi hareketlenecekmi? Dediğim sahneler oldu, hep beklenti içindeydim ve maalesef hiç hareketlenmedi öyle durağan durağan devam etti,
    Hiçbirşekilde tavsiye etmiyorum oyunculuklara bişey demiyorum ama bu kadar basit bi konu ve bu kadar renklam diyorum pes…

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here